KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/665 Esas
- Karar no
- 2024/1009 Karar
- Dava
- MENFİ TESPİT(Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/03/2023
Karar Metni
1.460 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evraktan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ve davalının 13/04/2022 tarihinde Hisse Devir Sözlemesi imzaladığını ve yine aynı tarihte Hisse ve Varlık Devir Protokolü imzalamak suretiyle ilk sözleşmenin belirli maddelerinin yenilendiğini, bu iki sözleşmedeki ortak hususların;
davalıdan bir kısım hisse ve varlıklar alındığını, karşılığında 13/04/2022 keşide tarihli sıralı senetler verildiğini, hisse devir sözleşmesinin ilgili maddeleri ve protokolün Hisse Devri ve Ödeme Başlığı'nın Düzenlenmesi başlıklı 3.maddesine bakıldığında sözleşmede senetlerin 4.320.000,00 TL verileceğinin söylendiğini, bu durumun protokolle senetlerin 300.000 USD bedelli olacak şekilde düzenlenip verileceği şeklinde yenilendiğinin görüleceğini, kur farkı hesabının yapıldığı protokolün aynı zamanda ilk 11 senet minimum 4.320.000,00 TL olarak ödenecektir maddesini de içerdiğini,
bu maddeler üzerine tarafların gündemdeki dövizle ödeme yasağına gözetmek suretiyle senetleri TL olarak düzenleme ve protokolde alıcı hisse devri karşılığı ödemeyi taahhüt ettiği herhangi bir senedi vade tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde ödemez ise cümlesi gereğince senetlerin vadesini her ayın 25'i olarak belirleme kararı aldıklarını, davalı tarafından çekilen ve protokol kapsamındaki ödemelerin anlatıldığı 28/01/2023 tarihli ihtarda dahi sadece senet üzerinde yazan rakamlar üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olup,
protokolün belirtilen kur farkında yönelik ödeme koşulu eksik ifa edilmiştir denilmek suretiyle protokol kapsamında düzenlenen senetler üzerinde 4.350.000,00 TL yazdığının ikrar edildiğini, protokol kapsamındaki ödemelerin tamamının 4.350.000,00 TL olarak yapıldığının ayrıca görüleceğini, yine aynı ihtarda senetlerin TL olarak düzenlendiğinin de kabul edildiğini, ihtiyati haciz kararlarını elde etmeye sebep gösterilen yanıltıcı beyana konu senetlerin ödendiğini fakat müvekkilleri aleyhine hilafı hakikat beyanlarla ihtiyati haciz kararlarının ödendiğine ilişkin ödeme dekontlarının da sunulduğunu,
davalının iş bu bedelsiz kalmış senetlere dayanak gerçekleştirmiş olduğunun söz konusu kötüniyetli işlemlere ilişkin savcılıklar nezdinde suç duyurusunda da bulunulduğunu, müvekkili tarafından davalı yana başkaca bir hukuki veya ticari ilişki sebebiyle teslim edildiğini, başkaca senetler bulunmadığını, başkaca bir hukuki veya ticari ilişki de olmadığını, var olan ilişkinin tasfiyesinin hisse devir sözleşmesi ve protokole bağlandığını, protokolden kaynaklı olarak vadesi gelmediğini,
başkaca seri senetler de bulunmakta olup bu senetlere ilişkin olarak da icra tehdidi söz konusu olduğundan davalının savcılık nezdinde verilmiş olduğu ifadede bahsi geçen borç ilişkisinin gerçekte var olmadığının tespiti talepli olarak huzurdaki davanın ikame edildiğini, soruşturmaya konu 13/04/2022 keşide tarihli 4.350,00 TL tutarlı senetlerin taraflar arasında düzenlenen 13/04/2022 tarihli protokol uyarınca verilmiş üstelik ciro edilmemez şerhi içeren senetler olduğunu, ayrıca bedellerinin banka dekontlarından da açıkça görüleceği üzere ödendiğini, senetlerin keşide tarihinin de taraflar arasındaki protokol tarihi ile aynı olduğunu,
bedelin aynı olduğunu, tarihin aynı olduğunu, taraflarının aynı olduğunu, hisse devri için aylarca yapılması gereken ödemelerin taksitlerin aydan aya vade tarihlerinin nakit borç alma ile birebir aynı olduğunu, müvekkilinin davalı ile tek ticari ilişkisinin hisse devri sözleşmesi ve protokolden ibaret olduğunu, taraflar arasında başkaca bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, bu meyanda icra takiplerine konu, soruşturmaya konu, ödeme dekontuna konu senetlerin aynı senetler olduğunu, başkaca senet olmadığını,
bu sebeple olmayan bir borcun olduğu iddiasıyla icra tehdidi altında bulunulduğundan mahkemece taleplerinin 13/04/2022 tarihli hisse devir sözleşmesi ve protokol uyarınca teslim edilen senetler haricinde başkaca bir borç ilişkisinden borçlu olmadıklarının tespitinin sağlaması olduğunu, davalı tarafından dekontlara konu senedin protokolden kaynaklı olduğunu ancak ortada nakdi bir borç ilişkisinden kaynaklı 4.350.000,00 TL bedelli başka senetlerin olduğunun iddia edildiğini,
protokolden kaynaklı olarak davalının elinde bulunan 13/04/2022 keşide 25/03/2023 vade tarihli 4.350.000,00 TL bedelli senedin bedelinin ödenmesi sonrasında davalı tarafından ayrıca takibe konu edilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu sebeple gelinen aşamada müvekkilinin adeta ekonomik mahvına neden olacak mahiyette kötü niyetli bir icra tehdidi ile karşı karşıya olup davalı tarafından iddia edilen protokolden başka bir borç ilişkisinin olmadığının tespitinin elzem olduğunu,
netice itibariyle 13/04/2022 düzenleme tarihli 4.350.000,00 TL tutarlı sıra senetlerin taraflar arasında düzenlenen 13/04/2022 tarihli bahsi geçen düzenlemeler uyarınca verilmiş senetler olduğunu, bedeli ödenmiş iş bu senetlerin yanında vadesi yaklaşan 13/04/2022 düzenleme tarihli 25/03/2023 tarihli 4.350.000,00 TL tutarlı senet bulunmakta olup bu senede ilişkin de savcılık nezdinde verilen ifadeden ve söz konusu takiplere konu icra hukuk mahkemesine sunulan cevap dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere kötüniyetli iddia ile karşılaşıldığını, yani 25/03/2023 vade tarihli senedin de mükerrer bir takibi konu olacağını,
13/04/2022 düzenleme tarihli 25/03/2023 vade tarihli 4.350.000,00 TL tutarındaki senedin icraya konu edilmesi halinde ilgili takibin durdurulması için %15 oranında teminat karşılığında açılacak ihtiyati haciz talebi ve varsa icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 13/04/2022 düzenleme tarihli 25/03/2023 vade tarihli 4.350,000,00 TL tutarlı senede ilişkin 13/04/2022 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı sözleşmenin belirli maddelerinin revize edildiği hisse ve varlık devir protokolünden başkaca bir borç ilişkisinden kaynaklı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili sehven yapılan maddi hatanın düzeltilmesi istemli 19/04/2023 tarihli talep dilekçesinde davaya konu 25/03/2023 vadeli senedin 12.sıradaki senet olduğunun fark edilmeyerek dava konusu senet bedeli üzerinde sehven açık maddi bir yanılgıya düşüldüğünü, iş bu dava öncesinde ilk 11 senede ilişkin menfi tespit davalarının seri bir şekilde açıldığından müvekkili tarafından bu senedin bedelinin 2.150.000,00 TL olduğunun fark edilmediğini, bu nedenle huzurdaki davanın talep sonucunda 13/04/2022 düzenleme 25/03/2023 vade tarihli bu senedin bedelinin her ne kadar sehven 4.350.000,00 TL olarak yazılmışsa da menfi tespit talebine konu edilen senet bedelinin 2.150.000,00 TL olduğundan talep sonucunun HMK 183.madde gereğince düzeltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca ileri sürülen tüm iddia ve beyanların asılsız ve hukuki mesnetten yoksun olup sırf müvekkilini zarara uğratıp alacağına kavuşmasını engellemek için oluşturulduğunu, bir kurgunun ürünü olduğunu, davacı tarafın işbu davada, harca esas değer kısmını 4.350.000,00 TL olarak gösterip davayı bu bedel üzerinden açtığını, akabinde davacı tarafça, 19.04.2023 tarihli talep dilekçesi ile harca esas değer kısmının değiştirilerek 13.04.2022 tanzim, 25.03.2023 vade tarihli bononun içerdiği bedel olan 2.150.000,00 TL yapıldığını,
yani bu miktarın işbu davaya müstenit olduğu iddia edilen 13.04.2022 tanzim, 25.03.2023 vade tarihli 2.150.000,00 TL bedelli bononun içerdiği borç miktarı ile aynı olduğunu, yani davacının kısacası işbu menfi tespit davasında, söz konusu bonodan ötürü borçlu olmadığının tespitini istediğini, davacının hukuki varlığı ve bedeli ödenmediği kabul edilen bir senedin menfi tespit davasına konu edilmesi,
söz konusu senedin ödemesini geciktirerek alacaklıyı zarara uğratma gayesinden ibaret olup davacıların iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davaya konu senet borcunun ödenmediğinin davacının kabulünde olduğunu, davaya konu senedin nakden kayıtlı bir senet olduğunu, senet üzerinde yer alan bedel kaydının aksini savunan tarafça ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı olduğundan (malen) bahisle menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili "Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir," şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise "Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir.
Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır.
Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). "
İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/665, K. 2024/1009, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama