KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/125
- Karar No
- 2023/558
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2023
- Esas no
- ....
- Karar no
- ....
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalı
- ....
- Vekili
- ....
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 09/02/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/11/2023
Karar Metni
2.019 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve Kredi Kartı Sözleşmesi uyarınca davalıya 9014 ve 9015 ile biten kredi kartları verildiğini, borcun ödenmemesi nedeni ile ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/113455 esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borca ve ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle, yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin borcunun bulunmadığını, ödemelerini düzenli yaptığını, bankanın vadesi gelmeyen taksitleri talep ettiğini, davacı tarafça müvekkili temerrüde düşürmek amacıyla .........
Noterliği'nin .... yevmiye numaralı ve 21/09/2021 tarihli ihtarname ile hesaplarının kat edildiğini belirterek borcun ödenmesi gerektiği belirtilmişse de müvekkile ulaşan böyle bir ihtarname tebligat bulunmadığını, usulüne uygun kat ihtarnamesi tebligatı bulunmadan muaccel olmayan alacaklar için icra takibine girişilmesinin kabul edilemez olduğunu, hukuka aykırı şekilde icra takibine ilişkin itirazın iptalinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine ve %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
DELİLLER
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Gaziantep İcra Dairesinin 2021/.. Esas Sayılı İcra Dosyası 3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 4-Bilirkişi raporları 5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava Nevi İtibari İle İtirazın İptali (Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan) İstemine İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.. 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz.
Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya 10/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 01/12/2021 tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalıların borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;
İcra İflas Kanunu'nun 68'nci maddesinin b bendi; "Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacının kat ihtarı tetkik edildiğinde kat ihtarının gönderildiği adresin Sözleşmede yer alan adres olduğu davalı Sözleşmede borçlusunun adres değişikliğini davalıya bildirdiğine dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde görülmemiştir. Davalı Sözleşmede asıl borçlusunun kat ihtarının tebliğ edildiği tarihten kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonun olan 28/09/2021 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur.
Kredi Kartı alacağı bakımından yapılan değerlendirme;
5464 sayılı Bankacılık ve Kredi Kartları Kanunu'nun Kurumsal Kredi Kartları başlıklı 43.maddesinde tacirlere verilen kurumsal kredi kartları hakkında kanunun 8/2, 9,12,24,25,26 ve 44. maddelerinin uygulanmayacağı hükmüne yer verildiği, 6495 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile 02/08/2013 tarihinden itibaren ticari kredi kartlarına 5464 sayılı kanunun 26. maddesi uyarınca T.C.
Merkez Bankasınca Kredi kartlarınca belirlenen akdi ve temerrüt faizi oranların uygulanması gerektiğini, Merkez Bankasının 25/05/2013 tarih 35 sayılı duyurusunda 27/05/2013 tarihinden itibaren kredili mevduat hesaplarına uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının kredi kartı işlemlerine uygulanacak aylık azami ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği düzenlemesinin yapıldığını, davacı bankanın kredi mevduat hesabı alacaklarının bu yasa ve düzenlemeler kapsamına girdiği, kredili mevduat hesabı kredi alacaklarına TCMB tarafından ilan edilen yıllık akdi ve yıllık temerrüt faiz oranı uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Ticari kredili mevduat hesabı tarihinden sonra uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranının üst sınırının T.C Merkez Bankası tarafından belirlendiğinden bilirkişi raporunu bu yönüyle de hükme esas alınmıştır. (Yargıtay 19.HD'nin 2019/2021 esas 2019/4757 karar 14/10/2019 tarih ve Yargıtay 19.HD'nin 2016/9671 esas 2017/6303 karar 26/09/2017 tarihli ilamları).
Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 16/06/2022 tarihli raporda özetle;
1-Davacı banka ile davalı arasında 10/07/2015 tarihinde Gerçek Kişi Ticari Kart Üyelik Sözleşmesi ve bila tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını,
Davalıya 9014 ve 9015 ile biten kredi kartları tahsis edildiğini, 9014 ile biten kredi kartın Business Card olduğunu ancak 9015 no.lu kartın ticari mi bireysel mi olduğunun tespit edilemediğini,
2-Davalıya gönderilen kat ihtarının tebliğ edildiğini ve verilen süre sonunda temerrüde düştüğünün kabulü halinde;
Takip tarihi itibariyle toplam 32.258,87 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 28.244,67 TL'lik anaparaya yıllık %27,36 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini,
3-Davalıya gönderilen kat ihtarının tebliğ edilmediği ve takip tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü halinde;
Takip tarihi itibariyle toplam 32.193,91 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 28.244,67 TL'lik anaparaya yıllık %27,36 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 4 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği, 9014 ile biten kredi kartı bakımından davacı vekilinin 08/12/2022 tarihli beyan dilekçesinde talep miktarları esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması için dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 07/06/2023 tarihli ek raporda özetle;
1-Davacı banka vekilinin 08/12/2022 tarihli dilekçesinde ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibariyle 9014 ve 9015 ile biten kredi kartlarının asıl alacak ve işlemiş faizlerin ayrı ayrı gösterildiğini,
Dilekçede BSMV tutarının yer almadığını, anapara toplamlarının ödeme emrindeki toplam tutar ile aynı olmasına rağmen işlemiş faiz toplamının ödeme emrindeki toplam tutar ile aynı olmadığını,
2-Davalıya gönderilen kat ihtarının tebliğ edildiği ve verilen süre sonunda temerrüde düştüğünün kabulü halinde;
Takip tarihi itibariyle toplam 23.434,22 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 20.662,16 TL'lik anaparaya yıllık %27,36 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
3-Davalıya gönderilen kat ihtarının tebliğ edilemediği ve takip tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü halinde;
Takip tarihi itibariyle toplam 23.388,47 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 20.662,16 TL'lik anaparaya yıllık %27,36 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının esas etkili olmadığı kanaatine varılarak, denetime elverişli ve ayrıntılı olarak tanzim edilmiş 07/06/2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Buna göre davacının alacağının 20.662,16 TL asıl alacak ve toplam 2.772,06 işlemiş faiz olduğu kanaati ile hüküm tesis edilmiştir.
Yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından yapılan değerlendirme;
İcra takibi yapılırken davalının kullanmış olduğu ticari ve bireysel kredi kartından kaynaklı olarak birlikte takip başlatılmışsa da; bireysel kredi kartına ilişkin talebinin mahkememiz görev alanına girmediğinden bahisle bireysel kredi kartı bakımından tefrik kararı verilmiş ve mahkememizin 2022/386 Esas ve 2022/458 Esas sayılı kararı ile görevsizlik kararı tesis edilmiştir.
Tefrik kararı verilen kart bakımından ve mahkememizde değerlendirme yapılan kart bakımından bilirkişi incelemesinde davacının her bir kart bakımından icra takibi başlatılırken ne kadar talep ettiği tespit edilmiştir.
Buna göre; davacının dava konusu edilen 9014 ile biten kart bakımından icra takibi başlatılırken 20.662,16 TL asıl alacak, 3.062,71 TL işlemiş akdi faiz ve 468,50 TL işlemiş temerrüt faizi talep ettiği tespit edildiğinden dava değeri bu miktarlar esas alınarak belirlenmiştir.
Mahkememizce verilen kararda 20.662,16 TL asıl alacak ve toplam 2.772,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.434,32 TL üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Davacının dava konusu edilen 9014 ile biten kart bakımından ise icra takibine girişirken toplam 24.193,37 TL talep ettiği tespit edildiğinden bu miktar dava değeri olarak esas alınmıştır.
İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalılar da itirazlarında haksızdırlar. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/125, K. 2023/558, 18 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama