KÜNYE
T.C. Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/943
- Karar No
- 2023/95
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2023
- Esas no
- ....
- Karar no
- ....
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ... - ...
Karar Metni
1.230 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
...
VEKİLİ
Av. ... - ... Av. ... - ....
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/12/2022
KARAR TARİHİ : 26/04/2023
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 25/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Temlik Sözleşmesinden Doğan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı .....'in davalıdan olan 273.500,00-TL tutarındaki alacağını temlik sözleşmesi ile devraldığını, müvekkilinin alacağının davalı ... ile dava dışı..... arasındaki sözleşmeden kaynakladığını, alacağın tahsili için Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile davaya konu takip dosyasının kaldığı yerden devamına, ayrıca %20 oranından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının iddialarının kabul etmediklerini, davacı tarafça sunulan 24/12/2021 tarihli temliknamenin konusunun dava dışı .... tarafından ...'a "hizmet bedeli" adı altında bir paranın ödenmiş olması ve fakat ...'dan gerekli hizmetin alınamaması sebebiyle ...'dan geri alınacak olan bu paranın davacı ...'a temlik edilmesi olduğunu, bu durumda dava dışı.....in sebepsiz zenginleşeceğini, yetki itirazlarının bulunduğunu, görev itirazlarının bulunduğunu, tarafların tacir olmadığını, davacının tanık dinletme talebine itiraz ettiklerini,
sözleşme başlıklı belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, temlik eden .....'nin alacağı olmayan bir parayı davacıya temlik ettiğini, bu nedenle ve dilekçesinde belirtiği diğer nedenlerle öncelikle görev itirazlarının, zamanaşımı itirazlarının, hak düşürücü ve yetki itirazlarının dikkate alınarak karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davacının davalıya temlik sözleşmesinden doğan alacağın tahsiline yönelik olarak Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır
Mahkememizce davacı hakkında yaptırılan araştırma neticesinde davacının tacir olmadığı, yine gerçek kişi davalının da tacir olmadığı görülmüştür.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan yani taraflara tebligat yapıp anları dinlemeden dahi dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu kapsamda olmak üzere de öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.
Konunun açıklığa kavuşturulması için "ticari iş ve ticari dava" kavramlarının açıklanması faydalı olacaktır. Nitekim bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/09/2015 tarih, 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. Sayılı kararında da aynen belirtildiği üzere;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür." şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, huzurdaki davanın temlik sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu, mahkememizce taraflar hakkında tacir araştırılması yapıldığı, tarafların gelen yazı cevaplarından tacir olmadıklarının açıkça belli olduğu görülmüştür.
(Nitekim daha önce yine mahkememizde açılan aynı konudaki davada -usulden ret kararı verilmiştir- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de 05/10/2022 tarih ve 2022/1461 E. - 2022/1456 K. sayılı kararında davanın her iki tarafının da tacir olmadığını açıkça belirtmiştir.) Davanın mutlak ticari dava olmadığı, tarafların tacir de olmadığı, dolasıyla da davaya bakmaya görevli mahkemelerin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu tartışmasızdır.
Nitekim davacı ve davalı tacir olmadığı gibi, alacağın kaynağının da bu anlamda bir önemi yoktur, önemli olan davacı ve davalı arasındaki ilişkidir. Sonuç olarak; yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında eldeki davaya bakmaya mahkememizin görevsiz olduğu ve davaya bakma görevinin Gaziantep Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü KÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevsizliğine, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-HMK'nın 20. Maddesi gereği, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca talep edilmesi halinde dosyanın görevli olduğu anlaşılan Gaziantep Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yargı harç ve masrafların HMK'nın 331. Maddesi uyarınca görevli mahkemece değerlendirilmesine, taraflardan birinin kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde gönderme talebinde bulunmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile yargılama giderlerinin yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/04/2023
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır
Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/943, K. 2023/95, 26 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama