Yapılan incelemeler ve soruşturma sonucunda ... plakalı sigortalı araç ile meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının doğru olduğu ancak kaza sonrasında sürücü değişikliği yapıldığı değerlendirilmiştir.
Sigortalı araç sahibi ile yapılan görüşmede. 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunu gereğince, bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü;Madde 1447-Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatınkapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ve belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamakzorundadır.
Ayrıca sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının incelemeyapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.
Maddesini yerine getirmediğinden ilgili hasar dosyası için kanaatim olumsuzdur." şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, sürücü değişikliği nedeni ile hasar teminat dışı kaldığından müvekkili şirketin hasarı ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hasar miktarının poliçe özel şartlarına uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda Kasko Sigortası Genel Şartlar’ın “3.3.2 Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi” başlıklı 3.3.2.1. maddesindeki,
poliçe özel şartlarında düzenlenen “Hasar Tazmin Yöntemi Özel Şartı” başlıklı maddesindeki ve Poliçe özel şartlarında düzenlenen “Parça Tedarik Özel Şartı” başlıklı maddedeki düzenlemelerin dikkate alınması gerektiğini, yukarıda bahsedilen Kasko Sigortası Genel Şartları ve Poliçe Özel Şartlarında açıkça, kısmi hasarlardan onarım yoluna gidileceği, sigortacının ancak kaza tarihi itibari ile anlaşmalı onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak hususlara göre ödeme yapmakla sorumlu olduğunun belirtildiğini,
bu kapsamda müvekkilin onarımla giderilebilecek hasarlar yönünden parça değişimi yapmak veya bunların bedellerini ödemek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, şayet hasar yönünden bilirkişi incelemesi yapılacaksa bu hususlar dikkate alınarak hesaplamada belirtilen fiyatlara % 20’den az olmamak üzere iskonto uygulanması gerektiğini, davacı tarafından fatura sunulmadığından KDV'den sorumluluklarının bulunmadığını, kasko poliçesi özel şartlarında gelir kaybı (kazanç kaybı, yoksun kalınan kar) poliçe kapsamına dahil edilmediğinden davacının kar kaybı talep edemeyeceğini,
davacının avans faizi talep edemeyeceğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, kasko poliçesi ve hasar dosyası ile kaskolu aracın tramer kayıtları celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, kaskolu araçta meydana gelen hasar bedelinin tespitine yönelik makine mühendisi ve sigortacı bilirkişiden rapor alınmıştır.
Davacıya ait ... plaka sayılı araca ilişkin ... tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi nezdinde genişletilmiş kasko paket uzun süreli kiralık sigorta poliçesi düzenlendiği,
Kaza sonrası ilgili kolluk birimi tarafından sürücü beyanına dayalı düzenlenen kaza tespit tutanağına göre; ... tarihinde saat ... sıralarında ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... İlçesi ... Mahallesi istikametinden ... İlçesi ... Mahallesi istikametine seyir halinde iken belirtilen noktaya geldiği esnada aracın sol tekerleğinin patlaması sonucu sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağında bulunan toprak yığınına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,
Kaza sonrası kasko sigorta poliçesi kapsamında açılan hasar dosyasında düzenlenen eksper raporuna göre, hasar onarım bedelinin; değişmesi gereken yedek parça bedelinin iskontolu ve KDV dahil 54.818,33 TL olarak tespit edildiği, işçilik bedeli hesaplanmadığı,
Davacının ... tarihinde delil tespiti istemiyle yapılan başvuru üzerine Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında ... tarihinde yapılan keşfe istinaden makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; yedek parça ve işçilik dahil hasar onarım bedelinin 64.685,62 TL olarak belirlendiği, anlaşılmaktadır.
Dava, trafik kazası nedeniyle kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı ile kazanç kaybı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıya ait davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın karışmış olduğu tek taraflı trafik kazası sonucu meydana gelen hasarın teminat kapsamında olup olmadığı, hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulü halinde davacının hasar onarım bedeli ve değer kaybı ile aracı kiraya verememesinden kaynaklı kazanç talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarları ile faizin türü ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir.
6102 sayılı TTK.nun 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Elde ki davada, davalı sigorta şirketince özel kuruluş olan ... Araştırma ve Danışmanlık Hizmetlerince düzenlenen hasar araştırma raporuna dayalı olarak sürücü olarak belirtilen ...'ün kaza anında aracın sürücüsü olmadığı, sürücü değişikliği yapıldığı, bu nedenle hasarın teminat kapsamında olmadığını ileri sürülmüştür.
Davalının iddiasını ispat için dosyaya sunduğu hasar dosyası içerisinde yer alan hasar araştırma raporu incelendiğinde, raporda yer alan tespitlerin tek başına sürücü değişikliği yapıldığının ispatı için yeterli olduğu kabul edilmemiş, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde savunmasının ispatı için hasar araştırma raporuna dayanmış ise de, dayanılan delilin usul hukukunda yer bulan delil tespit yoluyla elde edilmeye çalışılmadığı gibi,
tensip zaptının 7/1-ç bendi gereğince gerekli ihtar yapıldığı halde yargılama aşamasında da hasar araştırma raporunda beyanları geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesine ve raporun içeriğinin ispatına yönelik faaliyette bulunulmamıştır. Kaldı ki, davalı sigorta şirketinin savunması, davacı yönünden 5237 sayılı TCK.'nun 158/1-k maddesinde kapsamında olup, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğua ve soruşturma yürütüldüğüne dair bir iddia ve delil de dosyaya sunulmamıştır.
Bu haliyle, sürücü değişikliği olduğuna ve hasarın kasko poliçesi teminat kapsamında olmadığına yönelik savunma davalı tarafından ispatlanamamıştır.
Öte yandan, kazanın meydana geliş şekli ve hasarın niteliği gözetildiğinde, meydana gelen hasarın teminat dışı olduğuna ilişkin kasko poliçesi özel şartları ile kara taşıtları kasko sigortası genel şartları A.5 maddesinde sayılan hallere rastlanmadığından davalı taraf kaskolu araçta meydana gelen hasar bedelini tazminle yükümlüdür.
Kaskolu araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybının tespitine yönelik makine mühendisi ile sigortacı bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda; hasarın kaza ile uyumlu olduğu, kaskolu araçta toplamda 28 parça için ekspertiz çalışması yapıldığı, Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...
D.İş sayılı dosyasında makine mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda belirtilen yedek parça ve işçilik giderlerinin (64.685,62 TL) yapılan piyasa araştırması ile uyumlu olduğu, aracın onarılacak düzeyde olduğu, kaza nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının reel piyasa şartlarına göre 44.181,19 TL olduğu, aracın makul onarım süresinin 14 gün olduğu ve benzer nitelikteki bir aracın günlük kiralama bedelinin 500,00 TL olduğu, kazanç kaybının (14x500,00) 7.000,00 TL olduğu,
aracın davacı dışında bir kişi tarafından kiraya verilmesi nedeniyle tespit edilen hasar bedelinden %50 muafiyet uygulanması gerektiği, %50 muafiyet uygulandığında hasar bedelinin 32.144,83 TL olduğu, sigorta bedeli üzerinden her bir hasarda 4.000,00 TL'den az olmamak kaydi ile %3 tenzili muafiyet uygulanacağı, bilirkişi raporunda aracın rayiç bedelinin 244.591,47 TL olarak tespit edildiği, %3 tenzili muafiyet uygulanması gereken miktarın 7.337,74 TL olduğu, buna göre davacının poliçe kapsamında talep edebileceği hasar bedelinin 24.807,09 TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ve tabi olduğu genel şartlar uyarınca hasar bedelinde iskonto yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, kaza sonrası hasar dosyası açıldığı ve ekspertiz incelemesi yapıldığı halde hasar onarımının gerçekleştirilmemesi ve aracın onarımının davacıya bırakılması karşısında, davalının bu yöne ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.
Kaldı ki, kaza sonrası düzenlenen eksper raporunda değişimi gereken yedek parça bedellerinde iskonto uygulanmış, gerek delil tespit raporunda, gerekse yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yedek parçaya ilişkin eksper raporunda belirlenen bedel esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafın bu yönde yapılan hesaplamaya bir itirazı olmadığından hasar onarım bedeli 64.685,62 TL kabul edilerek değerlendirme yapılmıştır.
1-Davacının hasar bedeline ilişkin isteminin değerlendirilmesinde;
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.1 maddesinde, sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki tazmin kıymetlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Buna göre, davalı sigorta şirketi, hasar tarihi itibarıyle davacının gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür.
Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinde, sigorta bedeli üzerinden her bir hasarda 4.000,00 TL'den az olmamak üzere %3 tenzili muafiyet uygulanacağı belirtilmiştir.
Yine kasko sigorta poliçesinde yer alan "Kısa Süreli ve Uzun Süreli Kiralanan Araçlar Özel Şartı" başlıklı maddede. "Söz konusu poliçede teminat, aracın kullanım şeklinin kısa süreli kiralama (1 yıldan az) olduğu beyanına istinaden verilmiştir. "Kısa süreli kiralık" kullanım şekli, bir kiralama sözleşmesi kapsamında şahıs, şirket ve kurumlara 1 yıldan kısa süreyle günlük haftalık veya aylık olarak kiralanan araçları kapsamaktadır.
Uzun süreli kiralık kullanım şekli, sözleşme düzenlenerek şirket ve/veya kurumlara en az 1 yıl süre ile kiralanan araçları kapsamaktadır. Uzun ve Kısa süreli kiralık olarak kullandığı beyan edilen araçta meydana gelecek her bir hasarda.
Aracı Kullanan kişinin şaracı kiralayan kişi ve/veya tüzel kişi SGK kayıtlı resmi personel veya aracı kiraya veren ve/veya tüzel kişi SGK resmi personeli ile bunların birinci derece akrabalarından biri olduğunun yasal belgeler ile ispatı zorunludur. Aksi halde meydana gelen hasarlarda tespit edilen hasar tutarı üzerinden %50 muafiyet uygulanır.
....
Sigorta konusu aracın poliçede belirtilen vergi numarasına sahip firmada Rent a car olarak çalıştığı kaydedilmiş olup, herhangi bir hasar anında bu firma haricinde başka bir firmada rent a car olarak çalıştığının tespit edilmesi durumunda hasar tutarı üzerinden %50 muafiyet uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dilekçesinin ekinde sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde, aracı kiralayan kişinin davacı sigortalı değil, dava dışı ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, poliçede yer alan düzenlemeler gereğince, aracın davacı dışında bir kişi tarafından kiraya verilmesi nedeniyle tespit edilen hasar bedelinden ilk önce %50 muafiyet, sonrasında ise %3 tenzili muafiyet uygulanması gerekir.
Bilirkişi raporu ile tespit edilen 64.685,62 TL'ye %50 muafiyet uygulandığında hesaplanan bedel 32.144,83 TL, bu bedele de aracın hasar tarihindeki rayiç değeri olarak tespit edilen 244.591,47 TL'nin %3'üne 7.337,74 TL muafiyet uygulandığından davacının kasko sigorta poliçesi gereğince talep edebileceği hasar bedeli 24.807,09 TL olup, davacının hasar bedeli isteminin bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Faizin türüne ilişkin olarak; kaskolu aracın kullanım amacının kiralama niteliğinde olması ve davalı sigorta şirketi yönünden işin ticari iş niteliğinde olması ve 6102 sayılı TTK'nın 19.maddesi gereğince bir taraf için ticari sayılan işin diğer taraf için de ticari iş sayıldığı gözetilerek davacının avans faizi talep edebileceği kabul edilmiştir.
Faiz başlangıcına ilişkin olarak. TTK.nın 1427/2. maddesine göre; sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra, sigortacının edimine ilişkin araştırmalar bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel hale gelecektir. Davaya konu kaza ... tarihinde gerçekleşmiştir. Kaza sonrası düzenlenen eksper raporunda ise rapor kayıt tarihi ... tarihi olarak gösterilmiştir.
Eksper raporunun kayıt tarihinden önceki tarihte hasarın, davalı sigorta şirketine ihbar edildiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu halde hasar ihbarının ... tarihinde yapıldığı ve davalının ... tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiş ve kabul edilen tazminat miktarına, davalının temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacının değer kaybı ile aracın kiraya verilememesinden kaynaklı kazanç kaybı talebine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinde değer kaybı ile kazanç kaybının teminat kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu halde değer kaybı ve kazanç kaybı teminat dışı olduğundan ilgili talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafından hasar bedeline ilişkin davanın KISMEN KABULÜNE, 24.807,09 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Davacı tarafından değer kaybı ile aracın kiraya verilememesinden kaynaklı tazminat taleplerinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.694,57 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 1.138,82 TL peşin harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 1.555,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ve 1.138,82 TL peşin harcın toplamı olan 1.408,67 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama aşamasında 173,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 5.173,00 TL ile Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasında 51,00 TL tebligat ve posta masrafı, 571,90 keşif harcı ve 500,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 1.122,90 TL olmak üzere toplamda 6.295,90 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.342,07 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 24.807,09 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 24.807,09 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 595,20 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye kalan 1.004,80 TL'lik kısmın ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.