KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/669
- Karar No
- 2023/383
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2023
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... - ... ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/08/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/07/2023
Karar Metni
900 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce taraflarınca dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, ... Arabulculuk Bürosunun 2021/88644 dosya numaralı, 2021/1745 başvuru numaralı dosyası ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanamadığını, Davalı borçlu hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2018/.. E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı-borçlu borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı-borçlunun itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle takibin devamını, itirazın iptalini, asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından açılan dava ile alakalı hiç bir bilgisinin olmadığını, davacıya hiç bir borcunun bulunmadığını, konunun borç olması halinde davacıya iki tır dolusu doğa ltaş'ın verildiğini, bu nedenle açılan davayı kabul etmediğini davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-İcra takip dosyası, 3-Ödeme dekontu 4-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, avans ödemesinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin davalıya havale yoluyla 2.000,00 TL ödeme yaptığını ancak ödeme karşılığında teslimi gereken malların müvekkiline teslim edilmediğini iddia etmiştir.
Ödeme dekontu tetkik edildiğinde açıklama bölümünde "700m2fosillibejmermer" açıklamasına yer verildiği, avans ödemesi yapıldığına dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 hükmünde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan m.190 hükmünde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.
Her iki yasa düzenlemenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bir taraf bir vakıayı iddia ettiğinde iddia edilen vakıanın gerçekleşmiş olduğunu ispatla mükelleftir. Bu haliyle somut olayda davacı taraf söz konusu havalelerin sipariş avansı olarak gönderilmiş olduğunu ispatla mükelleftir.
Nitekim bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/3226 Esas, 2020/4359 Karar sayılı ve 17/09/2020 tarihli ilamında "...Borçlar Kanunu'nun 457 (TBK.m.555) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, ödeme vasıtası olup sözleşme ilişkisinin varlığını tek başına ispatlamaz. Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur.
Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda davacı taraf, davalılara yapılan havalenin, bir borcun ödenmesi değil ödünç para verilmesine ilişkin olduğunu iddia ettiğinden bu iddiasını yasal delillerle ispat etmek zorundadır.
HMK'nın 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri üçbin Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir..." denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında dava konusu havale işleminin avans ödemesi olduğuna dair dekontta herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi, bunun dışında dosyaya sunulmuş başkaca bir delil de söz konusu değildir. Hal böyle olunca da davacı tarafın avans ödemesi iddiasına ilişkin olarak yükümlü olduğu ispat külfetini yerine getiremediğine kanaat getirilmiştir.
Yine davacı vekili dosyaya sunduğu beyan dilekçesi ile her ne kadar davalının ispat yükünü üzerine aldığını iddia etmişse de, burada davacı taraf avans ödemesi iddiasını usulünce ispat edememiş olup bu yöndeki talebi de mahkememizce kabul görmemiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/669, K. 2023/383, 18 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama