KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2021
- Esas no
- 2020/763 Esas
- Karar no
- 2021/1095
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/11/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16/12/2021
Karar Metni
1.186 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davanın yetkili ve görevli mahkemede açıldığını, müvekkili tarafından davalının sahibi olduğu ...... Basım Yayım Dağıtım adlı işletmeye kitap ve kırtasiye malzemeleri satıldığını ve borçlu tarafından 17/12/2019 vade tarihli faturaya istinaden ödeme yapılmadığını, alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa karşı Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarihte müvekkilinin adresinin değiştiğini, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin farklı firmalardan kitap ve kırtasiye ürünü aldığını, davacıdan alınan ürünlerin karşılığının ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Dava, davacının, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ....... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 9.259,91 TL asıl alacak, 979,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.239,88 TL alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi 26/10/2021 havale tarihli raporunda; her ne kadar davalı vekilince, davacının BA/BS formlarına göre alacak talep edemeyeceğini savunmuşsa da, gerek davacı ve gerekse davalı BA/BS formlarına göre, 9.418,40 TL tutarlı faturanın her iki tarafın BA/BS formlarında yer alıyor olması, keza, bildirim limiti altında olan 427,78 TL tutarlı faturanın 192,00 TL'lik kısmı için iade faturası düzenlenerek kalan kısmının kabul edildiği edildiği kayıtlardan sabit olduğundan, davacının 2018 yılından devir eden borç için yapmış olduğu 394,27 TL tutarlı fazla ödeme mahsup edildikten sonra davalının bakiye 9.259,91 TL borcu kaldığı hesap ve tespit edildiğini bildirmiştir.
Davalı tarafça yapılan yetki itirazının TBK 89. ve HMK 10.maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında kırtasiye malzemeleri alım satımı gerçekleştiği, davacının bu satım karşılığında muhtelif faturalar düzenlendiği, davacı defterlerine göre yapılan ödemeler ve iade faturasının mahsup kaydı sonrası davacının alacağının 9.259,91 TL olduğu görülmüştür.
Davalı tarafça ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiş ise de, davalı tarafça 19/08/2019 tarihli faturanın BA formu ile bildiriminin yapıldığı görülmüştür.
Davacı, faturaya dayalı alacağının tahsili talebiyle başlatmış olduğu takibe yapılan itiraz üzerine eldeki davayı açmış olup, 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Esasen VUK'nun 381 seri no'lu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
Sonuç olarak, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacı tarafça takibe konu edilen 19/08/2019 tarihli fatura bakiye alacağı yönünden yapılan incelemede, davalı tarafça ürünlerin alındığı ancak karşılığının ödendiği belirtilmiş olup, davalı tarafça ödeme savunması ispat edilemediği gibi takibe konu edilen faturanın davalı tarafça BA formunda bildiriminin yapıldığı anlaşılmakla incelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre,
davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 9.259,91 TL faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının bulunduğu anlaşıldığından davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava ...nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,
bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/763, K. 2021/1095, 8 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama