KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1106
- Karar No
- 2025/1259
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/08/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- —
Karar Metni
1.077 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin muris babası .....ile davalı şirket arasında .....Tanzim tarihli ve .....poliçe nolu .....SİGORTASI adı verilen ve lehtar olarak müvekkili .....gösterildiği hayat ve ferdi kaza sigorta sözleşmesi tanzim edildiğini, Muris .....Sigorta sözleşmesi gereği ödemesi gereken primleri zamanında davalı şirkete ödediğini, Muris, .....tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle vefat ettiğini, müvekkili murisin ferdi kaza ve hayat sigortası yaptırdığından vefat sonrası murise ait kredi kartı ekstresinden öğrenmiş olup konuyla ilgili davalı şirkete başvurduğunu, davalı şirketin müvekkilinden kazayla ilgili ölüm raporu vs. belgeleri talep ettiğini,
müvekkilininde istenen belgeleri mail üzerinden davalıya gönderdiğini, davalı taraf ölüm nedeninin yamaç paraşütü kaynaklı olduğunu, sigorta poliçesi düzenlenirken murisin bu sporla ilgili beyanda bulunmadığını, bu faaliyetini gizlediği ve bu sportif faaliyetin sigorta kapsamı dışında olduğunu ileri sürerek poliçe ile teminat altına alınan Vefat, Kazaen Vefat ve Yaşam Teminatı tutarlarını ödemeye yanaşmadığını, Müvekkilinin, Karşı taraf nezdinde bulunan .....Tanzim tarihli ve .....poliçe nolu .....SİGORTASI SİGORTA POLİÇE ile teminat altına alınan Vefat, Kazaen Vefat ve Yaşam Teminat bedelinin davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle,
şimdilik 1.000,00 TL'nin murisin vefat tarihi olan .....tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava görevsiz mahkemede açıldığını, belirsiz alacak davası olarak acılamayacağını, müvekkili şirket tarafından tazminat başvurusu sonrası belirtilen tüm bu gerekçeler göz önüne alınarak değerlendirme yapılmış olup, kazaen vefat teminatı sigortalı tarafından beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edildiğinden bahisle kapsam dışı bırakıldığını, vefat teminatı açısından ise yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen sebeplerden ötürü prim tutarları açısından binde 4 sürprim poliçe başlangıcından itibaren uygulanarak yıllık prim miktarı hesaplandığını, yeni teminat tutarı 12.542,75 USD olarak hesaplandığını,
İş bu tutar %5 oranında vergi kesintisi ile müvekkili şirkete bildirdiği banka hesabına aktarılmış olup, 25.228,71 TL tutarındaki vergi kesintisi .....Vergi Dairesi' ne aktarılmış olduğunu, müvekkilinin talep edilen teminat tutarlarına ilişkin başkaca ödeme yapma yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açılmış olması sebebiyle usulden reddini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise;
yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilen nedenler ve sayın mahkemenizce re'sen ele alınacak nedenlere binaen müvekkil şirket aleyhine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Açılan davada öncelikle dava şartına yönelik olarak göreve ilişkin inceleme yapılmıştır. 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.
28.11.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmış;
Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l). bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanun'un 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır.
6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Dolayısıyle tüketici ile yukarıda sayılan sözleşme ve işlemlerin tarafı arasında görülecek davalarda tüketici mahkemeleri görevli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, sigorta sözleşmesinin tarafınca doğrudan sözleşmenin diğer tarafı olan sigorta şirketine karşı açılacak davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Bunun yanı sıra aynı Kanun'un 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Sigorta sözleşmesinin tarafı olan ve ticari amacı olmayan miras bırakan tüketici konumunda olduğuna göre, külli halefleri olan mirasçıları da sigorta sözleşmesinin tarafları dışındaki 3.kişi olarak değil, bizzat miras bırakanın o sözleşmedeki haklarından kaynaklı istemde bulunduklarından, davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevli bulunmaktadır.Bu husus Yargıtay .....HD.nin merci tayinine ilişkin .....tarih.....E. .....K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Somut olayda da sigorta sözleşmesinde davacı sigortalı murisin lehtarı olarak yer aldığı hayat sigortası nedeni ile tazminat isteminde bulumaktadır. Davanın dayanağı kredi hayat sigorta sözleşmesi olup, uyuşmazlık, kredi sözleşmesinden değil, bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Hayat sigorta sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur.
6502 sayılı TKHK'nın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, muris tüketici konumunda olup davacı da miras ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi, 6502 sayılı TKHK m. 3, 73/1 ve 83/2 hükümleri uyarınca tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır.
İşbu dava, 6502 sayılı TKHK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır (Bakınız aynı doğrultuda Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .....E., .....K. Sayılı kararı ile Yargıtay .....HD'nin .....tarihli ve .....E., .....K. sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1106, K. 2025/1259, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama