KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/632 Esas
- Karar no
- 2024/345
- Dava
- Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen
- Dava tarihi
- 01/10/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/01/2025
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .... no.lu ve 25/12/2018 - 25/12/2019 vadeli poliçe ile ZMMS ile sigortalı ... plaka numaralı araç ile 08.05.2019 tarihinde kazaya karıştığını, davaya konu kaza sonucu mağdurun hak sahibi müvekkiline maluliyet tazminatı için başvurduğunu ve bu başvuru sonucu gerekli inceleme ve hesaplamalar yapılarak kendisine 363.199,00-TL ödeme gerçekleştirildiğini, kaza tespit tutanağında da açıkça belirtildiği üzere sigortalıya ait aracın 2918 sayılı KTK’nın 56-1/a maddesi uyarınca asli kusurlu olduğunu,
kaza sonrası yapılan ceza yargılamasında sigortalı araç sürücüsünün araç kullanırken telefonun çalması sonucu telefona cevap vermek için yöneldiğini ve bu nedenle aracın kontrolünü kaybettiğini ikrar ettiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nda seyir halinde sürücülerin cep telefonu kullanmalarının yasaklanmış olduğunu, söz konusu olayda sürücü aracın hakimiyetini kaybedecek şekilde telefonuyla meşgul olmuş olup ağır kusurlu olduğunu, kaza sırasında müvekkili şirketçe sigortalanan ... plaka numaralı araç sürücüsünün yaya yoluna girerek yayayı yaralaması nedeniyle trafik kurallarını ağır kusur ile ihlal ettiğini,
dolayısıyla ZMMS genel şartlarının b.4 maddesinin a fıkrası uyarınca ödenen tazminatın rücuen sigortalıdan tahsilini, diğer yandan AAÜT’nin 16/2-c maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukatın maktu ücrete hak kazanacağı ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, bu yönden de müvekkili şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini, alacağın tahsiline ilişkin yapılan iki ödeme için İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... numaralı arabuluculuk dosyası ile rücu talebinin dava şartı gereği talep edilmişse de uzlaşılamadığından iş bu davanın açıldığını,
bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 363.199,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren, işleyecek avans faizi ile mahkeme masrafları ve vekâlet ücreti ile davalıdan tahsilini, davalıya ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak HMK m. 389 ve m. 392 uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı sigorta şirketinin müvekkiline rücu hakkının doğabilmesi için tek başına telefonun çalması yeterli olmadığı gibi sürücü tarafından telefonunun çalması ve bu sebeple telefonu açmak için sürücünün telefona yöneldiğine dair ceza dosyası kapsamında ikrarının bulunduğu şeklindeki iddialarının dayanaktan yoksun ve gerçeğe aykırı olduğunu, ilk olarak müvekkilinin dahili olmadığı ceza yargılamasında toplanılan deliller ile yapılan tespitlerin işbu davaya esas alınmaması gerektiğini,
işbu dava dosyası kapsamında müstakilen bir inceleme yapılması gerektiğini aksinin kabulü halinde savunma hakkının ihlali sonucu doğacağını, haricen öğrendikleri kadarıyla da zaten müvekkili şirket aracının sürücüsünün "telefonun çalması sonucu telefona cevap vermek için yöneldiğini" veyahut benzeri bir ikrarı da bulunmadığını, sürücü tarafından verilmiş olan ifadede yalnızca o esnada telefonun çaldığı belirtilmekle bu ifade ile davacı iddiaları arasındaki farkın izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirket aracının sürücüsü tarafından hiçbir trafik kural ihlali yapılmadığını,
davaya konu kazada müvekkili şirket araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddia edilmekle işbu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, yine davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı şahsa ödeme yapılmış olduğu belirtilmişse maluliyet tazminatı ödendiği iddia edilmekle yetinilmiş olup somut bir iddiada bulunulmadığını veyahut bu hususa dair bir delil sunulamadığını, davacı tarafından yapılan ödemenin geçici maluliyete ilişkin mi olduğu yoksa sürekli bir maluliyet sebebiyle mi yapıldığının dahi belirtilmediğini, yine işbu maluliyetin nasıl tespit ediliği, söz konusu hesaplamanın nasıl yapıldığına dair tek bir açıklama yapılmadığını,
böylesi bir ödemenin hiçbir açıklama yapılmaksızın müvekkili şirkette tahsilinin talep edilmesi hukuken korunabilir olmadığını, kaldı ki davacı tarafından öncelikle maluliyetin ispat edilmesini yine işbu maluliyetin iddia edilen kazayla illiyet bağının ispatlanması ile yine yapılan ödemenin miktar itibari ile uygun olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekirken davacı tarafından bu yükümlülüğü yerine getirilemediğini, davacı yanın işbu iddiasına da itirazla maluliyet araştırmasının da işbu dava dosyası kapsamında müstakilen Adli Tıp Kurumu nezdinde yapılmasını,
müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığından hiçbir zarardan da sorumluluğu bulunamayacağını, davanın müvekkili bakımından reddini, davacının ödemiş olduğu maluliyet tazminatının fahiş olduğunu bu nedenlerle işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava; 08/05/2019 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın, ZMSS Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ilişki akde dayalı olup, davalı tarafın sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılıktır.
KTK'nın 109/son maddesinde; “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.” denilmiştir. Bu düzenleme Trafik Sigortası Genel Şartlarının C.8. maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. Eldeki dava, haksız fiil faili aleyhine açılan bir tazminat davası olmayıp trafik sigortası poliçesine dayalı olarak sigorta şirketinin kendi akidinin aleyhine açılmış olduğundan bu davada zamanaşımı süresi ödeme tarihinden itibaren 2 yıldır.(Ankara BAM 26 HD'nin 2024/457 Esas, 2024/734 Karar sayılı ilamı)
Dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davaya konu kazanın 08/05/2019 tarihinde meydana geldiği, davacı sigorta şirketince üçüncü kişinin zararı için ödemelerin 15/09/2020 ve 11/11/2021 tarihlerinde yapıldığı, davacı tarafça 21/04/2022 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, 25/05/2022 tarihinde arabuluculuk sürecinin sonuçlandığı, davanın ise 2 yıllık süre geçtikten sonra 01/10/2024 tarihinde açıldığı, son ödemenin yapıldığı tarihten sonraki 2 yıllık süreçte arabuluculuğa başvurulmuş ise de, arabuluculuk süreci neticelendikten sonra dahi aradan 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra davanın açıldığı,
davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, ödeme yapıldıktan sonraki süre zarfında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep de bulunmadığı görülmekle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/632, K. 2024/345, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama