KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Bursa
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2019
- Esas no
- 2019/790
- Karar no
- 2019/1205
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... Aktarhüssam Mahallesi Ahmet Hamdi Tanpınar Cad. Öndül İş Hanı Sit. No: 17/510 Osmangazi/BURSA
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ...
- Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Nergis Sk. No
- 3 Osmangazi/BURSA
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 02/08/2019
Karar Metni
1.159 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasındaki anlaşma çerçevesinde 07/02/2019 tarihli proforma fatura içeriğindeki körüklerin davalı tarafından yapımı konusunda sözleşme yapıldığını, davacı tarafın bedelin yarısını ön ödeme olarak banka havalesi olarak gönderdiğini, proforma fatura üzerinden bedelin ödendiğinin yazılı olduğunu, anlaşmaya göre davalı tarafın yaptığı ürünlerin standartlara uygunluğunu belgelendirecek denetim ve testten geçirdikten sonra masraflarını da karşılayarak üçüncü kişi alıcıya teslim etmesi gerektiğini, ancak davalının kalite standardını sağlayamaması sebebiyle ürünleri denetimden geçiremediğini,
uzun süre anlayışla beklenilmesine rağmen bu işlemlerin tamamlanmadığını, davalının edimini ifa edemeyecek durumda olduğunu, bu sebeple bir elektronik posta gönderilerek bedelin iadesinin istendiğini, davalının buna da kayıtsız kaldığını, bunun üzerine Bursa 13. İcra Dairesinin 2019/...
E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, davalının ekonomik güçlük içinde olduğunun öğrenildiğini, bu sebeple davalının banka hesaplarına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir uygulanmasını istediklerini ileri sürerek itirazın iptaline borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, davanın reddi gerektiğini savunmuş taraflar arasında körük yapımı konusunda sözlü anlaşma sağlandığını, anlaşma gereğince körükleri zamanında imal ettiklerini, ancak davacının denetim için öngördüğü SGS firmasının Tanzanya ile kontratının dolması sebebiyle kalite kontrolü yapılamadığını, bunun üzerine İntertek firmasının başvuru yapıldığını, fakat bu firmanın da denetime gelmediğini, olayda kendilerinin kusurlu olmadığını, denetim firmalarının işlem yapmaması sebebiyle davanın onlara yöneltilmesi gerektiğini, davacının yatırdığı ön ödeme ücretinin defterleri işlenmiş olduğunu,
davacının haklı sebep olmadan ürünleri almaktan vazgeçtiğini ,nakliye ile ilgili sorumluluğa dair yazılı belge bulunmadığını, ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu, alacağa faiz istenemeyeceğini, ileri sürerek davacının haksız takip tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı bir satış sözleşmesine istinaden avans niteliğinde para ödediğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırılığı sebebiyle akdi feshetmek zorunda kaldığını ispat etmelidir. Davacı bu ispat külfetini yerine getirirse bu kez davalı tarafın ya mal teslimini ya da teslimin gecikmesinde kusurlu olmadığını, akdin feshi için haklı sebep bulunmadığını ispat edecektir.
Davalı taraf davaya cevabında taraflar arasındaki sözleşmeyi ikrar etmiş, bir ön ödeme aldığını da kabul etmiştir. Bu durumda davacı taraf, üzerine düşen ispat zorunluluğunu yerine getirmiştir.
Ön ödemenin miktarı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığına göre çözülmesi gereken uyuşmazlık davacının sözleşmeyi feshetme iradesinin hakli sebebe dayanıp dayanmadığını belirlemektir. Akdin feshi haklı ise davacının ön ödeme olarak verdiği parayı kısmen veya tamamen isteme hakkı doğacaktır. Bunun için öncelikle üretiminin tamamlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan malların denetimden geçirilmesi ve üçüncü kişi durumundaki nihai alıcısına teslim edilmesi yükümlülüğünün kime ait olduğunun belirlenmesi gerekir.
Davacı taraf satıcının malları doğrudan üçüncü kişi durumundaki nihai alıcısına CIF teslim yoluyla göndermeyi taahhüt ettiğini ileri sürmüştür. Eğer bu yükümlülük kabul edilirse malların denetim onayından geçirilmesi yükümlülüğü de satıcıya ait demektir. Zira bu durum olağan işleyişe uygun olandır. Bunun aksi ispat edilebilir ancak somut olayda davalı satıcı malların üretiminden sonra davacı kontrolüne verilerek denetimden geçirilmesinden sonra tekrar kendine verilerek CIF teslime hazırlanacağını ileri sürmemiştir. Öte yandan denetim işleminin satıcı sorumluluğunda olduğu kabul edilirse, bu işlem tamamlanmadan da mal teslim edilmiş sayılmaz.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından malların teslim biçimi konusunda nasıl bir anlaşma sağlandığı konusunda diğer delillere bakarak bir karar vermek gerekir. Öncelikle hatırlatalım ki taraflar arasında elektronik posta ve sosyal medya üzerinden iletişim sağlandığı konusunda tereddüt yoktur. Her iki taraf da whatsapp yazışmalarına atıf yapmış, e-posta yoluyla bilgilendirme yapıldığını kabul etmiştir. O halde malların teslim biçimi ve test işlemlerinin tamamlanması açısından bu bilgilere değer vermek doğru olacaktır.
Tarafların yazışmalarından ve özellikle davalının inkar etmediği proforma faturadan anlaşıldığı üzere fiyat teklifinde ödeme biçimi “%50 sipariş anında %50 sevkiyat anında” şeklinde kararlaştırılmıştır. (Payment Type: %50 On Order, %50 On Shipment Time) Davacının bu teklife uygun biçimde ücretin bir kısmını ödediği sabittir. Keza aynı faturada sevkiyat biçimi de CIF-Darüsselam biçimindedir. (Shipment Type: CIF-DAR ES SALAAM)
CIF teslim şekli deniz taşımacılığına ilişkin bir kavram olup, sık kullanılan teslim şekillerinden biridir. CIF ifadesi teslim limanı ile birlikte kullanılır. Somut olayda davacının ileri sürdüğü biçimde “CIF -Darüsselam” şeklinde anlaşma yapılırsa malların sigorta ve navlun ücreti de eklenerek fiyat belirlenir. Mallar da Darüsselam Limanında alıcısına teslim edilir.
CIF kelimesinin açılımı olan Cost-Insurance-Freight kelimelerinden de anlaşılacağı üzere, maliyet+sigorta+navlun anlamına gelen bu teslim şeklinde mal bedeline, navlun ve sigorta eklenerek bir fiyat verilir. Böyle bir durumda malların test ve denetim hizmetlerinin de davalıya ait olması gerekir.
Tüm bu izahat çerçevesinde taraflar arasındaki anlaşmaya göre malın teslim edilmesi için üretilmiş olmasının yeterli olmadığı, denetim işlemlerinin yani malların istenen standardı sağladığının tespitinin de satıcı sorumluluğunda olduğu kabul edilmiştir. İşin tabiatı da nazara alındığında, yurt dışındaki nihai alıcısına teslim edilecek malın istenen vasfa uygunluğunun bağımsız ve akredite bir kuruluş tarafından teyit edilmesini müteakip gönderilmesi gerekir.
Zira malın ayıplı olduğu veya istenen standardı sağlamadığı durumlarda ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması oldukça güç olacaktır. Uzak bir ülkeye gönderilen malın istenen evsafı karşıladığının daha baştan ve satıcı tarafından ispatı önemlidir. Bu kanaatle olağan akışa uygun olanın davacı tarafın iddiası olduğu, davalının savunmasında da dolaylı yoldan bile olsa bunun anlaşıldığı kabul edilmiştir.
Davacı taraf olağan durumu iddia etmiş, ispat için yeteri kanıt sunmuştur. Davalı taraf denetim ve CIF teslim sorumluluğunun kendine ait olmadığını ispat edememiştir.
Her ne kadar davalı taraf mücbir sebeplere sığınarak denetim kuruluşlarının zamanında işlemi tamamlayamadığını, bu konuda elinden geleni yaptığını savunmuşsa da basiretli davranıp önceden tedbir alması gerekir. Makul bir sürede malların denetim onayının alınamaması davacı yönünden sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturacaktır. Takip konusu bedel muayyendir. Davalı taraf hem aldığı para miktarını hem de mali teslim etmediğini bilecek durumdadır. Bu sebeple takibe itirazın haksız ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Katip ... Hakim ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/790, K. 2019/1205, 18 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama