KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/189
- Karar No
- 2018/1313
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2018
Karar Metni
1.216 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
BURSA "Türk Milleti Adına" 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
Esas No : 2017 Karar No : 2018
Hakim : ... ... Katip : ... ...
Davacı : ... Vekili : Av. ... Davalılar : 1- ... Vekili : Av. ... Davalı 2- ... - ... Dava : Rücuen Alacak Dava Tarihi : 10/02/2017 Karar Tarihi : 15/10/2018 Kararın Yazım Tarihi : 15/11/2018
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı dava dilekçesinde özetle;
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ...'e 25/09/2009 tarihinde arasında Tepebaşı Belediyesinde çeşitli taşeron şirketler bünyesinde işçi olarak görev yaptığını, son olarak da davacı şirket bünyesinde ve fakat belediye işçisi olarak çalıştığını, işten ayrılmasından sonra, işçilik alacaklarının tahsili için dava açtığını, Eskişehir 1. İş Mahkemesinin ... E. ...
K. Sayılı ilamıyla işçi lehine çeşitli işçilik alacaklarına hükmedildiğini, bu alacakların Eskişehir 4. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla takibe konduğunu ve dosya borcunun tamamının müvekkil şirketten tahsil edildiğini, belediye ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereğince fazla mesai yapılmasının mümkün olmadığını, davacının ihale döneminde fazla mesai de yapılmadığının bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen bu ücretlerin de davacıdan tahsil edildiğini, keza davacı döneminde yıllık izin hak etmemiş olan işçi lehine yıllık izin ücreti de ödemek zorunda kaldıklarını,
haksız biçimde ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı da ödemek zorunda kaldıklarını, bu tazminatlardan ilgili dönemlerde işçiyi çalıştıran diğer taşeron şirketlerin sorumlu olduğunu, davalının sorumluluğunun da buradan kaynaklandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin dava dışı işçi ...' a ödenen işçilik alacakları, yargılama giderleri, ilam vekalet ücreti, faiz, icra harç ve masrafları, icra vekalet ücreti ve sair tüm ferileri olarak,
devreden işveren sıfatları ile davalılardan sorumluluk payları oranında müşterek ve müteselsilen ödeme tarihinden itibaren ticari fazi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılarar müşterek ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
Davalı ... ve Özel Güvenlik Hiz. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetkisizlik ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkil şirketin kendi döneminde çalıştırdığı personel ve hizmet verdiği idareye karşı üzerine düşen tüm ödemeleri zamanında ve eksiksiz yerine getirdiğini, davanın kendisine ihbar edilememesi sebebiyle müvekkilin rücu hakkının bulunmadığını, işçinin son alt verinin müvekkil şirket olmadığını, ilgili ücretlerden son alt verenin sorumlu olacağını, bu hali ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Özel Güvenlik KOruma ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti'nin yasal süresi içinde davaya cevap vermediği anlaşıldı.
İşbu dava temel olarak, tacirler arası işyeri devrinden kaynaklanan sorumluluk hükümlerine dayalı alacak davasıdır. Alacağın sebebi ise davacı şirketin dava dışı işçinin ... için ödediği işçilik haklarından kaynaklanmaktadır. İşçinin daha önceki işverenleri durumundaki davalı şirketlerin, kendi dönemleri ve sorumluluk payları oranında tazminattan mesul olduğu ileri sürülerek rücuen alacak hakkı ileri sürülmektedir.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. İşyeri veya işyerinin bir bölümünün bir hukuki ilişkiye dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir.
4857 sayılı Kanunun 6/1 maddesi gereğince, işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar.
Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz.
O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Kıdem tazminatı açısından devreden işveren yönünden de on yıllık zamanaşımı söz konusudur. Devreden işveren devir tarihine kadar çalıştırdığı süre ve devir anında ödenen ücret üzerinden sorumlu olur.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren birlikte sorumludur.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davalı taraf zamanaşımı def'i ileri sürmüşse de, bu hususta öngörülmüş özel bir zaman aşımı süresi söz konusu olmadığından 4857 sayılı Kanunun 6/3 maddesinde yazılı iki yıllık sürenin devreden işverenin işçiye karşı sorumluluğuna dair hak düşürücü süre niteliğinde bulunduğundan on yıllık genel zaman aşımı süresinin uygulanması gerekecektir. Bu yönüyle davalı tarafın zaman aşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafın ileri sürdüğü husumet itirazı da haksızdır. Davacı şirketle beraber davalı şirketler de asıl işveren olan Tepebaşı Belediyesi ile yapılan sözleşmeye istinaden taşeron şirket olarak alt işveren konumundadırlar.
Dava dışı işçinin açtığı iş davasının sonuçlanması üzerine işçiye tazminat ödemek zorunda kalan davacı şirketin tazminat dışında mahkeme masrafları ve icra masrafları ödemek zorunda kaldığı ortadadır. O halde, davalı taraf sorumlu olduğu miktara isabet eden masraf ve ücretlerden de sorumlu tutulmalıdır. İşçinin açtığı davanın davalı şirketlere ihbar edilmemiş olması sebebiyle mahkeme masrafı ve icra giderleri yönünden davalılara sorumluluk yüklenmemiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde hesap yapılabilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi uygun görülmüş, bilirkişi 27/04/2018 tarihli raporunda her bir davalının alt işveren olduğu dönemler itibariyle sorumlu olduğu alacak miktarlarını hesaplamıştır. Bu raporda asıl işveren Tepebaşı Belediyesi hizmetinde taşeron şirketlerin işçisi olarak çalışan ...'un 05/07/2011-31/12/2011 tarihinde arasında davalı ... Özel Güvenlik Ltd Şti. nezdinde çalıştığı, bu döneme ilişkin davalı şirketin sorumlu olduğu bedelin icra dosyası, yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere 6.206,44 TL olduğu açıklanmıştır.
Yine raporda, dava dışı işçinin 01/01/2012-07/04/2013 tarihleri arasında davalılardan... Özel Güvenlik Ltd Şti nezdinde çalıştığı bu döneme ilişkin davalı şirketin sorumlu olduğu bedelin icra dosyası yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere 5.867,85 TL olduğu açıklanmıştır.
Davacı taraf sorumluluk miktarlarının belirlendiği bilirkişi raporundan sonra talebini ıslah etmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve bilirkişinin yaptığı hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Başlangıçta davacı taraf, hangi davalıdan ne miktarda tazminat talep ettiğini açıklamamış olduğundan 1.000-TL'lik kısmi davanın 500-TL'lik kısmının davalı... Ltd. Şirketi'ne, 500-TL'lik kısmının ise ... Ltd. Şirketi'ne yönelik olduğu kabul edilerek, tüm bu açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır. ... · Hakim ... · ¸e-imzalıdır.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/189, K. 2018/1313, 15 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama