KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1260
- Karar No
- 2019/1305
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ..
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekilleri
- Av. ..
- Dava
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/09/2018
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak taraflar arasında 13/10/2017 tarihli sözleşmeye göre orman ürünleri satışı yapıldığını sözleşmeye göre fiyatlandırmanın 29/05/2017 tarihli ve 2017/2 sayılı listeye göre %6 iskonto yapılarak belirleneceğini ancak davalı firmanın satışını vadettiği ürünlerin sadece bir bölü üçünü teslim ettiğini kalan ürünler için farklı fiyat istendiğini halbuki davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimleri yerine getirerek çekle ödeme yaptığını sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle davacının zarara uğradığını,
aynı nitelikteki ürünlerin başka firmalarından tedarik edildiğini ileri sürerek şimdilik 50.000 TL nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş ürünlerin fiyat listeleri üzerinden satıldığını iskonto uygulanacağına dair bir sözleşme bulunmadığını davacının delil olarak gösterdiği belgenin sipariş formu olduğunu ve davalı tarafın yetkilince imzalanmadığını davacı tarafın verdiği çeklerin bir kısmını vadesinde ödemediğini bu nedenle davalı tarafın zarara uğraması sebebiyle sözleşmenin feshedilip çeklerin iade edildiğini davacının dayandığı fiyat liste ile 2018/5 sayılı liste arasında %50 ile %100 e varan fiyat farkları olduğunu davacı tarafın fırsatçı davrandığını ileri sürülen zararında oluşmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminata ilişkin belirsiz alacak davasıdır. Taraflar arasında orman ürünlerinin satışını içeren bir ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafın davacıya MDF ve MDF Lam gibi ürünler sattığı, davacının da çekle ödemeler yaptığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Eldeki dava bu ürünlerin bedellerine ilişkin değildir. Uyuşmazlık, satıcı tarafın vadettiği indirimli fiyat üzerinden satış ve mal teslimi yapılmaması sebebiyle tazminat davasıdır.
Öncelikle belirtelim ki satış sözleşmesi ani edimli bir akit olsa da taraflar aksini kararlaştırmakta serbesttir. Satıcı malı hemen teslim edip bedelini daha sonra alabileceği gibi alıcı peşin para ödeyip malı daha sonra teslim almayı kabul edebilir. Keza ileride teslimi yapılacak malların satışı konusunda anlaşma yapılması da mümkündür.
Somut olayda davacı taraf mal bedellerini önceden ve çek vasıtasıyla ödediğini, teslimi taahhüt edilen malların teslim edilmediğini, bundan dolayı hem sözleşmeye esas fiyat listesinin uygulanmaması hem de indirim yapılmaması yüzünden zarara uğradığını ileri sürmektedir. Elbette ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı öncelikle belli miktarda malın belli bir fiyattan satışının taahhüt edildiğini ispat etmelidir.
Esasen davacının dayandığı sipariş formu bu anlamda ispata elverişli bir sözleşme değildir. Sipariş formunda taraflara yüklenen edimler gösterilmemiş, kapsam ve sınırlar belirtilmemiştir. Sipariş formunda sadece alıcı tarafın ve müşteri temsilcisi sıfatıyla davalının bir çalışanının imzası vardır. Mal teslimi tamamlanmadığı sürece 2017/2 numaralı listenin uygulanacağına dair bir belirleme de yoktur.
Davacı taraf bu sipariş formuna istinaden kendisine bir fiyat indirimi ve sabit fiyat taahhüdü yapıldığını ispat edemez. Esasen bu form sadece 900.000.TL tutarında mal sipariş edildiğini ve bedeli ödenmek kaydıyla hangi fiyattan ne kadar iskonto yapılacağını gösterir. Keza davacı alıcının yüklendiği edimleri de göstermez. O halde uygulanabilir bir akitten ve akdin taraflara yüklediği edimlerden bahsetmek mümkün değildir.
Basiretli bir tacir bu türden bir sözleşmeyi basit bir sipariş formu ile yapmaz.
Ancak belirtelim ki bu sözleşme bir şekil şartına tabi değildir. Şifahi olarak yapılması da mümkündür. Nitekim davalı taraf sözleşmeyi inkar etmişse de dava öncesi ihtarlaşma sürecinde anlaşmayı zımnen ikrar etmiş, sözleşmeden döndüğünü belirterek önceden aldığı çeklerin kalan kısmını iade etmiştir.
Sipariş formunda davalı tarafın imzası yoksa bile formun kendisi davalıya ait olduğundan ve davalı adına hareket eden biri tarafından düzenlendiğinden yazılı delil başlangıcı sayılabilir. Gerçi davalıyı temsilen müşteri temsilcisi ... da imza atmıştır. Davalı taraf çalışanının temsil yetkisinin olmadığına sığınarak savunma yapmışsa da bu savunma dürüstlük kuralına aykırıdır.
Bir dönem sipariş formuna göre mal teslimi yapan ve çekleri teslim alan satıcı, artık imzacının yetkisizliğinden söz edemez. Nitekim davacının verdiği çekleri teslim alan da ... isimli kişidir. Netice itibariyle davacının dayandığı belge iddiasını ispata elverişli değilse de davalının ihtarlara cevabı dikkate alındığında alıcı tarafa bir indirim taahhüdünde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda izah ettiğimiz üzere bir indirim taahhüdü bulunması sözleşmenin kapsamını belirlemede yetersizdir. Fakat davalının sözleşmeyi ikrar etmesi ve anlaşmadan döndüğünü beyan etmesi karşısında satıcının alıcıya 900.000.TL tutarında “Global 183x366 MDF” ürünü teslim etmeyi, 2017/2 numaralı liste fiyatı üzerinden SBS üretimi ürünlere %6 tenzilat yapmayı taahhüt ettiği kabul edilmiştir.
Dikkat edilirse sipariş formuna bakarak ürünlerin tamamının indirim kapsamına giren ürünler olması gerektiğini söylemek zordur. Bilakis “diğer ürünler liste fiyatıdır” ibaresi, indirime girmeyen ürünler de olabileceğini gösterir. Böyle bir durumda alıcı tarafın hangi malları satın almayı isteyeceği bile sonucu değiştirir. Satın alınan mallar arasında davalının üretimi olmayan mallar varsa indirim uygulanmayacaktır.
Bütün bunlara rağmen sipariş formunda sadece tek ürün yazılmış olması ve davalı tarafın aksine savunması bulunmaması nazara alındığında davacının 900.000.TL tutarında indirime tabi mal sipariş ettiği ve karşılığını vadeli çeklerle ödediğine işaret edebilir. Sipariş formunda 30.06.2018 vadesi yazıldığına göre malların en geç bu tarihe kadar teslim edilmesi gerekir.
Keza davacı tarafın da ödemeyi nakit olarak değil 435.000.TL’lik kısmını müşteri çekiyle 465.000.TL’lik kısmını 30.06.2018 keşide tarihli kendi çekiyle yaptığı nazara alınırsa, davacının bu tarihe kadar günü gelecek tüm ödemelerini 30.06.2018 tarihinde tamamlamış olması icap eder. Yani davacı kendi keşide ettiği çeki gününde ödemiş ve o güne kadar keşide tarihi gelen müşteri çeklerini de karşılamış, yani toplam 680.000.TL ödemiş olmalıdır.
Bu kabullerden sonra uyuşmazlığın esasına girerek değerlendirme yapmak gerekir. Davalı satıcı taraf vadeli çekleri ödeme olarak kabul edip teslim aldığına göre davacı alıcının üzerine düşen edimi yerine getirdiği kabul edilebilir. Fakat çeklerin keşide tarihlerinde ödenmesi de ehemmiyet arz eder. Zira ister kendi çeki ister müşteri çeki olsun, davacı taraf çeke keşideci veya ciranta olarak imza atmakla, çekin gününde ödenmesini taahhüt etmiş olur. Eğer bir müşteri çeki karşılıksız çıkarsa ciranta sıfatıyla davacının makul bir sürede çek bedelini davalıya ödemesi gerekir. Aksi halde sözleşmeye aykırılık gündeme gelecektir.
Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 27.09.2019 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere davacı tarafın teslim ettiği çeklerin zamanında ödenmediği anlaşılmaktadır. En basit hesapla davacının teslim ettiği çeklerin 30.06.2018 tarihine kadar ödenmesi gerekenlerin toplamı 215.000.TL’dir. Halbuki davacıya iade edilen çeklerin toplamı 283.650.TL’dir.
Demek ki ihtarlaşma sürecinde en azından 68.650.TL tutarındaki gecikmiş ödeme yerine ileri tarihli başka çekler verilmiştir. Nitekim davacıya kargo yoluyla iade edilen çeklerden üçü, başlangıçta verilen çeklerden değildir. Tarafların kabul ettiği üzere karşılıksız çeklerin yerine başka çeklerle veya kredi kartıyla ödeme yapılmıştır. Bu duruma göre davacı tarafın edimlerini zamanında yerine getirmediği ortadadır.
Kendi edimini yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davranan tarafın karşı taraftan edimlerini yerine getirmesi beklenemez. Hep tekrar ettiğimiz eski bir veciz ifadeyle “hak isteyenin eli pak olmalıdır.”
Davacının da kabul ve ikrar ettiği üzere bazı ödemeler gecikmiş, geciken ödemeler yerine başka yollarla ödeme yapılmış, daha ileri tarihli başka çekler verilmiş, hatta vade farkı da ödenmiştir. Davacının itiraz etmeden vade farkı ödemiş olması ödemede gecikmeyi kabul ettiği anlamına gelir. Buna karşılık vade farkı ödenmiş olması sözleşmenin aynı şartlarla devamını sağladığı kabul edilemez. Zaten bunu iddia ve ispat etmemiştir.
İhtara kadar davalının suskun kalması da sözleşmenin devamına onay verdiği anlamına gelmez. Nitekim davalı taraf teslim talepli ilk ihtara karşılık davalının ödeme gecikmelerini gerekçe göstererek sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davacı taraf kendi hatalı tutumu ile davalıya sözleşmeden dönmek için haklı sebep oluşturmuştur. Davalının sözleşmeyle bağlı kalmasını beklemek doğru olmaz.
Öte yandan yukarıda da belirttiğimiz üzere sözleşmenin kapsamı belirsizdir. Davacı taraf mal teslimi için ihtar çekmesine rağmen hangi üründen ne kadar istediğini belirtmemiştir. Halbuki 2017/2 saylı listede değişik ebatlı ve fiyatlı ürünler vardır. İhtarda ne kalınlık, ne renk ne de ürün grubu belirtilmiştir. İstenen ürünün parlak yüzey veya tek yüz indirimine tabi olup olmadığı da belirtilmemiştir. Esasen alıcı tarafın net biçimde hangi üründen ne kadar talep ettiği bilinmeden uyuşmazlık da çözülemez. Çünkü ürünün cins, ebat ve kalınlığına göre fiyatı değişmekte, davacının hangi ürüne göre zarar ettiği anlaşılmaz hale gelmektedir. Davacı ihtiyacı olduğu malı açıkça göstermelidir ki bunu dışarıdan almak zorunda kaldığı için fiyat farkını istesin!
Bir hususa daha dikkat çekmekte yarar vardır. Davacı taraf 183x366 MDF ürün üzerinden talepte bulunmuş olmasına rağmen ilişkinin sürdüğü dönemde teslim aldığı ürünler farklıdır. Nitekim 17.04.2018 tarih ve 71308 numaralı faturadan anlaşılacağı üzere değişik cinslerde ürün teslim alınmıştır. Bu faturadan bilirkişi raporunda da bahsedilmiş olup, ürünlerin içinde MDF Lam ürün de vardır.
Görüldüğü üzere davacının dayandığı sipariş formu kapsamı ve çerçevesi belli bir satış taahhüdünü ispat etmekten uzaktır. Bu durumda davalının yorumuna itibar etmekten başka yol yoktur. O da henüz çekler ödenmeden mal teslim edilmediğine dair uygulamadır.
Dava esastan reddedilmiş olmakla birlikte bazı hususları da belirtmekte yarar görülmüştür. Davacı tarafın başka tedarikçilerden aldığı ürünlerden 02.06.2018 tarihli 281351 fatura numaralı alışveriş hesaba katılmaması gereken alışlardandır. Zira bu tarihte henüz davalının teslim süresi dolmamıştır. Öte yandan satıcının sözleşmeyi feshetmesinden sonra alıcının başka tedarikçilerden aldığı çeşitli ürünlerin fiyat farklarını da satıcıdan istemesi doğru değildir. Davacının haklı olduğu kabul edilse bile en fazla yeni liste fiyatları ile eski liste arasındaki fark ile birlikte yapılmayan indirim miktarından ibaret talepte bulunulabilir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1260, K. 2019/1305, 16 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama