KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1215
- Karar No
- 2019/676
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 13/09/2018
Karar Metni
859 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde özet olarak davacı banka ile dava dışı ... Ltd Şti arasında akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davalının bu sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, asıl borçlu ve davalı kefile ihtar tebliğ edildiğini, buna rağmen bakiye alacağın ödenmediğini, Bursa 3.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takibe başlandığını, bu arada kredinin teminatını oluşturan bazı taşınmazlarında satılarak kredi borcuna mahsup edildiğini, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş davalının hesap kat ihtarına ve eklerine itiraz ettiğini, bu sebeple kendileri yönünden kesinleşmiş bir kat ihtarı bulunmadığını, sözleşmenin Genel İşlem Şartlarına aykırı olduğunu, istenen faiz oranınnda fahiş olduğunu, ödeme emri ekinde yeterli belge bulunmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı banka taraflar arasında bir bankacılık ve kredi sözleşmesinin varlığını, bu sözleşme sebebiyle davalıya veya davalının müteselsil kefil olduğu bir gerçek veya tüzel kişiye kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle hesabın kat edilip borçlunun temerrüde düşürüldüğünü ve takip tarihi itibariyle ne kadar bakiye kredi borcu olduğunu ispat etmek zorundadır.
Banka kayıtları aksi ispat edilinceye kadar geçerli kayıtlardır. Elbette davalı tarafın sunacağı ödeme belgeleri ve diğer kayıtlar da dikkate alınmak kaydıyla, davacı bankanın tuttuğu kayıtlara itibar edilmesi gerekir. Bu amaçla banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması uygun olacaktır.
Bu durumda davacı banka kayıtları ile sonuca gitmek gerekir. Mahkememizce seçilen bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi 19.03.2019 havale tarihli raporunda taraflar arasındaki kredi ilişkisini özetlemiş, davacı banka ile dava dışı ... Otomotiv San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 09.08.2012 tarihli 2.000.000.TL limitli sözleşme bulunduğunu, davalı ...’ın da bu sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını, kefalet limitinin 2.000.000.TL olduğunu, daha sonra 26.06.2013 tarihinde 5.000.000.TL limitli yeni bir sözleşme ve kefalet düzenlendiğini, bu sözleşmeler kapsamında kredi kullandırıldığını belirtmiştir. Dava konusu alacaklar borçlu cari hesap kredisinden, taksitli ticari krediden ve çek garanti bedellerinden oluşmaktadır.
Taraflar arasındaki kredi hesabı 24.03.2017 tarihli bir ihtarla kat edilmiştir. İhtarda verilen ödeme süresi nazara alındığında temerrüt tarihi 29.03.2017 olacaktır. Bilirkişi, ayrı ayrı kredilere göre akdi faiz oranını ve temerrüt faiz oranını belirlemiş, kredi kartlarına uygulanacak azami faiz oranlarını da dikkate almıştır.
Bilirkişi sözleşmede yer alan hususları dikkate alarak hesaplama yapmış ve takip tarihi itibariyle nakdi krediden toplam 2.735.410.TL borç bulunduğunu, gayri nakdi alacak riski ve sorumluluk bulunmadığını, ve ticari kredi için %33 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini açıklamıştır.
Genel itibariyle bilirkişinin hesapladığı miktarlar davacı bankanın talebi arasında anlamlı bir fark yoktur. Fark sadece işlemiş faiz hesabındadır ve davacı daha az talepte bulunmuştur. Taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde ve kefalet sınırı da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü gerekir. Burada reddedilen kısım sadece gayri nakdi alacaktan kaynaklanan 6.455.TL’dir.
Davacı banka ispat külfetini yerine getirmiş, buna karşılık davalı taraf başkaca ödeme yaptığını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak muayyen ve davalı tarafından bilinebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Reddedilen kısımlar yönünden davacı banka kötü niyetli bulunmayarak aleyhine haksız takip tazminatına hükmedilmemiştir.
Takip tarihinden sonra tahsil edilen miktarlar dava dilekçesinde açıkça yazıldığından gerçek dava değeri davacının dilekçesinde açıkladığı rakamlar üzerinden hesaplanmalıdır. Daha açık bir ifade ile davacı taraf harca esas değeri 2.708.112.85.TL olarak göstermişse de bu hatalıdır. Dilekçe içeriğinde dava öncesi tahsilatlar açıkça gösterildiğinden dava değeri gerçekte 1.178.722,60.TL olup bunun gayri nakdi alacağa isabet eden 6.455.TL’lik kısmi reddedilmiştir.
Bu itibarla karşılıklı vekalet ücreti ve harçlar buna göre hesaplanmıştır.
Başkan · e-imzalıdır · Üye · e-imzalıdır · Üye · e-imzalıdır · Katip · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1215, K. 2019/676, 22 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama