KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2024
- Esas no
- 2021/747
- Karar no
- 2024/682
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/11/2021
Karar Metni
2.621 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; gerekçeleri ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ileride telafisi imkansız zararların doğmusı iltimali bulunduğundan ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... Esas sayılı takibin davacı borçlu ... yönünden geçici olarak karar verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına, kötü niyetle müvekkili bakımından icra takip işlemi başlatarı davalnım TİK. m. 72 hükmü uyarınca takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydırla tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davah tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
(2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bahse konu 7.000-TL miktarındaki senedin ilk cirantası lehtarı olan ...'den aldığını, davada bahsi geçen üçüncü kişi ...'nı tanımadığını, kendisiyle herhangi bir ortaklık bağı kurmadığını, dava dilekçesinin ekinde bulunan whatsapp yazışmaların doğruluğundan ve davacının üçüncü kişi ... ile aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, davacının paylaştığı dekontlarda görüleceği üzere ödediği miktaralar senettin lehtarı ...'e ödemediğini, taraflarınca tanınmayan üçüncü kişi ...'nın banka hesabına ödendiğini,
ödenen dekontlarda mevcut borca ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklama yazmadığını, herhangi bir açıklama olmayan dekontların neye istinaden ve ne amaçla ödendiği bilinmediğini, mevcut dava konusunda da görüleceği üzere müvekkilinin mevcut iddiaları bilmemekte ve üçüncü kişiyi tanımadığını, tüm bu kapsamda hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz iddialar ileri sürülerek açılmış olan işbu haksız davanın reddi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
(II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
1-... CBS'nin ... Esas sayılı dosyası,
2-... 53. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Ceza dava dosyası,
3-... 20. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Ceza dava dosyası,
4-... 30. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası,
5-Tüm dosya kapsamı.
(III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER:
Davacının davası dava konusu icra takibine konu senet bedelinin ödenmesine rağmen bedelsiz senedin icra takibine konulduğu ve senedin tefecilik nedeniyle düzenlendiği iddiasına dayanan menfi tespit davasıdır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irdelen- mesinde yarar bulunmaktadır.
HGK'nun... nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi,“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.
Temel borç ilişkisinin taraf- larından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.
Zira bir borç ilişkisi için kam- biyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.
Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhü- dünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutula- mayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır.
Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hüküm- süzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamaya- cağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16).
Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel ala- cağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedel- siz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır.
Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.
Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hu- kuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayan- dığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiası ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/1838 Esas 2024/456 Karar)
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmalıdır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
TBK m.74 "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmünü haizdir.
Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur.
Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır.
Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar.
Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamı).
Dosyaya celp edilen dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından davacı aleyhine ... 30.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında kambiyo senedine dayanan icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu bononun incelenmesinde, takibe dayanak bononun 27.07.2019 keşide, 27.08.2019 vade tarihli, keşidecisi davacı, lehdarı ... olduğu, senedin lehdar olan dava dışı ...tarafından davalıya ciro edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından dayanılan .. 20.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı kovuşturma dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Anılan kovuşturma dosyasının incelenmesinde, davacının müştekisi olduğu kovuşturma sonucunda, dava dışı lehdar ...hakkında " ...soruşturmanın sulh ceza hakimliği tarafından genişletilmesi yönünde verilen karar sonrası sanığın alınan beyanında ise katılan ile ...arasında para alışveriş olduğunu, para konusunun kendisiyle alakası olmadığını, senetten bilgisi olmadığını, katılana borç para verip almadığını ifade ettiği ve her iki beyan arasında bariz çelişki bulunduğunun görüldüğü,
ayrıca sanık ile katılan arasında sanığın beyanına istinaden araç alım satımına ilişkin herhangi bir hukuki ilişki olup olmadığının araştırıldığı ve katılan adına kayıtlı bir araç bulunmadığının görüldüğü, zira katılan ile tanık olarak dinlenen eşinin alınan beyanlarında katılanın, sanık ile arasında bir araç alışverişi olmadığı ve öyle ki katılanın daha önce hiç aracı olmadığının bildirildiğinin görüldüğü, katılan beyanı ve katılan vekili dilekçesi, tanık beyanıları, sanığın savunması ve dosya kapsamında bulunan diğer tüm delillerin birlikte değerlendirildiğinde;
sanığın, katılandan aldığı borca karşılık imzalamış olduğu senedi, bedeli ödenmiş olmasına rağmen kendi borcuna karşılık ciro ederek tanık ...' ye vererek tedavüle soktuğu, böylece sanığın üzerine atılı Bedelsiz Senedi Kullanma suçununu işlediği anlaşılmakla, suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal hali nazara alınarak alt sınırdan ceza tayini suretiyle cezalandırılmasına,..." gerekçesi ile dava konusu senet bedelinin ödenmesine rağmen dava dışı lehdarın senedi davalıya ciro etmesi nedeniyle bedelsiz senedi kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yine davacı tarafından dayanılan ... 53.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı kovuşturma dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Anılan kovuşturma dosyasının incelenmesinde, davacının müştekisi olduğu kovuşturma sonucunda, dava dışı lehdar ...hakkında "Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.
Müdahil Neşe'nin öğretmen olduğu, ekonomik sıkıntılar nedeniyle bankadan kredi çekemediği için, kredi çekemeyen borçlu insanlara borç para bulduğunu duyduğu, öğretmen arkadaşı olan sanıklardan...'na paraya ihtiyacı olduğundan bahsettiği, sanık ...'in müdahilin sanık Hikmet'in sahibi olduğu ... isimli bir yere götürdüğü, burada alınacak borç miktarının konuşulduğu, sanık Hikmet'in bir takım görüşmeler yaptığı ve parayı ayarladığını söylediği ve Müdahil ...ile beraber ofiste beklerken sanık ...'in ofisten ayrılıp kısa süre sonra 7.000 TL para getirerek müdahile verdiği,
ancak bu paradan 1500 TL yi komisyon olarak ifade edilebilecek şekilde sanık ...'e verdiği, burada 7.000 TL lik bir senet imzaladığı, ayrıcada boş bir kağıda imza attığı, boş kağıdı neden imzaladığını sorduğunda kendisine oto lastiği, jant satışı yapılmış gibi işlem yapacaklarını söyledikleri,
7.000 TL lik borç için ödeme yapması için sanık ...'in hesap numarasını verdikleri, borcun ödenmesi için herhangi bir vade konuşulmadığı, müdahilin 1000 TL olmak üzere aylık olarak ödeme yapmaya başladığı, bir miktar ödeme yaptıktan sonra borcuyla ilgili sanık ... ile konuştuğunda yaptığı ödemelerin ana para ödemesi olarak kabul edilmediğini, bunların ancak faiz ödemesi olarak değerlendirilebileceğini, ana borcun olduğunu gibi durduğunu söylediği,
dosyadaki dekont örneklerinden de anlaşılacağı üzere 7.000 TL lik borç karşılığında (fiilen 5.500 TL) 16.500 TL ödeme yaptığı, buna rağmen sanıkların borcun bitmediğini söyledikleri, ardından senedi bir ... isimli kişiye ciro ettikleri, ...'nin de müdahil aleyhine, ... 30. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında 11/10/2021 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığı,
Sanıkların bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde kazanç elde etmek amacıyla müdahile ödünç para verdikleri bu şekilde tefecilik suçunu işledikleri, her ne kadar sanıklar suçlamaları kabul etmemişler ise de sunulan mesaj görselleri, icra takibi dosyası içeriği, dekontlar hep birlikte dikkate alındığında; sanığın, soyut, mesnetsiz inkara yönelik, bilinçli olarak suçtan ve cezadan kurtulmayı amaçlayan savunmasına itibar edilemeyeceği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile dava dışı lehdarın tefecilik suçunda cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, celp edilen kovuşturma dosyası ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından dava konusu icra takibine dayanak senet bedelinin dava dışı lehdara ödenmesine rağmen lehdar ... tarafından senedin davalıya ciro edildiği, her ne kadar davacı tarafından ileri sürülen ve kesinleşen ceza Mahkemesi kararı ve banka dekontları ile kesinleşen ödeme iddiası şahsi bir def'i olup davalıya karşı doğrudan ileri sürülemese de, dava konusu senedin tfecilik amacı ile tanzim edildiği hususunun Ceza Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararında tespit edildiği,
bu haliyle dava konusu icra takibine konu senetten dolayı davacının davalıya borcunun bulunmadığı Mahkememizce kabul edilerek davacının davasının kabulüne, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davacının davasının KABULÜNE,
1-Davacının ... 30. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasına dayanak 27.07.2019 keşide, 27.08.2019 vade tarihli 7.000,00 TL bedelli senet nedeniyle DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Yasal şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 478,17 TL nispi karar harcının, 119,55 TL peşin harç ve 37,32 TL tamamlama harcı toplamı 156,87 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 77,10 TL yargılama gideri ile 119,55 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı ve 37,32 TL tamamlama harcı toplamı 293,27 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Davacı tarafça dosyaya yatırılan teminatın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı MİKTAR İTİBARİYLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/10/2024
KATİP ... · ¸e-imzalıdır HAKİM ... · ¸e-imzalıdır Harç / Masraf Dökümü · Peşin Harç : 119,55 TL · Karar Harcı : 478,17 TL · Tamamlama · Harcı : 37,32 TL · Noksan Harç : 293,27 TL Davacı Gider Avansı · Yatırılan Avans : 320,00 TL Davalı Gider Avansı · Yatırılan Avans : 00,00 TL Yargılama gideri detayları · Posta Giderleri : 77,10 TL Teminat : 1.050,00 TL
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/747, K. 2024/682, 4 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama