KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2018/1366
- Karar No
- 2018/1604
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- HASIMSIZ
- Dava
- Adi Konkordato
- Dava tarihi
- 16/07/2018
- Karar tarihi
- 12/12/2018
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde davacı şirketin daha çok kamu ihalelerinde tünel ve kazı işleri yapan bir şirket olduğunu, halen süren işleri ve taahhütleri bulunduğunu, ancak son zamanda ekonomik dar boğaza ve ödeme güçlüğüne düştüğünü, süren işler ve gelecekteki taahhütler nazara alındığında şirketin borçlarını ödeme potansiyeli bulunduğunu, yapılan işin yüksek cirolu, kârlı işler olduğunu kamu ve işçilik borcu bulunmayan şirkete kesin mühlet verilirse eldeki işlerden ortaya çıkacak kazançla tüm borçların belli bir vadede ödenebileceğini ileri sürerek vade konkordatosu talep etmiştir.
Derdest dava borçlu şirket tarafından açılan ve vade konkordatosu biçiminde ileri sürülen adi konkordato davasıdır. Davacı taraf dava açarken İcra İflas Kanununun 286'ncı maddesinde yazılı belgeleri dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bunlardan birisi de maddenin "e" bendine detayları gösterilen finansal analiz raporudur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle davacı şirket ancak küçük işletme kapsamında kalıyorsa mezkur finansal analiz raporunu sunmaktan muaf olacaktır.
Davacı şirket başlangıçta İ.İ.K.'nın 286'ncı maddesinde yazılı diğer belgeleri sunmakla beraber e benindeki denetim raporunu sunmamıştır. Davacı vekilinin davanın açılışı aşamasındaki "denetime tabi olmadıklarına" dair sözlü beyanı mahkememizce davacı şirketin küçük işletme kapsamında kaldığı biçiminde yorumlanmış, bu sebeple denetim raporunun eksikliği fark edilmemiştir. Bunun dışında kalan belgelerin tamam olduğu belirlenmiş olmakla davacı şirkete geçici mühlet verilmiş ve bir komiser atanmıştır. Üç aylık sürede raporun yetişmeyeceğinin anlaşılması üzerine de iki aylık ek süre verilmiş, geçici süre dolmadan duruşma açılarak değerlendirme yapılmıştır.
Bu aşamada davacı şirketin hem cirosu hem de çalışan sayısı itibariyle küçük işletme kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Sunulan konkordato komiser raporu da bunu doğrular niteliktedir. Bu haliyle davanın daha baştan usulden reddi gerekirken, mahkememizce hataya düşüldüğü ortadadır.
Ancak belirtmek gerekir ki, süreç içinde davanın esasını değerlendirmeye yetecek kadar delil de toplanmıştır. Komiser raporundan anlaşılacağı üzere davacı şirket henüz 16/11/2017 tarihinde kurulmuştur. Bilançosunda kayıtlı borçların neredeyse tamamı kendi faaliyetinden kaynaklanmamış, dava dışı ... İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. isimli şirketin borçlarına verilen kefaletten doğmuştur. Yapılan araştırmalar sırasında davacı şirketin tek ortağı Aynur Yıldız'ın eşinin ortak olduğu ... İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti.'nin mali krize girmesi üzerine davacı şirketin kurulduğu ve aynı sektörde taşeron olarak çalışmaya devam ettiği belirlenmiştir. Davacı şirketin halen ödenmemiş sermaye borcu mevcuttur.
Bu durumda davacı şirketin gerçek bir ticari faaliyet dolayısıyla değil, danışıklı biçimde kurulan önceki şirketlerin borçlarına kefalet sebebiyle borca batık (ödeme güçlüğü çeker) hale geldiği anlaşılmıştır. Elbette bir şirketin ortaklarının önceki ortaklıklardan ve ticari faaliyetlerden kaynaklanan borçlarının arkasında durması bir iyi niyet göstergesidir. Daha önce borca batık hale gelmiş olan ... İnşaat Ltd.
Şti. üzerinden konkordato talep edilerek mevcut şirketin faaliyetini sürdürmesi yoluyla da alacaklıların bir süre oyalanması mümkün olabilirdi. Ancak ... İnşaat Ltd. Şti.'nin faaliyetine eylemli olarak son vermiş olması karşısında bu şekilde zaman kazanmanın zor olduğu da malumdur. Aslen davacı şirketin fiilen önceki şirketin devamı mahiyetinde olması alacaklıları harekete geçirmiş ve bazı mallar davacı şirket elinde haczedilmiştir.
Bu mahcuzlar hakkında istihkak iddiaları söz konusu olduğu gibi davacı şirketi de hedef alacak biçimde tasarrufun iptali davaları da gündeme gelmiştir.
Sonuç itibariyle davacı şirketin kendi istek ve iradesiyle başka bir tüzel kişiliğe ait borçlara kefalet vererek, kendi seçimi doğrultusunda bazı alacaklıları kefalet korumasına alıp bazı alacaklıları devre dışı bırakarak denetimi mümkün bir konkordato süreci yürütmesi beklenemez. Davacı şirket daha baştan bazı gerçekleri gizlemiş, şirketin mevcut borçları hakkında yeterli açıklayıcı bilgi vermemiştir. Bu itibarla davanın esastan da reddi gerekir.
Konkordato komiserinin raporundan da anlaşılacağı üzere davacı şirketin borcunun yüksek görünmesi için borca batıklık bilançosunda senetli borçların rayiç bedeli kaydî değerden fazla gösterilmiştir. Davacı şirket gerçek anlamda borca batık değildir. ... İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd.
Şti. 'nin borçlarına ilişki senetlere aval verilerek veya önceki bonolar iptal edilerek borçlusu davacı şirket olacak şekilde yeni senetler verilerek kefil olunmuştur ki bu durum şirketin gerçek anlamda borca batık olmadığı sonucunu da doğurur. Bu itibarla davacı şirketin iflasına karar verilmesine de gerek görülmemiştir. İflas süreci borçlu kadar alacaklıları da zorlayan, külfetli, maliyetli ve uzun bir tasfiye sürecidir.
İsterse alacaklılardan her biri her aşamada iflas talep edebilir. Ancak "yapılan hayır ürkütülen kurbağayı değmelidir." Mevcut durumda şirketin faaliyetini sürdürmesi hala bir kazanç ihtimalini barındırıyorsa alacaklıların iflas yolunu tercih etmeyeceği izahtan varestedir. Davacı şirketin iflası için güncel bir kamu yararı görülmediğinden ve gerçek anlamda borca batıklık söz konusu olmadığından iflas kararı verilmemiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1366, K. 2018/1604, 5 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama