KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı Ana Davada Davacı-karşı Davalı-karşı Birleştirilen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... Esas Sayılı Davada
- Esas No
- 2016/1641
- Karar No
- 2018/1210
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2018
- Esas no
- 2016/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 29/12/2016
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalılar
- 1
- Vekili
- Av.
Karar Metni
1.716 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
2-
KARAR TARİHİ : 26/09/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
ANA DAVADA DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıya bir kısım sağlık hizmetleri verdiğini, karşılığında faturalar kesildiğini, faturaların kısmen ödenmediğini, bunun üzerine ... 3.İcra Dairesinin 2016/... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
ANA DAVADA DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davalı şirketin özel ... ... Hastanesi Ünvanı altında faaliyet yürttüğünü, davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...'ın uzun süre hastanede doktor olarak çalıştığını, verdiği hizmet karşılığını davacı şirket üzerinden fatura keserek tahsil ettiğini, ancak adı geçenin hatalı işlemleri sebebiyle ... ödemelerinde aksama yaşandığını, davalı şirket yetkilisinin kusurlu işlemlerinden dolayı davalı şirketin zarara uğradığını, alacaklarının borçtan mahsubu gerektiğini, toplam 466.964,38TL 'lik kesinti ve cezai işlem için değişik mahkemelerde yargılamaların sürdüğünü, bu dosyaların sonucununu beklenmesi gerektiğini, takip öncesi faiz istenemeyeceğini ileri sürmüştür.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ TALEBİ
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... esas sayılı dosyası üzerinden açılan ve 20/10/2017 günlü kararla eldeki ana dava ile birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Sanayi ve Ticaret A.Ş Özel ... ...
Hastanesi ünvanı ile sağlık alanında hizmet verdiğini, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ...'ın ise bu hastanede uzun süre doktor olarak çalıştığını ve dönem dönem işten ayrılıp tekrar dönse de en son 01/05/2016 tarihinde işten ayrıldığını, hastanede verdiği hizmet karşılğı alacağı payı fatura ettiğini, ... ödemelerinde davalı şahsın hatalı veya kusurlu iş ve işlemleri sebebiyle kesintiler yaşandığını fakat iş ilişkisi devam ettiği süreçte davalılardan söz konusu bedeller talep edilse de devam eden davalar ve iş ilişkisi bahane edilerek ödeme ve mahsup yapılmadığını, akabinde kendi isteği ile hastaneden ayrıldığını,
görev yapmış olduğu operasyonlar sebebiyle uğradığı zararların tazmininin zaruri oluduğunu, davalı şirket tarafından düzenlenen fatura bedelleri tutarında mahsup yapılmak istense de davalı tarafça bu talebin kabul edilmediğini, fatura alacaklarına ilişkin olarak icra takibi yapıldığını , takibe itiraz edilip bu tutarın mahsup edilmesi istenmişse de davalı tarafça itirazın iptali davası açıldığını, ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... esas sayılı dosyası ile devam etmekte olan davada mahsup taleplerinin bulunduğunu belirterek davalılar adına kayıtlı olduğu tespit edilen menkul ve gayrumenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ CEVABI
...
1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... esas sayılı dosyasına verdiği cevapta davalı ... davanın reddini savunmuş, davacı şirketin davalıdan sağlık hizmeti aldığını, bu hizmet karşılığında kesilen faturaların bir kısmının ödenmediğini, halen alacaklı olduklarını, davacının hakedişleri ödememek için çeşitli yollara başvurduğunu, davalı ...'ın davacı firmada sigortalı olarak çalıştığını, yaptığı ameliyat ve cerrahi girişimlerde çeşitli malzemeler kullandığını, bu malzeme bedellerinin ... tarafından karşılanmamasının hekimin tedavi yöntemine etkili olmayacağını, doktorun malzeme bedelini düşünerek tedaviden kaçınamayacağını,
kaldı ki kusurlu eylemi de bulunmadığın, doktorun tedavi etttiği her hastanın ... kesintisinin doktora yüklenemeyecini, sorumluluğun hastane hizmeti veren davacıya ait olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest ana dava ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. İlamsız takibe dayanak yapılan alacağın sağlık hizmeti verilmesinden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf iddia ettiği sağlık hizmetini verdiğini ispat etmek zorundadır.
Davacı bu iddiayı ispat ederse bu kez davalı taraf hizmet bedellerini ödediğini ispat edecektir.Dava ve cevap dilekçelerinde sağlık hizmeti diye bahsedilen ilişki aslında bir vekalet ilişkisidir. Bu durumu daha anlaşılır biçimde izah etmekte yarar vardır. Davalı bir özel hastanenin işletmecisi olarak ticari faaliyet yürütmektedir. Teşhis ve tedavi için hastaneye müracaat eden kişiler doğrudan davalı şirketle muhatap olmaktadırlar.
Keza Sağlık Bakanlığına karşı sorumlu olan ve ... ile muhatap olan da davalı şirkettir. Kural olarak özel hastanedeki tüm teşhis ve tedavi hizmetleri ruhsat almış özel hastane tarafından yürütülmelidir. Sadece görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinin dışardan alınabileceğine dair düzenleme mevcuttur. Buna rağmen fiili durumda bir çok hastanenin değişik poliklinik ve servis hizmetlerini başka şirketlerden veya doktorlardan satın aldığı bilinmektedir.
Nitekim davalı özel hastane işletmecisi şirket de ortopedi servisinin işletmesini davacı şirkete vermiştir. Ortopedi hastaları davacı şirketin temin ettiği personel tarafından tedavi edilmekte, tedavi ücretleri ise davalı şirket tarafından tahsil edilmektedir. Anlaşmaya göre davacı şirket aracılığıyla bakılan hastaların sayısına ve yapılan işleme göre fatura kesilmekte, mutabakat sonrasında hizmet bedeli ödenmektedir.
Elbette davacı taraf hastalardan tahsil ettiği bedellerin bir kısmını kendi hesabına almakta, sağladığı imkanların, alt yapının, personelin veya malzeme vs. diğer unsurların karşılığında bir para kazanmış olmaktadır. Bu şekilde riskin bir kısmı hizmet sağlayıcı şirkete devredilmiş olmakta ve belki de vergi avantajı sağlanmaktadır. Kısa ve net ifadesi ile hastalardan ve ...’dan paraları davalı tahsil etmekte, davacıya da hastalara verdiği hizmete karşılık bir pay ödemektedir.
İşte ilamsız takibe konu edilen alacak bu hizmetin bedelidir. O halde her iki şirket arasındaki ilişki de tıpkı doktor hasta ilişkisi gibi vekalet akdi kapsamında kalır. Davacı davalıya vekaleten hasta tedavi etmektedir. Bunun karşılığında da anlaşmaya göre bir bedel ödenmesi kaçınılmazdır.
Davalı tarafın cevabına bakılırsa davacı tarafın fatura konusu hizmetleri verdiği sabittir. Davalı taraf hem faturaları inkar etmemiş hem de bir çeşit ödemezlik def’i ileri sürmüştür. Fatura bedellerinin ödenmemesinin gerekçesi olarak davalı şirket aracılığıyla verilen sağlık hizmeti sırasında kullanılan malzemelerden bir kısmının ... tarafından geri ödenmemesi gösterilmiştir.
Buna rağmen taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak takibe dayanak yapılan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda rapor alınması uygun bulunmuştur.
Bilirkişi 06.02.2018 tarihli raporundan davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve sahipleri lehine delil niteliğinde olduğunu, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme mevcut olmadığını, takip konusu faturaların hizmet bedeli olarak sözlü mutabakata dayalı biçimde kesildiğinin anlaşıldığını, bu işin detayı için ayrı bir kayıt ve veri tutulmadığını, davacı tarafın 2016 yılı içinde beş adet hizmet faturası kestiğini, buna karşılık davalı tarafın da beş ayrı kira faturası düzenlediğini, davalı şirketin yaptığı toplam ödemenin 675.000 TL olduğunu,
davacı kayıtlarına göre 413.790,82 TL olan alacak miktarının davalı kayıtlarına göre 408.886,,61.TL olduğunu, aradaki 4.904,21 Türk Lirası tutarındaki mutabakatsızlığın davalı kayıtlarında yer alan “kasadan nakit ödeme” hareketinden kaynaklandığını ancak bunun bir evrak ile doğrulanmadığını açıklamıştır.
Dikkat edilirse her iki tarafın defterleri davacının iddia ettiği alacak miktarını büyük oranda doğrular niteliktedir. Davalı kayıtlarındaki kasadan ödeme kaydının dayanağı bulunmadığından davalı lehine ödeme kabul edilemez. Bu durumda davacı şirketin faturalardan kaynaklanan 413.790,82 TL tutarında alacağı bulunduğu sabit olmuştur.
Davacı taraf bu tutara takip öncesi faiz talep etmişse de davalının daha önce temerrüde düşürüldüne dair delil ve kayıt bulunmadığından bu talebi haklı görülmemiştir.Davalı tarafın hizmet fatura bedellerini ödememek için ileri sürdüğü sebeplerin değerlendirilmesi için hekim bilirkişilerden bir rapor daha alınması uygun görülmüştür.
Hekim bilirkişiler 25.05.2018 tarihli raporlarında özel hastane ve servis işletmecisi arasındaki ilişkiyi açıklamışlar, sözleşme olmadan tedavi hizmetinin taşeron firma üzerinden yürütülmesinin doğru olmadığını, zira sözleşme düzenlenerek ... tarafından Sağlık Uygulama Tebliği doğrultusunda kesilen cezaların nasıl paylaşılacağının hükme bağlandığını, ancak davanın taraflarının şifahi anlaşmaya istinaden çalıştığını anlatmışlardır.
Bilirkişiler haksız fiil hükümlerine atıf yaparak, buna göre değerlendirme yapıldığında ve yaygın olarak tercih edilen sözleşme hükümleri gözetildiğinde davacının ... ödemesi yapılmamasından sorumlu olabileceği görüşünü savunmuşlardır.Ancak mahkememizce hekim bilirkişilerin bu görüşlerine itibar edilmemiştir. Dikkat edilirse haksız fiil hükümlerine atıf yapan görüşler hukuki değerlendirme içermektedir. Bu konular Mahkememizin takdirindedir.
Bilirkişilerin sözleşmelerde genel olarak tercih edilen sorumlulu paylaşma temayülüne istinaden davacıyı sorumlu tutmaları kabul edilemez.
Bu konuda bir yasal düzenleme yoksa ve taraflar arasında sözleşme tanzim edilerek sorumluluk paylaşılmışsa ...’nın muhatabı olan ve faturaları düzenleyerek gönderen davalı şirketin tek başına sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir.Dikkat edilirse taraflar arasındaki ilişkide kesilen ve davaya konu edilen faturalar daha çok hizmet bedeli adı altında kesilen ve detay içermeyen faturalardır. Yani tedavi sırasında kullanılan malzemelerin faturaları değildir.
Elbette ortopedi servisini işleten davacının malzemeleri kullandığı da ortadadır. Ancak hekimin kendi inisiyatifi ve hastanın tercihi çerçevesinde herhangi bir tıbbi yahut medikal ürün kullanmasında engel yoktur. Ameliyat ve tedavilerde kullanılan malzemelerin ... tarafından geri ödenip ödenmediğini kontrol ederek buna göre tahsilat yapması gereken özel hastane işletmecisi davalıdır.
Daha açık bir ifadeyle özel hastane işletmecisi olan davalı taraf tedavilerinde kullanılan ürünlerin faturalarını Sağlık Uygulama Tebliği’ne uygun biçimde kontrol etmeli, ... Kurumu tarafından ödemesi yapılan ürünlerden değilse hastadan tahsilat yapmalıdır. Bunun aksi sözleşme ile kararlaştırılabilir. Ancak sözleşme yoksa hekimin kendi tıbbi tercih ve tecrübesine göre uygun malzemeyi kullandığı kabul edilmelidir.
Bu gerekçe ile asliye hukuk mahkemelerinde süren ve davalı tarafından ... aleyhine açılan davaların sonucu beklenmemiştir.Sonuç itibariyle ana dava yönünden davacı taraf gerekli ispat külfetini yerine getirmiştir.Davalı taraf yönünden alacak muayyendir. Miktarı yargılama gerektirmez. O halde itirazı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik sayılmalı ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
Davalı tarafın bir çeşit ödemezlik def’i olarak ileri sürdüğü sebep mahkememizce haklı ve yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçe ile birleşen dava da reddedilmiştir. Ancak bir ayrıntıyı belirtmekte yarar vardır. Davacı taraf ortopedi servisinin işletmesini davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.’ne vermiştir. Diğer davalı ... bu şirketin ortağı olmasına rağmen zaman zaman özel hastane işletmecisi davacı şirketin sigortalı çalışanı olarak da hizmet vermiştir.
O halde her iki davalı yönünden taraf sıfatını ayırmaya gerek yoktur. Tarafların kapsamı ve çerçevesi belli olmayacak şekilde şifahi mutabakata göre faaliyet yürütmesi sorumluluğun paylaşılmasına dair kesin bir ilkenin uygulanmasını da imkansız kılmaktadır. Tarafların basiret ilkesine aykırı hareketleri kendi aleyhlerine sonuç verecektir.
A)
2016/... esas sayılı ana davanın kısmen kabulü ile ... 3. İcra Dairesinin 2016/... sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline,
Takibin 413.790,82 TL üzerinden devamına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
İtirazın alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu ve alacağın belirlenebilir bulunduğu nazara alınarak davalı borçlunun asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
Alınması gereken .-TL harçtan peşin yatırılan .-TL ve icra takibi sırasında yatırılan .-TL harcın mahsubu ile bakiye .-TL harcın davalıya tamamlattırılmasına,
Davacı tarafça yapılan .-TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan .-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı vekili lehine kabul edilen miktar üzerinden takdir olunan .-TL ücret-i vekaletin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım üzerinden davalı vekili lehine takdir olunan ..TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B)
Birleşen 2017/... esas sayılı davanın reddine,
Alınması gereken 35,90-TL maktu red harcının mahsubu ile fazla alınan .-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı vekili lehine takdir edilen ..TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 26/09/2018
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1641, K. 2018/1210, 26 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama