KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1270
- Karar No
- 2023/464
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2023
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ...
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.413 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....... tarafından işçilik alacakları talebiyle davacı kurum aleyhine başlatılan ilamlı icra takibi gereğince dosya borcu olarak ...
TL, dosyasına yatırıldığını, davalı firmalar istihdam ettiği işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu olduğunu, zira müvekkili şirket davaya konu “ Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerinin İşlenmesi, Taşınması ve Dağıtımı hizmetlerinin yapılması” işini ekte sunulan sözleşmelerle davalılara verdiğini, dava dışı işçi hizmet işini üstlenen davalı firmaların istihdam ettiği işçilerden biri olduğunu,
gerek davalı şirket ile Kuruluşları arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve gerekse sözleşme ve eklerinde düzenlenen davalı şirketin sorumlulukları kapsamında ödedikleri bedelin asıl sorumlusunun işçilerin fiilen bünyesinde çalıştığı davalı şirketler olduğunu, bu sebeplerle bahsi geçen mahkeme kararı gereğince ödedikleri ....
TL ’ nin rücuen tahsilini, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme ilişkin olarak sorumlulukları oranında tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı firmalara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi gereğince, dava dışı ...'ya ödenen işçilik alacaklarına ilişkin ödenen tazminatların davalı şirketlerden rücuen tahsili talebidir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda somut olayda uyuşmazlığın, davacının, dava dışı çalışana ödediği fazla mesai alacağı, UGBT alacağı ve icra dosyasında yapılan yargılama giderlerine yönelik alacakların bedeli için davalılara rucü şartlarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıların işçilik alacaklarının ödemesinden sorumlu olup olmadıkları, sorumlu ise miktar noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2/6. Maddesinde, ‘Bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, altı işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.’ hükmü bulunmaktadır.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birisine ait olacağı yönünde sözleşme yapılmışsa tarafların serbest iradeleriyle yapmış oldukları sözleşme yalnızca bu sözleşmenin taraflarını bağlayacaktır. Dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarı borcun nihai yükümlüsü olan borçludan tahsil edebileceğinin kabulü gerekmektedir.
6552 Sayılı Yasa ile 4857 Sayılı İş Kanununda, 4734 Sayılı Kanunda ve 7166 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanununda 11/09/2014 tarihinden meydana gelecek olaylarda geçerli olacaktır. Yani bu tarihten itibaren kamu kurum ve kuruluşları kıdem tazminatını hak eden alt işveren işçisine iş mahkemelerinde dava açılmadan kıdem tazminatı ödemelerini yapmak zorundadır. 6552 Sayılı yasa işçiye karşı asıl işverenin sorumluluğunu düzenler niteliktedir.
Yapılan bu düzenlemeler müteselsil borçlu olan alt işverenle asıl işveren arasındaki sözleşme hükümlerine sirayet edecek nitelikte değildir. Düzenlemeler işçinin mağduriyetini önlemeye ve kıdem tazminatına bir an evvel en kısa yoldan kavuşturmaya yöneliktir. Asıl işveren ile alt işveren birbirine karşı rücu hakkını kullanırken, aralarındaki sözleşmeye göre hareket etmek zorundadır.
Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/15019 Esas ve 2018/7581 Karar sayılı ilamında ‘4857 Sayılı Yasanın 112. Maddesinde 6552 Sayılı Yasanın 8. Maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca işçinin kıdem tazminatlarından işçinin son çalıştığı asıl işverenin sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının açtığı davanın reddine karar verilmiş ise de yasanın bu hükmü işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir.
Bu hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. Nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin incelenmesi neticesinde yüklenicinin çalıştırdığı işçilere ilişkin iş yasalarından doğan yükümlülükleri yerine getirmekle sorumlu olacağını gösterir. Hal böyle olunca davalı çalıştırdıkları işçiler yönünden dönemleri itibariyle asıl işveren olan davacıya karşı tam sorumludurlar.
Mahkemece davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalının dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından davalı yanca icra dosyasına yapılmış ödeme miktarı düşüldükten sonra kalan kısımdan sorumlu olacağı, davacının davalılara bu alacakları rücu edebileceği gözetilerek yapılacak inceleme sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelmeye dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir’ denilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış uygulaması gereği; asıl işverenin ödediği kıdem tazminatı, izin ücreti, fazla çalışma alacağı ve ihbar tazminatı hariç olmak üzere diğer alacaklardan alt işverenlerin kendi dönemleriyle sınırı olarak sorumlu olacaklarının, ihbar tazminatından ise son işverenin sorumlu olacağının kabulü gerekmektedir.
Davacı taraf dava dilekçesinde rücu edilmesini talep ettiği şirketler ile arasındaki sözleşmeleri, işçilere ödediği dekontları ve bordroları delil dilekçesi ile sunması sonucunda mahkememizce görevlendirilen bilirkişi incelemesi sonucunda rapor hazırlanmıştır. Alınan .... tarihli rapor dosya kapsamı ile uyumlu olduğundan hükme esas alınmıştır.
İş Kanunu'ndan kaynaklanmakta olduğu, ancak davacı ile davalı arasında çıkan dava dışı işçi .....'ya ödenen işçi alacağı ile ilgili uyuşmazlıkların genel hükümlere göre çözüleceğinden sözleşmedeki hükümler çerçevesinde olayın çözümlenmesi gerektiği, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmede işçi alacaklarına ilişkin yükümlülüklerin yüklenici tarafından yerine getirleceği öngörüldüğünden ,hizmeti yapan davalının kendi işçisi ile hizmeti vermesi sözleşmenin bir unsuru olması nedeniyle işçi ücretleri ve sair ödentilerin de davalının sorumluluğunda olduğu kanaatine varılmış,
(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/3035 E 2016/3035 K sayılı 27.11.2018 tarihli ilamı), davacı tarafından tarihinde dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ve icra dosyasına yapılan ödemeleri uygun olduğu kanaati ile davalıların kendi hizmet dönemleri nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle temerrüte düştüğü değerlendirilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ödeme tarihinden itibaren ticari faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1270, K. 2023/464, 13 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama