KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/448
- Karar No
- 2018/1570
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2018
- Esas no
- 2016/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
Karar Metni
1.299 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Av.
DAVALILAR:1-
VEKİLİ : Av. 2- VEKİLİ : Av. 3- 4- 5-
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 01/04/2016
KARAR TARİHİ : 28/11/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, bankanın ... Şubesi ile asıl borçlu ... Tekstil Ürünleri Ltd. Şti. Arasında imzalanan ...'ye davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek davalılara kat ve temerrüt ihtarı keşide edildiği, buna rağmen borç ödenmeyince davalılar hakkında ... 14.İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı takip dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın 2016/... esas sayılı ipotekli takiple tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iptaline ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili davanın reddini savunmakta, icra takibine itiraz dilekçesinde belirtildiği imzaları kabul etmediklerini, ...'lerdeki kefalet yükümlülüğü getiren imzaların bu davalıların eli ürünü olmadığını, davalıların bankaya borçlu bulunmadıkları gibi kefalet kredi sözleşmelerinde eş muvafakatı alınmadığını, sözleşme örneği tebliğ edilmediğini, sözleşmede faiz hükmü bulunmadığı halde fahiş faiz hesaplaması yapıldığını, kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenlerle davanın reddi ile %20 oranında tazminata karar verilmesini ileri sürmektedir.
Diğer davalı ... da davanın reddini istemiş, asıl borçlu şirket ile banka arasında birden fazla kredi sözleşmesi bulunduğunu, davalı ...'nin sadece iki sözleşmede imzası olduğunu, takip talebine 2010 yılında imzalanmış kredi sözleşmelerinin hesap dökümlerinin eklenmediğini, bu nedenle yeterli savunma hakkı kullanamadıklarını, hesap kat ihtarına da itiraz ettiklerini, borca karşılık davalı ...'ın ipotekleri bulunduğunu, keza diğer kefiller ... ve ... ...'in, ...'nun da ipotek teminatı vermiş olduğunu, çek taahhüt sözleşmesinden kefilin sorumlu olmayacağını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Ancak banka kayıtları aksi ispatlanıncaya kadar geçerli kayıtlar olduğundan davanın ispatı için daha çok davacı kayıtları esas alınacaktır.
Her ne kadar davalılardan dördü imza inkarında bulunmuş ve bu hususta delil toplanmasına başlanmış ise de davalılar istiktap davetiyesine icabet etmediklerinden imza inkarından vaz geçmiş sayılmışlardır. Esasen bu delilin toplanması da gereksiz olacaktır. Zira davalıların şirket borcuna kefil oldukları, kefalet dışında ipotek de verdikleri sabittir. Şirkete kredi kullandırıldığı da tartışmasızdır. İmza inkarı daha çok zaman kazanmaya yöneliktir.
Dava dışı şirketin davacı bankadan kredi kullanıp kullanmadığının belirlenmesi ve varsa bakiye kredi borcunun hesaplanması amacıyla banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması uygun görülmüştür. Özellikle davalı ...'ın imzası bulunan kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredinin miktarı ve bakiye hesabı önemlidir. Zira her kefil kendi imzası bulunan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olacaktır.
Bilirkişi 31.10.2017 tarihli raporunda davalıların müteselsil kefil sıfatıyla dava dışı ... Tekstil Ürünleri Ltd.
Şti.’nin kredi borçlarından sorumlu olduğunu, ancak cek garanti bedellerinden kefillerin sorumlu tutulamayacağını, hesabın 04.02.2016 tarihli bir ihtarla kat edildiğini, ihtarın davalılar ..., ... ve ...’ye 08.02.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, bunlar yönünden temerrüdün 10.02.2016 tarihinde gerçekleştiğini, davalılar ... ve ...’ye 06.02.2016 günü tebliğ yapıldığını, bunlar yönünden temerrüdün 09.02.2016 tarihinde gerçekleşeceğini açıklamıştır.
Temerrüt tarihleri farklı olduğundan ..., ... ve ... için toplam 2.202745,64.TL, diğer davalılar için 2.206.321,11.TL kefaletten sorumluluk hesaplanmıştır. Davalı tarafın rapora itirazı söz konusudur. Özellikle ... vekilinin kredi borçlarının sözleşmelere göre ayrıştırılmadığına temas eden itirazları ciddi görülmüş ve bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Ek rapor alınırken detaylı açıklama yapılmış, bilirkişinin dikkat etmesi ve cevaplaması gereken konular açıkça belirtilmiştir.
Bilirkişi talep doğrultusunda rapor hazırlamış ancak bilgilerin yetersiz olduğuna temas etmekle birlikte aynı hesaba ulaşmıştır.
Halbuki ek raporun üçüncü sayfasında ...’ın 14.01.2010 tarihli 1.000.000.TL ve 1.000.000.Euro limitli sözleşmelerde imzası bulunduğu, buna karşılık kullandırılan kredilerin dekontları temin edilemediğinden kredilerin ayrıştırılamadığını beyan etmiştir.Bu rapor hüküm kurmaya yeterli olmadığından bu kez üç kişilik heyetten rapor alınması kararlaştırılmıştır. Bilirkişi heyeti 31.08.2018 tarihli raporunda, dava konusu borcun dava dışı ... Tekstil Ltd.
Şti’ne kullandırılan taksitli ticari kredi, borçlu cari hesap kredisi, kredili mevduat hesabı, Sigorta prim bedelleri ve çek garanti bedellerinden kaynaklandığını izah etmiştir. Rapora göre davalılardan ..., ..., ... ve ...’ın kefalet sorumluluklarının sona ermiştir. Diğer davalı ...’nun müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu devam etmekte olup, iki seçenekli hesaptan birincisine göre toplam 2.219.027,95.TL ikincisine göre 2.219.171,50.TL borç bulunmaktadır.
Bu borç kefalet limitinin altındadır. Kredili mevduat hesabına yıllık %30,24 diğer hesaplara yıllık %72 temerrüt faizi uygulanmalıdır.Bir kısım davalıların kefalet sorumluluğunun devam edip etmediğine ilişkin açıklama rapor içeriğinde yer almaktadır. Raporda dava dışı şirket ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri sırasıyla gösterilmiş ve her bir davalının hangi sözleşmede kefil olduğu, kimin ne miktar ipotek verdiği iki ayrı tablo halinde gösterilmiştir.
Tartışılması gereken en önemli sözleşmeler, haklarındaki dava reddedilen kefillerin sorumluluğunu doğuracak olan 14.01.2010 tarihli 1.000.000.TL bedelli ve 04.05.2010 tarihli 1.000.000.Euro bedelli sözleşmelerdir. Taraflar arasında imzalanmış dört adet genel kredi sözleşmesi arasında fiili ve hukuki bağlantı kurulmadığı, buna ilişkin sözleşme maddelerinin boş bırakıldığı tespit edilmiştir.
Raporda Tablo3 başlığı altında şirkete kullandırılan kredilerin ayrıntıları gösterilmiştir. Yine bir tablo halinde (Tablo4) dava konusu borçların hangi kredilerinden kaynaklandığı sıralanmıştır. Bu tablodan anlaşılacağı üzere dava konusu kredi borçlarının tamamı 2014 ve 2015 yıllarında kullandırılmıştır. Daha önceki yıllardan sirayet eden bakiye borç yoktur. Daha açık bir ifade ile kefillerin imzası bulunan sözleşmelere dayalı kredi borcu kalmamıştır.
12.07.2012 tarihlinde yeni sözleşme yapılmış ve kefalet alınmıştır. Bu tarihte daha önceki kredilerin tamamının kapatıldığı belirlenmiş ve bu durum Tablo-5’de gösterilmiştir.
Daha açık bir ifade ile davalılardan ..., ..., ... ve ...’ın kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerin tamamı ödenerek kapatılmış, 12.07.2012 tarihi ve sonrasında imzalanan üç ayrı kredi sözleşmesi kapsamında yeni kefaletler alınarak yeni krediler kullandırılmıştır. Eski kefaletlere ilişkin limit artırımı da yapılmamıştır.
Dolayısıyla adı geçen kefillerin sorumlulukları sona ermiştir.Kefillerin ila-nihaye ve banka ile asıl borçlu arasındaki ilişki sürdüğü müddetçe sorumlu tutulması hukukun temel ilkeleri ole bağdaşmaz. Müteselsil kefaletin isteseniz de kurtulamayacağınız bir esaret zinciri olması kabul edilemez. Bankalar kredi ilişkisindeki hakim pozisyonlarını sadece tacirlere ve şirketlere karşı değil kimi zaman tacir bile olmayan sıradan ortak ve kefillere karşı da kullanmaktadır.
Bir kefil artık çekildiğini bildirse de banka tarafından borçluya yeni kredi verilmesine engel olamamakta, bu krediden sorumlu olmaktan da kaçamamaktadır. Üstelik bankalar her fırsatta gayri nakdi kredileri dahi kefillerin sorumluluğu kapsamına dahil etme girişimlerini tekrar etmektedir. Kefiller bu tehditten ne zaman kurtulacaklarını tahmin bile edememekte, bir kredi kapanmadan diğeri verilerek kefillerin riski devam ettirilmektedir.
Tüm bu izahat çerçevesinde, dava konusu borçların davalılardan ..., ..., ... ve ...’ın kefil oldukları sözleşmelerden kaynaklanmadığı, o sözleşmelerle verilen kredilerin tamamının kapatıldığı, sonradan imzalanan yeni bir sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı nazara alınarak anılan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Diğer davalı ...’nun kefalet sorumluluğu devam ettiğinden onun hakkındaki dava kısmen kabul edilmiş ve alacağın muayyen olduğu takdir edilerek bu davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/448, K. 2018/1570, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama