KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2018
- Esas no
- 2015/411
- Karar no
- 2018/404
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacılar
- 1- ... - TC Kimlik No:... , ...,
Karar Metni
1.045 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
2- ... - TC Kimlik No:... , ... 3- ... - TC Kimlik No:... , ... 4- ... - TC Kimlik No:... , ... 5- ... - TC Kimlik No:... , ...
VEKİLLERİ
Av. ... - ... Av. ... - Atatürk Cad. Kardeşler İş Hanı Kat:3 No:303 Osmangazi/ BURSA
DAVALILAR
1- ... - TC Kimlik No:..., ... 2- ... - TC Kimlik No:..., ... 3- ... - TC Kimlik No:..., ... 4- ... - ... 5- ... - TC Kimlik No:..., ... 6- ... - TC Kimlik No:..., ...
VEKİLLERİ
Av. ... - Kartaltepe Mah. Pembe Ay Sokak No: 14/7 34144 Bakırköy/ İSTANBUL Av. ... - Kartaltepe Mah. Pembe Ay Sokak No: 14/7 34144 Bakırköy/ İSTANBUL
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 26/03/2015
KARAR TARİHİ : 28/03/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde davacıların, davalı şirkette %47,8 oranında paya sahip olduklarını, diğer payların (%52,2) davalılara ait olduğunu, şirketin davalılar tarafından kötü yönetildiğini, zamanında genel kurul yapmadıklarını, davacıların şirket binasına ve fabrika içerisine sokmadıklarını, genel kurul toplantısına rahat katılamadıklarını, TTK.nun 437.maddesi hükmünü ihlal ettiklerini, genel kurulda davalılara yüksek miktarlarda aylık huzur hakkı ödenerek suiniyetli hareket edildiğini, bilanço uygun olduğu halde kar dağıtımı yapılmadığını, güveni kötüye kullanma suçundan soruşturma açıldığını,
taraflar arasında Bursa 7.Asliye Ceza MAhkemesinde 2014/911 esas sayılı hakaret davasının görüldüğünü, böylece tarafların ortaklık yapmalarının imkansız hale geldiğini, TTK.nun 531.maddedeki fesih ve tasfiye şartlarının gerçekleştiğini, davalıların çoğunluk gücünü kötüye kullandıklarından, şirket ortaklığının davacılar için devamı çekilmez hale geldiğinden; şirketin fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde davacıların rayiç pay değerleri ödenerek şirketten çıkmaya izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, davanın reddini savunmakta, öncelikle davada husumet itirazlarının bulunduğunu, TTK.nun 531.maddeye dayalı dava pay sahiplerine karşı değil şirkete karşı açılması gerektiğini, gerçek kişilere karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddine; diğer iddiaların ise hukuki dayanaktan yoksun olduğundan, ileri sürülen tüm iddiaları dilekçelerinde açıkladıkları nedenler ile kabul etmediklerinden, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkindir. Davalı şirket bir aile şirketidir. Ana ortakları kardeş olan şirketin diğer ortakları arasında da yeğenlik, kuzenlik gibi yakın akrabalık mevcuttur. Ortaklar arasındaki uyuşmazlığın duygusal nedenlere dayalı olduğu gözetilerek değerlendirme yapılmalıdır. Ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi kimi zaman uyuşmazlığın çözümüne olumlu katkı sağlarken kimi zaman duygusal geçmişin olumsuz etkisi ortaya çıkmaktadır.
Somut olayda şirketin kuruluş ve büyümesi aşamasında olumlu sinerji yaratan bu akrabalık - kardeşlik ilişkileri zaman içinde bozulmuş, bu bozulma şirket yönetimini kilitleyecek boyuta ulaşmıştır.
Kardeşlerin birbirleri aleyhine ceza soruşturması için şikayette bulundukları, tehdit hakaret boyutuna varan eylemlerin devam ettiği, şirket genel kurulunda yönetimin değişmesi ve ibralaşma sürecinde olumsuzluklar yaşandığı, eski şirket yöneticilerine karşı sorumluluk davaları açıldığı anlaşılmaktadır. Ortakların gruplaşmak suretiyle birlikte hareket ettikleri, iki grubun karşılıklı olarak birbirlerine zarar verme saikiyle hareket etmeye başladığı görülmüştür.
Bu durum şirketin yönetilmesini ileri derecede zorlaştıran sonuçlar doğurmaktadır. Davacıların arasında bulunduğu grup ile diğer ortaklar grubunun pay oranları birbirlerine yakındır. Davacılar %48,5 pay oranına sahipken diğer ortaklar %51,5 pay oranına sahiptir. Bu durum azınlıkta kalan paydaş grubun şirketin yönetimini sürekli olarak taciz etmesine imkan sağlayan bir dengedir.
Nitekim dava öncesinde olduğu gibi dava sürecinde de duygusal geçmişler ve birtakım olumsuz hadiseler sebebiyle ortakların birbiriyle konuşamayacak ve birbirlerinin yüzüne dahi bakmayacak hale geldikleri gözlemlenmiştir. Bir aile şirketinde bu olumsuz denge şirketin iflasına yol açabilecek bir süreci tetiklemeye yeterlidir.
Her iki tarafın beyan ve savunmaları nazara alındığında ortakların bir arada kalmamak konusunda ciddi bir duygusal kararlılığa sahip oldukları anlaşılmıştır. Bu durumda şirketin tasfiyesi kaçınılmaz olacaktır.
Mahkemece bir makul çözüm bulunabilir ümidiyle bir grup paydaşın ortaklıktan çıkarılması yoluyla sorunun halli düşünülmüşse ortakların pay oranları bu kararı imkansız kılacak ölçü ve boyuttadır. Bilindiği gibi çıkma halinde çıkan ortağın payları şirket tarafından iktisap edilir. Kural olarak anonim şirket kendi paylarını %10'undan fazlasını iktisap edemez. Çıkma ve çıkarılma gibi olağan üstü hallerde payların %30'una kadar iktisaba makul bakılabilir.
Ancak somut olayda çıkarılması gereken ortakların payı %48,5 'tur. Bu durum çıkarma kararının makul bir çözüm olmayacağını ortaya koymuştur. Kaldı ki pay değerlerinin tespiti için alınan raporlardan da anlaşılacağı üzere şirketin %48,5 pay oranını karşılayacak tasarruf edilebilir bir öz kaynağı yoktur. Çıkarılan ortakların paylarının hakkaniyet ölçüsünde hızlı ve etkin biçimde ödenmeyecek olması hak kaybına neden olacaktır.
Zaman içinde mal varlığı değerlerinin ortaklardan bir kısmı lehine aktarılması sonucu doğabilir. Mahkememizce bu hakkaniyetsizliğe göz yumulması mümkün değildir. Kazanç ve kayıp dengeli biçimde dağıtılmalıdır. Elbette şirketin tasfiyesinde büyük bir kayıp söz konusudur. Bu kayıp her iki taraf için de geçerli olacağından en azından ortaklar kaybetme konusunda eşitlenmiş olacaklardır.
Mahkememizce davanın anlaşma yoluyla çözümü için ciddi gayret sarf edilmiş ve ortaklar bu amaçla bir kaç gez bir araya getirilmiştir. Görüşmeler olumlu sonuçlanmamış ve güven ilişkisinin ileri derecede zedelendiği ortaya çıkmıştır. Ortaklar en basit konularda dahi karşı tarafa güvenemeyecek durumdadır. Bu durumda tasfiye kaçınılmaz çözüm olacaktır. Elbette neticelenen bir tasfiye davası akabinde yüzlerce yeni dava açılacak ve uyuşmazlık derinleşerek büyüyecektir.
En basitinden şirket çalışanlarının tasfiye sebebiyle işten çıkarılması dahi onlarca veya yüzlerce dava açılmasına neden olacak niteliktedir. Tasfiye kararı mahkememizce istenmeden tercih edilen zorunlu bir çözümdür. Bir ortaklar grubunun diğeri lehine ağır zarara uğratılması yerine en azından zararda ortaklık daha doğru olacaktır.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/411, K. 2018/404, 28 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama