KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2019
- Esas no
- 2006/533 Esas
- Karar no
- 2019/1218
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- 1- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - Hacı İlyas Mah. Aral Sk. No:30/18 Osmangazi/ BURSA
- Davacılar
- 2- ... - ...
Karar Metni
2.481 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
3- ... - ... 4- ... - ...
DAVALI
1- ... - ...
VEKİLİ
Av. ... - Uluyol Ar-Kur Doğu Han No:2/704 Yıldırım/ BURSA
DAVALI
2- ... - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - Gümüşçeken Cd. Curahan K:2 ... Osmangazi/ BURSA
DAVALI
3- ... - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - Cevizli Mah. Akasya Sk. Apartman No:38 Aktan Apt. İç Kapı No:2 Maltepe/ İSTANBUL
DAVALILAR
4- ... ... - ... 5- ... - ... 6- ... - ... - Yaylacık Mah. 40.(470) Sk. No:19/8 İç Kapı No:2 Nilüfer/BURSA 7- ... - ... ... 8- YUNUS ... - ... 9- ... İNŞ. TAAHHÜT TURİZM SAN. VE TİC. LTD ŞTİ - İhsaniye Mah. Tuna Cad. Sümbül Sok. Uğurkent Sit. N:4 5/1 Nilüfer/ BURSA 10- ... KONUT YAPI KOOP - ... DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 20/12/2006
KARAR TARİHİ : 25/11/2019
Öncesinde Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/85 Esas 2006/578 sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek gönderilen dosyanın Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduklarını tüm üye aidatlarını ödediklerini, davacılardan bir kısmının kendilerine satılan daireleri teslim alarak yerleştikleri halde, kooperatif tarafından dairelerin tapuların kendilerine verilmediğini, davacılara verilmesi gereken dairelerini kooperatif başkanının yakınları olan davalılar adına muvazalı olarak başka şahıslar (diğer davalılar) tapuda devredilmiş olduğunu gördüklerini ve bu şekilde davalı kooperatif tarafından dolandırıldıklarını, bu nedenle kooperatif yöneticileri ve kurucu ortak davalı ... hakkında çok sayıda hukuk ve ceza davası açıldığını öğrendiklerini belirterek,
öncelikle davacılara verilmesi gerekirken davalılar adına tapuya tescil edilen 5 adet dairenin tapularının iptali ile dava dilekçesinin sonuç kısmında belirtildiği şekilde davacılar adına tesciline, tescil kararı verilmesi mümkün olmadığı taktirde; davacılara verilmesi gereken bağımsız bölümlerin değerlerinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için şimdilik 5.500,00-TLX5=27.500,00-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN CEVABI
Davalılar usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresinde davaya cevap vermemişlerdir.
Davalılardan ... vekili cevap müddetinin dolmasından sonra verdiği beyan dilekçesinde davanın reddini istemiş, davacıların hukuken geçerli bir kooperatif üyelikleri bulunmadığını, ödediklerini ileri sürdükleri aidatları da kooperatif yetkililerine ödemediklerini, bu sebeple üyeliğe bağlı hakları kullanamayacaklarını, bağımsız bölüm talep edemeyeceklerini, en fazla ödedikleri meblağların iadesini ödedikleri kişiden geri isteyebileceklerini, davalı ...’ün daireyi kaba inşaat olarak alıp kendi masraf ederek tamamladığını ileri sürmüştür.
Dahili davalılardan ... da daireyi natamam vaziyette alıp kendi masraf ederek tamamladığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Derdest dava kooperatif aleyhine tapu iptali ve tescil davası biçiminde açılmışsa da temelinde haksız fiil sebebiyle tazminat davasıdır. Malum olduğu üzere davanın tavsifi vazifesi hakime aittir. Hakim, ortaya konulan iddia ve vakıaları serbestçe ve kendi hukuki nitelemesine göre takdir ettikten sonra davanın hangi hukuki temele oturması gerektiğini belirler. Bu tavsif, yani davanın nitelenmesi tarafların karşılıklı durum ve edimlerinin belirlenmesine de esas teşkil eder.
Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası biçiminde açılmış, davacıların davalı S. S. ... Konut Yapı kooperatifinin üyeleri oldukları belirtilmiş, üyelikten kaynaklanan edimlerini yerine getirmelerine rağmen kendilerine tapu devri yapılmadığı ileri sürülerek öncelikle tapu iptali ve tescil talep edilmiştir. Bu talep yerinde görülmezse tazminata hükmedilmesi istenmiştir.
Fakat mahkememizce yapılan değerlendirmede olayın dolandırıcılık kapsamında kalacak türden bir haksız fiil olduğu takdir edilmiş, her bir davacı ve davalının durumu bu çerçevede takdir edilmiştir.
Öncelikle belirtelim ki, her bir davacının hukuki durumu birbirinden ayrı ve bağımsızdır. Davacı sayısınca dava söz konusudur ve davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Keza davalıların tamamı arasında da zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Buna rağmen davaların birlikte açılması davanın seyrini ciddi anlamda olumsuz etkilemiştir. Zira her bir davacının üyelikleri konumları farklı olduğu gibi gerek tapu iptali talepleri yönünden gerekse tazminatın sebep ve sorumluları cihetinden farklılıklar söz konusudur.
Keza dava açılırken davacı tarafın hangi hukuki sebebe dayanacakları konusunda tereddüt içinde oldukları değerlendirilmiştir. Zira hem kooperatif üyeliğinden kaynaklanan haklar ileri sürülmüş, hem de inşaatın yüklenicisi konumunda olduğu anlaşılan ... İnşaat Ltd. Şti’ne dava açılmıştır. Esasen davacılar da kooperatif görüntüsü altında dolandırıldıklarını ileri sürmekte, buna karşılık kooperatiften üyelik karşılığı hak talep etmektedir. Kooperatif üyeliğinden dolayı tapu iptali talep edilmişse de üyelikten kaynaklanan tüm edimlerin ifa edildiği konusunda inandırıcı vakıalar ortaya konulmamıştır. Zira dava dilekçesinde açıklanan hale göre davacıların her birinin ödeme şekli ve miktarı değişiktir.
Yukarıda zikredildiği gibi her bir davacının ve her bir davalının hukuki durumu farklı olduğundan vaktinde davaların tefriki daha isabetli olacaktı. Keza davacı taraf dava açmadan evvel tapusunun iptalini istedikleri taşınmazların maliklerini belirleyip dava açmış olsa, tapu maliklerinin davaya dahil edilmesi prosedürüne de gerek kalmayacaktı.
Esasen davacı taraf da tapu iptali isteklerinin kabule şayan olmayacağını takdir etmiş olmalı ki terditli talepleri arasında “mahkemece seçilecek başka bir taşınmazın tapusunun iptalini” istemiştir. Kooperatifin elinde üyeliği karşılayacak boş bir bağımsız bölüm bulunmadıkça fiilen ve hukuken mümkün olmasa da bundan anlaşılması gereken şey, kooperatif adına kayıtlı başka boş daireler varsa, davacıların üyeliklerine karşı onların tapusunun verilmesi isteğidir.
Mahkememizin kabul ve değerlendirmesine göre ortada gerçek ve muhatap olmaya ehil bir kooperatif yoktur. Davalılardan... İnşaat Ltd. Şti. tarafından inşa edilen bir konut sitesi işinin göstermelik bir kooperatif perdesi altına gizlendiği, daire satışlarının normal satış işlemi gibi yapılması yerine kooperatif üyeliği gibi sunulduğu anlaşılmaktadır. Dikkat edilirse şirketin adresi Uğurkent Sitesidir. Bu siteyi de aynı şirketin ve kişilerin yaptığı izlenimi doğmuştur. Zira davacılardan ...’e ilişkin açıklamalarda “davalı kooperatif ile irtibatlı Uğurkent Konut Yapı Kooperatifindeki haklara karşılık davalı kooperatiften bağımsız bölüm alındığı” iddiasına yer verilmiştir.
Tekrar konuya dönersek, ... İnş. Ltd. Şirketinin, ticari faaliyetlerini sürdürürken göstermelik kooperatif perdesi arkasına gizlendiği, aile üyelerinin şirket ortakları olduğu, babaları davalı ...’ın da bu faaliyetlere iştirak ettiği, insanları kooperatife üye yapmış gibi göstererek, aynı yer için birden fazla üyelik kaydederek dolandırdıkları kabul edilmiştir. Elbette bu dolandırma ifadesi bir haksız fiile işaret etmek içindir.
Zira ... hakkında açılan kooperatif yöneticilerinin zimmetine ilişkin davada beraat kararı verilmiştir. Hukuken beraat kararı verilmiş olması, aidat ödeyen veya konut satın aldığını düşünerek ödeme yapan insanların mağdur oldukları gerçeğini değiştirmez. İşte bu mağduriyet bir suç teşkil etmese de haksız fiildir.
Teknik anlamda ve ceza hukuku anlamında zimmet veya dolandırıcılık olmasa bile göstermelik bazı tüzel kişilik yapıları altında insanların zarara uğratıldığı aşikardır.
Davacıların da aralarında bulunduğu bir kısım kişiler kooperatif üyesi olduklarını düşünerek ödeme yapmışlar ancak vaadedilen konuta veya bağımsız bölüme sahip olamamışlardır. Davacılar açısından handikap sayılacak bir durum da ödedikleri miktarlarda bir standart bulunmamasıdır. Her bir davacının ödeme miktarı farklıdır. Halbuki kooperatif üyeliğin temel esaslarından birisi eşitliktir. Normal bir üyenin mali statüsü ve yükümlülükleri ne ise davacıların da bu ölçüye uygun ödeme yapması gerekir. Halbuki dosya içerisindeki 11.12.2009 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere her bir davacı farklı miktarda ödeme yapmıştır. Bunları kısaca özetlemek gerekirse;
Davacılardan ...’ın tespit ve kabul edilebilen aidat ödemesi toplamı 13.565.TL’dir. Konutunun bazı iç imalat masraflarını ödediği, kooperatife tapu masrafı ve çevre düzenlemesi ödemesi vs. gibi adlar altında ödemeler yaptığı ileri sürülmektedir.
Davacılardan ...’un 1999 yılında 5.500.TL ödediği, daha sonra üyelik haklarının kooperatife devredildiği belirlenmiştir.
Davacılardan ...’in toplam 17.321.TL, ...’in 9.895.TL ve ...in 2.480.TL ödemesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi davacıların her birinin hukuki durumu yek diğerinden farklıdır. Buna rağmen her bir davacı için tapu iptali ve tescil yahut bağımsız bölüm tahsis edilmesinin istenmesi çelişkilidir.
Dosyaya alınan 08.05.2013 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacı ...’a tahsis edilmesi taahhüt edilen dairenin gerçekte B blok 8 numaralı daire olduğu, ... adına kayıtlı olan bu dairenin değerinin 54.000.TL olduğu açıklanmıştır. ...’e ve ...’e taahhüt edilen dairelerin değerinin 65.000.TL, ...’a verilecek dairenin değerinin 52.500.TL ve ...’e verilecek dairenin değerinin ise 47.500.TL olduğu tespit edilmiştir.
O halde hiçbir davacı tam anlamıyla üyelikten kaynaklanan yükümlülüğünü ifa ettiğini ispat edebilmiş değildir. Davacılardan ... hakkındaki ihraç kararının hukuki geçerliliği ve akıbeti hakkında da yeterli bilgi sahibi olunamamıştır. Zira davaya cevap vermeyip münkir durumda olan kooperatifin kayıtlarına sağlıklı bir inceleme yapacak ölçüde ulaşmak da mümkün olmamıştır.
Ortada gerçek bir kooperatif/üye ilişkisi bulunsa dahi davacılar edimlerini yerine getirdiklerini ispat edememişlerdir. Kooperatifin kayıtları gerçeğe ulaşmaya imkan vermeyecek durumdadır. Kimin nasıl üye olduğu bile belirsizdir. Baştan göstermelik kurulan kooperatifin normal üyelerinin daha sonra duruma el koyarak hiç değilse tapularına kavuşmaya çalışmaları kooperatifin daha önce dolandırılan kişilere karşı sorumlu olmasını gerektirmez. Bu nedenle kooperatif aleyhine açılan dava reddedilmiştir. Aksi halde inşaatı yapan ve gerçekte herkese zarar veren ... ve... İnş. Ltd. Şti’nin verdiği zararların diğer masum üyelere ödetilmesi gündeme gelecektir.
Kooperatiften bağımsız bölüm edinen kişilerin bu zarara ortak olması beklenmemelidir. Bu meyanda dahili davalı ... ve ...’nın iyiniyetli üçüncü kişi statüsünde olduğu kabul edilmiş ve aleyhlerine açılan dava reddedilmiştir. Keza ...’ün de ... ve diğerleri ile birlikte hareket ettiğini gösteren hiçbir delil yoktur. Yönetimde yer alsın almasın, ...’ün normal yollarla ve parasını ödeyerek bağımsız bölüm sahibi olduğu kabul ve takdir edilmiştir. ...’ün davacılara yönelik bir taahhüt altında olduğu da söylenemez. Kendisi dahi bağımsız bölümünü kaba inşaat sayılacak ölçüde natamam vaziyette almış ve bazı mekanik tesisatları dahil olmak üzere büyük kısmını kendi imkanlarıyla tamamlamıştır.
... ile yakınlarının kurduğu şirket inşaa edilen bağımsız bölümleri kendi adlarına tescil ettirmiş ve sonra üçüncü kişilere devretmişlerdir. ...’ın aile üyelerinin sorunsuz şekilde daire sahibi olabilmeleri manidardır. Bu kişilerin nasıl ve ne kadar aidat ödediği de belirsizdir. Kooperatif yöneticisi ve kooperatif inşaatını yapan... İnşaat Ltd. Şti’nin ortaklarının babası/yakını olan ..., arsa sahipleri ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini kendi adına akdetmiştir. Bu sözleşmenin kooperatif hesabına imzalandığı kabul edilebilir ancak kooperatife isabet edecek dairelerin ne surette üyelere devredildiği tam olarak anlaşılamaz durumdadır.
Daha sonra alınan 05.04.2017 tarihli rapordan anlaşıldığı kadarıyla tüm davacıların bir şekilde kooperatif üyesi oldukları anlaşılmaktadır. Ancak her birinin üye olma biçimi ve üyelik sebebiyle ödemeleri farklıdır. ..., ... isimli üyeden 21.750. TL bedelle üyeliği devraldıktan sonra 13.565.TL ödemiştir. ...
Uğurkent Konut Yapı Kooperatifindeki ortaklık haklarına karşılık bu kooperatife üye yapılmış, sonradan da 5.500.TL ödemiştir. ... de Uğurkent Konut Yapı Kooperatifindeki ortaklık haklarına karşılık bu kooperatife üye yapılmış, sonradan da 23.000.TL ödemiştir. Hatta kooperatife kalan hiç bir borcu tespit edilememiştir. ...’e kuradan A blok 19 numaralı daire isabet etmiş, ancak bu kişinin 9.895.TL dışında ödemesi tespit edilememiştir.
Keza ...’e de kurada B blok 5 numaralı daire isabet etmiş, adı geçenin toplam ödemesi 19.205.TL olarak tespit edilmiştir. Anılan rapora göre davacı ...’a tahsis edilmesi taahhüt edilen dairenin şerefiyeli değeri 101.000.TL, ...’e taahhüt edilen dairenin değeri 120.000.TL, ... ve ve ...’e verilecek dairenin değeri 99.000.TL ve ...’e verilecek dairenin değeri ise 89.000.TL’dir.
Dosyadaki deliller bir arada değerlendirilmiş ve davacıların zararına neden olan haksız fiilin ... ve yakınları ile onların ortak olduğu şirketin eylemleri ile ortaya çıktığı kabul edilmiştir. ... ve... İnşaat Ltd. Şti’nin daha önce de Uğurkent Konut Yapı Kooperatifi adı altında bir kooperatif kurdukları, bu görünüş altında konut inşa ettikleri anlaşılmaktadır. Adı geçen davalıların S. S. ...
Konut Yapı Kooperatifini de bu şekilde kullandıkları, kooperatif görüntüsü altında istedikleri gibi üyelik kaydettikleri, kayıtları düzgün tutmayarak tüm üyeler yönünden zarar ve sıkıntıya sebep oldukları ortadadır. Kimi üyelikler Uğurkent Kooperatifinden gelmektedir. Elbette davacıların da süreçte edimlerini aksatmaları söz konusu olabilir. Nitekim her birinin farklı ödemeleri olduğu ortadadır.
Ancak ... ve yakınları sözlerinde durmamışlar, kendileri ve yakınları bağımsız bölüm alıp üçüncü kişilere devretmelerine rağmen davacılara taahhüt edilen bölümler üçüncü kişilere tahsis ve temlik edilmiştir. Davacıların taleplerinden kooperatifin veya diğer üyelerin, yahut üyelerden konut satın alanların sorumlu tutulması halinde, kendi paraları ile ev sahibi olmaya çalışan ilgisiz ve günahsız kişilerin bedel ödemesine sebep olunacaktır.
Bu sebeple hükümde açıkça adı zikredilen davalılar hakkındaki talepler reddedilmiştir.
Davalılardan... İnşaat Ltd. Şti. dava sürerken sicilden terkin edilmiştir. Esasen dava açılırken bu şirketin unvanının tam ve doğru olarak yazılmadığı, bu sebeple uzun süre hukuka uygun taraf teşkili sağlanmadığı fark edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda şirketin unvanı tespit edilmiş, ancak bu arada şirketin sicilden terkin edildiği de ortaya çıkmıştır. Davacılara ihya kararı almak üzere süre verilmiş, ihya kararından sonra işlemlere devam edilmiştir.
Haklarında açılan davalar reddedilen S. S. ... Konut Yapı Kooperatifi, ..., ... ve ... isimli davalılar dışında kalan tüm diğer davalılar hakkındaki davanın bu çerçevede kabulü gerekir. Ancak ... ve... İnşaat Taahhüt Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında bir hüküm kurulması unutulmuştur.
Dava devam ederken ... adına kayıtlı B blok 4. Kat 9 numaralı daire dava dışı ...’e devredilmiştir. Bu yönüyle davada taraf sıfatı kalmadığı düşünülse bile ... da davalılardan ...’ın gelini, şirket ortaklarından...’ın eşidir. Aleyhine hüküm verilen diğer davalılar gibi usulsüz kooperatif işlemlerinden yarar sağladığı kabul edilen kişilerdendir.
Az veya çok ödeme yapan davacılar hiç bir şey alamazken kooperatif yöneticisi ...’ın yakınları birer daire almışlar ve satarak elden çıkarmışlardır. Ancak dikkat edilirse ... dava dilekçesinde hasım gösterilmemiş, tapu maliki olduğu için mahkemece davaya dahil edilmiştir. Halbuki mahkememizin kabul ve takdirine göre davanın kabulüne esas olan hukuki sebep haksız fiildir.
Bu durumda ...'ın ... ile birlikte hareket eden kişilerden olmasına rağmen tazminattan sorumlu tutulmaması gerekir. Onun davaya dahil edilmesi, hakkındaki haksız fiil iddiaları değildir. Tapu maliki sıfatıyla davaya dahil edilmiştir. Davacıların talep ileri sürmediği bir kişi aleyhine karar verilemez. Bu kişi aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava söz konusu değildir.
Buna karşılık... İnşaat Taahhüt Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. haksız fiilin tarafıdır. Bu şirket dava konusu kooperatifin yüklenicisi durumundadır. Aleyhine açılan davanın kabulü gerekir.
Yukarıda belirttiğimiz üzere ... ve... İnşaat Taahhüt Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında bir karar verilmesi unutulmuş ise de talep halinde H.M.K.’nın 305/A maddesi kapsamında “hükmün tamamlanması” yoluyla bu eksikliğin giderilmesi mümkündür.
Sonuç itibariyle adı geçen davalıların elbirliği ile katıldıkları haksız fiil sonucu davacıların zarara uğratıldığı sabit görülmüştür. Davacı taraf taleplerini ıslah etmediğinden dava dilekçesinde talep edilen 5.500.TL’lik tutar da her bir davacının uğradığı zararın altında kaldığından bu miktar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılardan ... son oturumda davayı takipsiz bırakmış olduğundan onun davası tefrik edilmiş, üç aylık yasal sürenin dolması için bekleme aşamasında yeni bir esasa kaydedilmesi uygun bulunmuştur.
Davacılardan ... tarafından açılan dava daha önce işlemden kaldırılmış, üç aylık yasal süre içinde yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar bir ara kararı biçiminde verildiğinden gerekçeli kararda zikredilmesi uygun görülmüştür.
Katip ... Hakim ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2006/533, K. 2019/1218, 25 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama