KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/198
- Karar No
- 2023/179
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2023
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/03/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen .... plaka sayılı aracın .... tarihinde işleteni olan ....'ın sevk ve idaresinde iken müvekkile ait .... plaka sayılı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkile ait araçta meydana gelen hasara bağlı değer kaybı oluştuğunu, ayrıca kazanç kaybı oluştuğunu, değer kaybının ve kazanç kaybının ödenmesi için sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden ... TL ödenmiş ise de, müvekkilin aracında oluşan değer kaybının bu miktarın çok üzerinde olduğunu ileri sürerek fazlası saklı şimdilik ... TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkememizin .... tarihli ara kararı ile, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden dosyanın tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydına karar verilmesi üzerine tefrik edilen dosyanın mahkememizin .... esasını aldığı ve bu dosyada ... tarihinde, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Sigorta şirketi yönünden verilen tefrik kararından sonra, öncelikle davalı sürücü yönünden uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK. nun 4. maddesi gereğince her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılmış ve aynı Kanunun 5/1 maddesinde ticaret mahkemelerinin görev alanları düzenlenmiş olup, "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesine yer verilmiştir. Buna göre; aynı kanunun 4/1. maddesinde nispi ticari davalar, 4/1. maddenin a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır.
Bir davanın nispi ticari dava sayılması için; TTK 4/1. maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi; davanın her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekmektedir.
Mutlak ticari davalar ise TTK 4/1-a. maddesinde; her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ile yine TTK 4/1. maddesinin a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan yasalarda belirtilen davalar olarak sayılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmesi ile birlikte 5/3. maddesi gereği artık asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisinden çıkarak görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleri olup, bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, TTK 4. Maddesinde haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olarak kabul edilmemiştir.
Bu nedenle her iki tarafı tacir olmayan haksız fiile dayalı uyuşmazlıklarda HMK 2. maddesi uyarınca genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli ve yetkilidir. Mahkemelerin görevi Kanunla belirlenip, (HMK m.1) kanunla düzenlenmesi, göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından resen nazara alınması gerekir.
Somut olayda, davanın açıldığı tarih itibari ile davalı sürücü yönünden dava konusu uyuşmazlık haksız fiile dayalı olup, davacı ve davalı araç sürücüsünün gerçek kişi olmalarına, davacıya ait aracın kullanım şekli ticari ise de, davalı sürücüye ait aracın kullanım şeklinin hususi olmasına, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir uyuşmazlık bulunmamasına, mutlak ticari davalardan olmamasına, ihtiyari dava arkadaşları yönünden dava özel yetkili olan Ticaret Mahkemesinde açılmış ise de, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ....
Sigorta A.Ş. yönünden dosyanın tefrik edilmiş olması nedeniyle elde ki davada sigorta şirketinin iş bu davacı yönünden davada taraf olmamasına ve sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlık bulunmamasına göre, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/198, K. 2023/179, 4 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama