KÜNYE
T.C. Gaziantep 2 Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/964
- Karar No
- 2023/586
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 16/11/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 23/11/2023
Karar Metni
3.389 kelime·17 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 06/06/2021 tarihinde ...'nun sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç içerisinde yolcu olan müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde araç içinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, kazan nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...
Soruşturma Sayılı dosyası ile soruşturma açıldığını davalı sigorta şirketlerine yapılan başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin 08/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının zorunlu başvuru şartını usulüne uygun olarak yerine getirmediğini, davalının sorumluluğunun poliçe limitleri ve sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyetinin tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gidenin poliçe teminatına dahil olmadığını, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, faiz talebinin usulüne uygun olmadığınını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 08/09/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
...'ya müzekkere yazılmış olup, ... yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca kusur raporunun tevdii edilmiş olup, hazırlanan 25/07/2023 tarihli kusur raporunda özetle;
Mevcut verilere göre;
1-... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ün;
2918 S.K.T.K'nun 52/b maddesi kapsamında (sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, hava, yol, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamak zorundadır) kuralını ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda ağır ihlal ve ihmalinin olduğunu,
2-...plaka sayılı araç sürücüsü ...'nun
Meydana gelen kaza olayında ihlal ve ihmalinin olmadığını
3-... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan davacı ... yönünden;
Meydana gelen kaza olayında herhangi bir ihlal ve ihmalinin olmadığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalının kusur oranına bağlı olmaksızın sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme;
Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalıdan alınarak" karar verilmesini talep etmiştir. Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu ve tarafların kusurunun olayın meydana gelmesinde önemini bulunmadığını bildirmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır.
Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir.
Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında;
"Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak yolcu konumundaki kazaya karışan araçta yolcu konumunda bulunan davacı bakımından araçlar bakımından davacı 3. Kişi konumunda bulunduğundan kusur oranına bağlı kalınmadan talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Mahkememizin ara kararı uyarınca davacının herhangi bir maluliyetinin ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığına gerekçeli ve denetime elverişli rapor hazırlanması için dosyanın maluliyet bilirkişi heyetine tevdii edildiği, hazırlanan 23/08/2023 tarihli maluliyet raporunda özetle;
... kızı, ... doğumlu, ... T.C kimlik numaralı ...'nun 06/06/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
1)Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %0(sırıf) olduğu,
2)Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 1(bir) ay süre ile geçici iş görmezliğe neden olduğu,
3)İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu,
Şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.
Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 28/09/2023 tarihli raporda özetle; A-Dava konusu olayın meydana gelmesinde; Tarafların kusuru dikkate alındığında, davacının meydana gelen olay nedeniyle özür durumunun oluşmadığı, 1(bir) ay süreyle geçici iş göremezlik halinde kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak; Davacının maddi zararı; 1-TRH 210 Kadın yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada; Geçici iş göremezlik zararının = 2.557059 TL, Kalıcı iş göremezlik zararının = 0,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
2-Dosya içerisinde bulunan bilirkişi heyet raporunda davacının; meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1(bir) Hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle davacının 1 haftalık bakıcı gideri Brüt ve Net üzerinden terditli hazırlanmıştı. BRÜT ÜCRET = 1.472,80 TL, NET ÜCRET = 86.082,17 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan rapor hükme esas alınmıştır. Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve ... sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde ...'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır.
KTK'nın 98.maddesi gereği ... Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. ...nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz.
Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder.
Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır. Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 10/10/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderini talep etmiştir. Değer arttırım dilekçesi ile sadece geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatını artırarak toplam dava değerini bakıcı gideri, kalıcı işgöremezlik ve geçici işgöremezlik olmak üzere toplam 3.392,34 TL'ye artırmıştır.
Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme;
Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak kusur indirimsiz hesaplanan 2.557,59 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 834,75 TL bakıcı gideri tazminatı olduğu belirlenmiştir.
Hesaplanan bu bedel üzerinden davacının yolcu olması ve davalının tam kusur olması nedeniyle kusur indirimi yapılmadan başkaca indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki;
"Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir.
İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir.
Davacının dava dilekçesinde 100,00 TL kalıcı işgöremezlik talep ettiği fakat davacının kalıcı işgöremezlik zararının bulunmadığı belirlendiği bu talep yönünden davanın reddi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
Davacının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin ise bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu görülmüş, bu alacak kalemleri yönünden davanın kabulü gerektiği hasıl olmuştur.
Bilirkişi tarafından hesaplanan alacak kalemlerinin değer arttırım dilekçesindeki taleplerle uyumlu olduğu görülmüş ve davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönünde hüküm tesisine gidilmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 08/09/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 20/09/2021 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalı Hakim ... · ¸e-imzalı
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/964, K. 2023/586, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama