KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/493
- Karar No
- 2019/1159
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- —
Karar Metni
1.319 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/04/2018
KARAR TARİHİ : 06/11/2019
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında üst braket kalıbının yapımına ve seri üretimine geçilmesi amacıyla görüşme ve sözleşme yapıldığını, bu sözleşme gereğince kalıp üretimi ile ilgili maliyetin davacı tarafça karşılanacağını ve bu maliyetin parça başına amortisman maliyeti dağılımıyla tasfiye edileceğini yani kalıp maliyetinin davacı tarafça karşılanacağını, birim fiyata eklenecek farkla kalıp bedeli olan 75.000 Euronun tasfiye edileceğini, 2016 yılı sonundan başlayan çalışmaların 2017 yılı temmuz ayına kadar sürdüğünü, üretilen kalıplarda çeşitli tadilatlar ve mikron seviyesinde iyileştirmeler yapıldığını,
ürünlerin en az hata payı ile üretilmesi için iki tarafın da çaba sarfettiğini, iş teslimi olarak 2016 yılının 52. Haftasının gösterildiğini, ancak bunun eski sözleşmelerden kalmış olabileceğini, süreç içinde ham madde fiyatlarındaki artışlar sebebiyle fiyat güncellemesi için görüşme yapmak istediklerini, ertelenen bir kaç görüşme sonrasında davalı tarafın irtibatı kestiğini, davacının üretilen kalıplar kullanılan saclar ve bazı parçalardan dolayı 442.491,48 TL alacağı bulunduğunu, sözleşmenin uygulanmaması sebebiyle Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/3 d.iş sayılı dosyasıyla tespit yapıldığını,
sözleşmeye göre kalıpların davacı şirket tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, özel temin edilen sacların da kullanılamayacağını ileri sürerek mahrum kalınan kâr talepleri saklı kalmak kaydıyla 442.491,48 TL alacağın ihtar tarihi olan 31/01/2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacı tarafın üretim terminine uymadığını, temin edilen malzemenin kalite ve miktarının sözleşmeye uygun olmadığını, üretilen parçaları kullanılabilir hale getirip teslim etmediğini, elinde tuttuğu kalıplar için ücret isteyemeyeceğini, seri üretime uygun kalıpların üretilmesi için davacı tarafça anlaşma sağlandığını, sözleşmenin çok öncesinde görüşmelerin devam ettiğini, davalı tarafın teknik resimler ve çizimleri davacıyla paylaştığını, davacının ürettiği tandem kalıplar ile progresif kalıpların standarda uygun olmadığını, yapılan iyileştirmelerin sonuç vermediğini, davacı tarafın teslim sürecini uymadığını, ayıpsız numune sorunu yaparak seri üretime geçecek kalite ve ölçüde ürün temin edilmediğini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava, bir kısmı eser, bir kısmı satış akitlerinden oluşan bir karma sözleşmeden kaynaklanan alacak davasıdır. Taraflar arasında akdin niteliği ve tarafların edimleri konusunda uyuşmazlık yoktur. Sözleşmeye göre baştan 75.000.€ olarak belirlenen imalat maliyeti davacının kendi tarafından karşılanmak üzere bir metal parça kalıbı imal edilecek, bu kalıpla üretilen parçalar davalı tarafından satın alınacak, bir dönem parça başı fiyatlara bir miktar eklenmek suretiyle kalıp maliyeti davalı tarafından amorti edilmiş olacaktır. Kalıp maliyeti amorti edildikten sonra da mal üretim ve satışı devam edecektir.
Davacı taraf üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, kalıpları zamanında tamamlayıp parça üretimine geçtiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak mal almayı kabul etmediği gibi kalıp bedellerini de ödemediğini ileri sürmektedir. Buna karşılık davalı taraf, davacının edimlerini belirlen zaman dilimi içinde yerine getiremediğini savunmuştur. Davalıya göre, tamamlandığı söylenen kalıplarla üretilen parçaları istenen ölçü ve standardı yakalayamamış, buna rağmen davacıya kalıpları düzeltmesi için ilave zaman ve fırsat tanınmıştır. İşin yetişmeyeceği anlaşılınca başka bir tedarikçi ile anlaşma sağlandığı belirtilmektedir.
O halde eldeki davada çözülmesi gereken iki temel sorun vardır. Birincisi, kalıp ve standarda uygun parça üretiminin kararlaştırılan süre içinde tamamlanıp tamamlanmadığı, ikincisi de üretilen kalıp ve parçaların istenen ölçülere uygun olup olmadığıdır. Birinci hususun tayini için taraflar arasında belirlenmiş bir zaman kısıtı olmalıdır. Üretim sektöründe bu zaman sınırlaması için “termin” tabiri kullanılmaktadır. Bu kelime Almanca kökenlidir ve randevu veya duruşma günü anlamlarına gelir. Piyasada ise bir işin tamamlanması için öngörülen muayyen gün ve zamanı ifade etmek için kullanılır.
Somut olayda işin yetişmesi için belli bir tarih kararlaştırılmış mıdır. Bunun tayini için sözleşmeye bakmak ve/veya sözleşmeyi uygun biçimde yorumlamak gerekir. Zira sözleşmede 2016 yılının 52’nci haftası kararlaştırılmış olmasına rağmen davacı taraf bu tarihin doğru olamayacağını ileri sürmektedir. Buna gerekçe olarak sözleşmenin imza tarihi ile termin tarihi arasındaki zaman darlığı gösterilmiştir. Davacının sunduğu sipariş anlaşması mahkememizce incelenmiş, “Rev.
Tarihi : 01.01.10” ibaresinin ne anlama geldiği anlaşılamamış olmasına rağmen sonuca etkili görülmediğinden üzerinde durulmamıştır. Bu ifade davalı tarafın sipariş sözleşmelerinde kullandığı bir şablona veya üretim datalarına ait olabilir ve yukarıdaki ifade “revizyon tarihi” anlamına gelebilir. Ancak tereddütsüz anlaşılan bir konu vardır ki, sipariş 20.12.2016 tarihinde verilmiş ve teslim tarihi 2016 yılının 52’nci (son) haftası olarak öngörülmüştür.
Elbette kalıp imalatı gibi zaman isteyen bir işin 10 günde tamamlanması beklenmez. O halde davacının iddia ettiği gibi, bu teslim tarihine itibar etmemek mi gerekir?
Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının iddiasının haklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bir kere baştan belirtelim ki bu belge daha işin başında imzalanmış bir sözleşme değildir. Açıkça görüleceği üzere bir sipariş sözleşmesidir ve kalıba ilişkin olmayıp üretilecek nihai mamulün numunelerinin siparişidir. 20 Aralık’ta dört ayrı malzemeden 200’er adet numune sipariş edilmiş, Aralık ayının son haftası teslim istenmiştir. Nitekim davacının Ek-2’de sunduğu satınalma siparişi bunu teyit eder. Nitekim bu tarihten aylar sonra dahi mal teslim edilmiş, iade alınmış, fatura kesilmiştir. Keza taraflar arasındaki e-posta yazışmaları sipariş tarihinden çok önce başlamıştır. Yani sözleşmenin imzası ile malın teslim tarihi arasında ifayı imkansız kılacak kısa bir süre yoktur.
Mahkememizin kabulüne göre işin başlangıcında kapsam ve detayları açıkça belirleyen, bir teslim tarihi öngören bir yazılı sözleşme yapılmamıştır. Buna karşılık kalıpların tamamlandığı kabul edilerek numune ürün siparişi yapılmıştır. Elbette bu sipariş ürünlerin istenen ölçü ve standarda sahip olup olmadığının tespiti için verilmiş olmalıdır. Öyleyse iş için kabul edilecek termin, işin mahiyetine göre makul bir tarih olmalıdır. Daha açık bir ifade ile işin tabiatına uygun ve makul bir tarihte standarda uygun mal tedariki sağlanmaya başlamadıkça davacı edimini yerine getirmiş olmaz.
İkinci sorun üretilen malların istenen ölçü ve standarda uygun olup olmadığıdır. Bu konu teknik bir konudur ve bilirkişi raporu alınmasını zorunlu kılmaktadır. Refakate alınan bilirkişi yardımıyla keşif icra edilerek ölçümler yaptırılmıştır. Bunun için öncelikle davacının ürettiği kalıplar imalata hazır olacak şekilde uygun preslere takılmış, heyet huzurunda belli sayılarda deneme üretimi alınmıştır. Çıkan ürünler bilirkişi tarafından ölçüme tabi tutulmuştur.
Davacının iş yerinde üretilmiş ve teslime hazır mallar bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda kalıp sistemleri hakkında bilgi vermiş, tandem kalıp ve progresif kalıp arasındaki farkları belirtmiş, davacının imal ettiği progresif kalıpların proses hatası vermeden üretim yaptığını belirtmiştir. Proses hatası çıkmaması, nihai ürünün ölçüye uygunluğu anlamına gelmez. Kalıbın takılmadan ve hata vermeden ardışık hareketlerle çalıştığını ifade eder.
Nitekim dört değişik parça numuneleri üzerinde yapılan ölçümler bazı kısımlarda toleransı 0,01 ila 0,04 oranında aşan farklar tespit edilmiştir. Keza metal ürünlerin kesimi sırasında ortaya çıkan çapak sorunu da tam çözülmemiştir. Davacının ürettiği kalıp standarda uygun ise de kısmi hatalar vardır ve giderilmesi gerekir. Rapora göre davacı taraf sipariş sözleşmesinde yazılı numuneleri zamanında teslim edememiştir.
Esnek bir çalışma yöntemi ile hataların makul sürede giderilmesi mümkün ise de davacının teknik sunumları zamanında yapamadığı ve standarda uygun ürünleri teslim edemediği görüşüne de yer verilmiştir.
Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede davanın haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Baştan belirtelim ki taraflar arasında kalıp bedellerinin davalı tarafından ödeneceğini açıkça kararlaştıran bir yazılı sözleşme yoktur. Fakat sözleşme sorunsuz ifa edilmiş olsa bir dönem ürünlerin maliyet bedeline bir ekleme yapılması ile kalıp maliyetinin davalı tarafından amorti edileceği de açıktır. Nitekim sipariş sözleşmesi bunu doğrular.
Bunun için ön şart davacının sipariş ölçü ve standardına uygun mal üretip teslim etmiş olmasıdır. Davacı bu edimini yerine getirememiş, tarafların kabulünde olduğu üzere süreç içinde bazı iyileştirme tedbirleri alınmış, revizyon yapılmış ise de sonuca ulaşılamamıştır. Nitekim keşif günü dahi bazı eksik ve hataların mevcudiyeti gözlenmektedir. O halde davalı belirsiz bir iyileştirme sürecine mecbur edilemez.
Termin tarihi nazara alındığında davalının yeterli tolerans gösterdiği, buna rağmen düzenli ve standarda uygun düzenli mal tesliminin gerçekleştirilemediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/493, K. 2019/1159, 6 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama