KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/335
- Karar No
- 2023/308
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2023
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalılar
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- ...
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ...
Karar Metni
1.881 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Dava dışı asıl borçlu ile müvekkil banka arasında imzalan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi gereğince kredilerin geri ödeme planları imzalandığını, diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeni ile hesapların kat edildiğini, Adıyaman 2. Noterliği'nin 07/02/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, sözleşmede kefalet, muacceliyet ve temerrüt halleri ile uygulanacak gecikme faiz oranı maddesinde sorumlulukların kabul edildiğini, açıklanan bu nedenlerle, davanın kabulü ile davalının...
İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin itirazlarının olduğunu, zorunlu Arabuluculuk süreci tamamlanmadan işbu davanın açıldığını, icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılmadığını ve yetki itirazlarının bulunduğunu, taraflar arasında borç doğurucu bir sözleşmenin varlığından bahsedilmeyeceği için başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kefilliklerin 2018 yılının ilk aylarında kaldırıldığını, kefalet sözleşmesinin sona erdirildiğinin bankaya bildirildiğini, açıklanan bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Genel Kredi Sözleşmesi, 3-Kat İhtarına ilişkin evraklar, 4-İcra Dosyası, 5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava Nevi İtibari İle 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka ve K.Kartlarından Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.. 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalı... tarihinde tebliğ edildiği, davalıların... tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalıların borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli raporda özetle;
1) Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı bankanın davalılar hakkında takip başlattığını,
2) Davalı kefillerin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin ayrı ayrı 450.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduklarını,
Davalı kefillerin, kefillikten caydığına veya davacı banka ile kefalet sözleşmesinin sona erdiğine dair dosyaya sunulu belge olmadığını,
Dava dışı...'in 13/03/2018 tarihli sözleşmede ve 25/01/2017 tarihli sözleşmede 13/04/2018 tarihinde 700.000,00 TL kefalet tutarına kadar müteselsilen kefil olduğunu, davalı kefillerin kefaletlerinin sona erdiğine ilişkin bir belge yada bilginin sunulmadığını,
3) Davalılara kat ihtarının tebliğ edildiğinin kabulü ile ;
...için; takip tarihi itibariyle toplam 85.055,87 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık %31,68 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
Takip tarihi itibariyle toplam 85.772,70 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık %48,00 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
...; takip tarihi itibariyle toplam 84.978,56 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık %31,68 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
Takip tarihi itibariyle toplam 85.655,57 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık %48,00 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini,
4) Davalılara kat ihtarının tebliğ edilemediğinin kabulü ile; takip tarihi itibariyle toplam 85.664,36 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık %310,68 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini yada 83.664,36 TL'lik anaparaya yıllık $48,00 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini,
5) Davacı bankanın takip talebinde 1.652,27 TL masraf talep ettiğini, masrafa ilişkin dekont sunulmadığını mahkememize bildirmiştir.
Alınan bilirkişi raporuna takibin usulsüz olması nedeniyle itibar edilmemiştir.
İcra Dairesi'nin yetkisine ilişkin yapılan tespitler;
Dava konusu... İcra Müdürlüğünün ...sayılı icra takip dosyası ile davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara borçluya tebliğ edildiği, davalının 7 günlük itiraz süresi içerisinde tarihinde takibe konu borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmediğinden 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise icra müdürlüğünün yetkili olmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde ... İcra Müdürlüklerinin yetkili icra müdürlüğü olup olmadığı, icra müdürlüğü yetkili ise takip tarihi itibarıyla davacının takip dayanağı kredi sözleşmesi nedeniyle davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Dava konusu icra takip dosyasında davalı yan borca itirazının yanı sıra ... İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağının tespit edilmesi gerekir. Dava konusu icra takip talebinde, takip dayanağı olarak kredi sözleşmeleri ve hesap kat ihtarnamesi gösterilmiş, takip talebi ekine taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi eklenmiştir. Davacı yan, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalıların itirazının haksız olduğunu iddiasına dayanarak işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Davacı ile davalılar arasında arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 13.4 maddesinde yetkili mahkeme ve icra müdürlüğü olarak sözleşmenin akdedildiği banka şubesi ve İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı bulunduğu hükme bağlanmış ve genel kredi sözleşmesi bu şartlarla akdedilmiştir.
Genel kredi sözleşmesinde yer alan yetki hükmü ancak genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanacaktır.
Genel kredi sözleşmesi ise tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olup HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Genel kredi sözleşmesinde Sözleşmenin imzalandığı genel yetkili yer Mahkeme ve İcra Daireleri, İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığı açıkça düzenlenmiştir. Bir başka anlatımla taraflar arasındaki yetki sözleşmesi münhasır yetkiyi içermemektedir. Yetkili mahkemeye ilişkin seçim hakkı davacıda olup, sözleşmede münhasır olarak belirlenmeyen davalıların yerleşim yeri icra müdürlüklerinde takip başlatılabileceği gibi mahkemelerde dava açabilecektir. (Emsal karar için bknz. Ankara BAM 21HD 2021/1641 Esas ve 2021/1339 Karar sayılı ilamı)
Kredinin kullanıldığı banka şubesi ...Şubesi'dir.
Bu durumda münhasır olmayan yetki sözleşmesi gereği davacı Adıyaman, İstanbul veya davalılar yerleşim yerlerinde icra takibi başlatabilecektir.
Davacı yan seçim hakkını sözleşmede hiç yer almayan Gaziantep İcra Daireleri olarak kullanmıştır.
Bu haliyle başlatılan icra takibinin yetkili olmayan icra dairesinde başlatıldığı ve davalıların icra dairesine olan yetki itirazlarında haklı oldukları anlaşılmıştır.
Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/4586 Esas ve 2021/7116 Karar sayılı ilamında da;
"Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu tarafından süresinde verilen borca itirazla birlikte icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz edilmişse, mahkemenin öncelikle, dava şartı olan yetkili icra müdürlüğünde başlatılan geçerli bir takip olup olmadığını değerlendirmesi gerektiği, davacının takibe konu ettiği Genel Kredi Sözleşmesinin ... ilinde yapıldığı, kredi veren banka şubesinin de ... ilinde olduğu, davalıların ikametgahının da ...’da olduğu, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ekinde sözleşmenin yetki düzenlemesine ilişkin sayfası ibraz edilmişse de, dosya içinde bulunan sözleşme fotokopisinde bu bölümün boş olduğunun görüldüğü,
dolayısıyla sözleşmede yetki düzenlemesinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin takibin başlatıldığı icra müdürlüğünün yetkisine itirazı değerlendirerek takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedeniyle geçerli bir icra takibi olmadığından davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." denilmiştir.
Davacı tarafından yetki sözleşmesinde yer almayan ve HMK Genel yetki kurallarına göre davalının yerleşim yerinin yetkili olduğu davada;
Davalıların yerleşim yerinin MERNİS sistemi ve davalı tüzel kişinin MERSİS sistemi üzerinde yapılan sorgusunda "Gaziantep" adresi olmadığı görülmüştür.
Davaya konu uyuşmazlığa ilişkin Genel Kredi Sözleşmesinin incelemesinde ise ilgili Kredinin Davacı Bankanın Adıyaman şubesinden kullanılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davalının yetkili icra dairesini de doğru gösterdiği nazara alındığında bu haliyle de davalı yanın süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürmüş olduğu yetki itirazının haklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Hal böyle olunca davacı Gaziantep İcra dairelerinin yetkili olduğunu ispat edemediğinden, yetkisiz icra dairesinde takip yapılması sebebiyle usulsuz icra takibine dayalı açılan itirazın iptali davasında dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
21/06/2023
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/335, K. 2023/308, 21 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama