KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Esas no
- 2022/201 Esas
- Karar no
- 2025/55
- Dava
- Yaptırım kararı iptali (Manevi Tazminat İstemli.
- Dava tarihi
- 13/11/2022
Karar Metni
5.029 kelime·25 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunanYaptırım kararı iptali (Manevi Tazminat İstemli.) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl Dava Dosyasında Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...-...
Haysiyet Kurulu tarafından verilen ve ... tarihinde davacıya tebliğ olunan ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacı hakkında ... üye disiplin yönergesinin 7/b, 7/c ve 7/d maddeleri uyarınca hak mahrumiyeti yaptırımının uygulanmasına karar verildiğini, anılan kararda davacının savunmalarına yer verilmediğini, hangi söylemlerin üye disiplin yönergesinin hangi maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin tartışılmadığını, öte yandan hangi davacıya ait hangi ibarelerden anılan sonuçların çıktığı ortaya konulamadığı gibi hukuksal illiyet bağının da kurulamadığını,
verilen kararların hem yönetim kurulu başkanı ... hem de Haysiyet kurulu üyeleri ile aralarındaki süregelen husumetin bir sonucu olarak hazırlanmış hukuk dışı intikam araçları olarak kullanılan kararlar olduğunu belirterek ... - ... haysiyet kurulu tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı yaptırım kararının iptaline, sürekli tekrar eden ve kurumsal niteliği değil bireysel husumete dayalı olarak verildiği açık olan haysiyet kurulu sevkleri ve itibarsızlaştırma söylemleri nedeniyle 50000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... haysiyet kurulunun dosyadaki belgelere göre edindiği kanaat doğrultusunda yaptırım kararı verdiğini beyanla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... 2.FSHHM ... Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili. Haysiyet Kurulu tarafından verilen ve 13 Eylül 2022 tarihinde müvekkiline tebliğ olunan ... Tarih ve ... sayılı karar ile müvekkili hakkında ...
Üye Disiplin Yönergesinin 8/d maddesi uyarınca "Üyelikten Çıkarma" yaptırımının uygulanmasına karar verildiğini, anılan kararın maddi gerçekliğe ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, Haysiyet Kurulu kararının iptali için kararın müvekkiline tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde ...
1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne dava açtıklarını, Haysiyet Kurulu kararının tebliğinden itibaren 1 ay içinde iptal davasının açılmış olmasının verilen kararın kesinleşmesini engelleyeceğini, müvekkili üyeye hem "Hak Mahrumiyeti hem de Üyelikten Çıkarma" yaptırımının uygulanamayacağını, temel hukuk normlarına da aykırı olacağını, Haysiyet Kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, Kurulun soruşturma evresinin de mevzuattaki usule uygun olarak gerçekleştirilmediğini, ...
YK başkanının Haysiyet Kurulu eli ile müvekkillerine ve bulundukları birçok üyeye manevi saldırıda bulunduğunu, maddi zararlar verdiğini, zararlarının tazmininin gerektiğini beyan ederek ... – ...
Haysiyet Kurulu tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı Üyelikten Çıkarma kararının iptaline, sürekli tekrar eden ve kurumsal niteliği değil Yönetim Kurulu Başkanı ...'ün bireysel husumetine dayalı olarak verdirdiği açık olan Haysiyet Kurulu sevkleri ve itibarsızlaştırma söylemleri nedeniyle 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... haysiyet kurulunun dosyadaki belgelere göre edindiği kanaat doğrultusunda yaptırım kararı verdiğini beyanla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen mahkememizin 2024/45 esas yalı dava dosyasında davacı vekili;... – ... Haysiyet Kurulu tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı HAK MAHRUMİYETİ kararının öncelikle YÜRÜLÜĞÜNÜN İHTİYATEN DURDURULMASINA, akabinde yargılama sonucunda verilecek karar ile İPTALİNE, sürekli tekrar eden ve kurumsal niteliği değil Yönetim Kurulu Başkanı ...'ün bireysel husumetine dayalı olarak verdirdiği açık olan ve süreklilik arz ederek bir ısrarlı takip halini alan Haysiyet Kurulu sevkleri ve itibarsızlaştırma söylemleri nedeniyle 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini, talep etmiştir.
İlgili yerlere müzekkere yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Asıl dava dosyasının ; ... haysiyet kurulu tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı yaptırım kararının iptali ve manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin olduğu,
Mahkememizin asıl dava dosyası ile birleşen ... 2. FSHHM ...Esas sayılı dava dosyasının ... haysiyet kurulu tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı yaptırım kararının iptali( davacı vekili dava dilekçesinde sehven yanlış numara bildirmiş olup iş bu yanlışlık mahkememizin 24/04/2024 tarihli duruşma ara kararı üzerine davacı vekilince sunulan beyan dilekçesi ile düzeltilmiştir.) ile haysiyet kurulu sevkleri ve itibarsızlaşma söylemlerine istinaden 100.000,00 TL manevi tazminatın istemine ilişkin olduğu,
Mahkememizin asıl dava dosyası ile birleşen mahkememizin 2024/45 Esas sayılı dava dosyasının -... Haysiyet Kurulu tarafından verilen ...tarih ve ... sayılı yaptırım kararının iptali ile haysiyet kurulu sevkleri ve itibarsızlaşma söylemlerine istinaden 25.000,00 TL manevi tazminatın istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Üç ayrı dava dosyası yönünden de davacı vekilinin manevi tazminat istemi var olup, davacı vekili her ne kadar evvela davayı manevi tazminat istemleri yönünden geri aldığını beyan edip, devam eden süreçte karar duruşması öncesi sunulan esasa yönelik beyan dilekçesi ile feragatte bulunduğunu beyan etmiş ise de bu meyanda çelişkinin husule gelmesi hasebiyle en son icra edilen 19/02/2025 tarihli duruşmada çelişkinin giderilmesi amacı ile davacı vekiline söz verilmiş, davacı vekili ikame edilen asıl ve birleşen davalardan manevi tazminat istemleri yönünden feragat ettiğini açıklamıştır.
Yapılan incelemede davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate ilişkin yetkisinin var olduğu anlaşılmış, feragatin verildiği anda hüküm ve sonuç doğuruyor olması sebebi ile asıl ve birleşen davalar yönünden manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA DOSYALARI YÖNÜNDEN DAVALARA KONU YAPTIRIM KARARLARININ İPTALLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Yapılan incelemede; asıl dava dosyasında davacısı hakkında Üye disiplin Yönergesinin 7/b, 7/c ve 7/d maddeleri uyarınca ... tarih ve ... sayılı "Hak mahrumiyeti" yaptırımı uygulanmasına karar verilmiştir.
Asıl dava dosyasına sulunu cevap dilekçesi ekinde karara esas teşkil eden toplantı tutanakları, ihtarnameler, verilen karar, savunma için gönderilen çağrı yazıları, karara dayanak sosyal medya paylaşımı içerikleri tek tek incelenmiş, verilen kararının iptali için koşulların oluşup oluşmadığı hukuki değerlendirme kapsamında bir mesele olup, bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı hakkında verilen hak mahrumiyeti kararının gerekçe maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
MADDE 7. Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asıl üyeler, karar tarihinden itibaren 4 yıl süresince seçme ve seçilme hakkından mahrum kalır. Yararlanan üyeler açısından ise, bu husus şahsi dosyasına işlenerek asıl üyelik niteliğine hak kazanması durumunda, asıl üyeliği 4 yıl süresince askıya alınır.
Hak Mahrumiyeti cezası alan ve cezası kesinleşen üyeler Genel Kurullara katılamazlar.
a) Son 4 yıl içinde birden fazla kınama cezası almak,
b) ... çalışanları veya diğer üyeler hakkında yüze karşı veya gıyapta ya da basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla hakaret, tahkir edici sözler sarf etmek, genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak;
c) Basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla ... yararlarını zedeleyici beyanlarda bulunmak; kendi kontrolündeki hesapta, ... yararlarını zedeleyici, olumsuz, tahkir edici beyanlarda ve hakarette bulunulmasına müsaade etmek veya aracılık etmek;
d) Kasıtlı eylem ve söylemleriyle ...’ın çalışmasına, amaçlarını gerçekleştirmesine engel olmak,
e) Üyenin beyanı ya da ...’a sunduğu bildirimlerde kasten yanıltıcı bilgilere yer vermek ve/veya yanıltıcı beyanlarda bulunmak ve dolayısıyla bundan haksız kazanç elde etmek.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir.
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Ancak belirtmek gerekir ki, ifade özgürlüğü sınırsız değildir. İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur.
Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebeplerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davacının dava konusu açıklamalarında ...
Yönetim Kurulu Başkanı ... hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşıp aşmadığını tespit ederken Mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.
Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, bahse konu yaptırım kararı ve yaptırım kararı öncesi ... Hukuk birimi tarafından belirtilen görüş yazısı ve yaptırım kararı içeriğinde yer alan sosyal medya paylaşımlarına dair ekran görüntüleri incelendiğinde, davacı hakkında hak mahrumiyeti kararı verilmesine sebebiyet veren paylaşımlar davalı tarafça aşağıda belirtili paylaşımlar olarak gösterilmiş olup, bahsi geçen paylaşımlar üzerinden, verilen yaptırım kararının yerinde olup olmadığı değerlendirilmiştir.
...
...
...
Davalının cevap dilekçesi ile belirttiği davacının sosyal medya hesabı paylaşımları değerlendirildiğinde; davacı beyanlarının anayasal eleştiri sınırları içerisinde yer aldığı, kişilik haklarını zedeleyici bir niteliğinin bulunmadığı, davacının yapmış olduğu paylaşımlarda ... faaliyetleri ve ... Y.K başkanı yönünden görevi kötüye kullandığı, usulsüz faaliyetler ve eylemlerin olduğu yönünde bir takım eleştiri mahiyeti taşıyan ifadelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda da ifade edildiği üzere davacı paylaşımlarının, davalının iddia ettiği gibi hakaret, tehdit ve halkı kin ve düşmanlığına sevk etmediği, kaldı ki davalının suç olduğunu iddia ettiği paylaşımların suç vasfı taşıyıp taşımadığı, bu konuda yürütülecek soruşturma ve devamında yürütülecek ceza kovuşturması ile mümkün olduğu,
Haysiyet kurullarının Üye Disiplin Yönergesinde öngörülen yaptırımları uygularken, disiplin cezası verirken Fikir ve Sanat Eseri sahipleri ile komşu hak sahipleri meslek birlikleri ve federasyonları hakkındaki tüzüğe, ... tüzüğüne ve en önemlisi hakkaniyete uygun hareket etmekle yükümlü oldukları, öte yandan yönerge kapsamında disiplin cezasının uygulanabilmesi için suçsuzluk karinesinin gözetilmesi gereklidir.
Mahkemelerce verilmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın haysiyet kurulu tarafından disiplin cezası verilemeyeceğinden, idari bir yapı niteliğindeki haysiyet kurulunun izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirme yapabilecek ise de Türk Ceza Kanunu kapsamındaki fiillerin işlendiğinin tespitinin ancak usulüne uygun yapılan bir soruşturma sonucunda soruşturma makamlarınca iddianame hazırlanarak, mahkemece kabul kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilecek karar kapsamına göre değerlendirilmesi gerektiği yüksek yargı kararları ile işaret edildiğinden,
haysiyet kurulunun soyut gerekçelerle davacı hakkında verdiği yaptırım kararının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Hülasa, asıl dava dosyasına konu yaptırım kararına esas paylaşımların eleştiri mahiyetinde olması, davalının iddia ettiği gibi hakaret, tehdit ve halkı kin ve düşmanlığı sevk edecek ifadeler olmadığı, davacının suç vasfı taşıdığı nitelendirilen ifadeleri yönünden herhangi bir soruşturma olduğu yönünde sunulu bir delil de bulunmadığı nitekim 14/11/2023 tarihli duruşmanın 5 numaralı ara kararında " Taraf vekillerine dilekçeler faslında iddia ettikleri, tehdit ve hakaret vs diğer suç vasfı teşkil edebilecek uyuşmazlık konularına ilişkin devam eden soruşturma ve ceza dosyalarına ilişkin bilgileri sunmak üzere 2 hafta mehil verilmesine,
bilgi verildiğinde mahkeme ve CBS nezdinde müzekkere yazılarak dosyaların istenilmesine, davacı ile davalı vekiline ihtarı yapıldı" açıkça yazılıp taraflara ihtar edilmesine rağmen davalı yanca, davacı yanca yapılan paylaşımlara ilişkin mahkeme ve CBS dosyası ibraz edilmediği gibi yargılamanın devam eden sürecinde de bu yönde bilgi sunulmadığı, davacının paylaşımlarının ...'ün ... adına yürüttüğü faaliyetler ve yine bu faaliyetlere ilişkin bir takım usulsüzlükler olduğu yönünde getirilen eleştiri kapsamında olduğu,
hak mahrumiyeti kararının yukarıda ayrıntısı ile gerekçelendirildiği üzere yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle asıl dava dosyası yönünden ... haysiyet kurulu tarafından verilen12/08/2022 tarih ... sayılı yaptırım kararının iptaline ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL 2.FSHHM 2022/227 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI
Yapılan incelemede; davacı hakkında ... tarih... sayılı kararı ile Üye disiplin Yönergesinin 7/b ve 7/c maddeleri uyarınca hak mahrumiyeti cezası verilmesinin uygun bulunduğu ancak asıl davaya konu ... tarih ve ... sayılı "Hak mahrumiyeti" yaptırım kararı sebebi ile ... Üye Disiplin Yönergesi'nin 4.maddesi nazara alınarak "Üyelikten Çıkarma" yaptırım kararı uygulanmıştır.
Birleşen davaya yönelik olarak sunulan cevap dilekçesi ekinde karara esas teşkil eden toplantı tutanakları, ihtarnameler, verilen karar, savunma için gönderilen çağrı yazıları, karara dayanak sosyal medya paylaşımı içerikleri tek tek incelenmiş, verilen kararının iptali için koşulların oluşup oluşmadığı hukuki değerlendirme kapsamında bir mesele olup, bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı hakkında verilen yaptırım kararının gerekçe maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
MADDE 7. Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asıl üyeler, karar tarihinden itibaren 4 yıl süresince seçme ve seçilme hakkından mahrum kalır. Yararlanan üyeler açısından ise, bu husus şahsi dosyasına işlenerek asıl üyelik niteliğine hak kazanması durumunda, asıl üyeliği 4 yıl süresince askıya alınır.
Hak Mahrumiyeti cezası alan ve cezası kesinleşen üyeler Genel Kurullara katılamazlar.
a) Son 4 yıl içinde birden fazla kınama cezası almak,
b) ... çalışanları veya diğer üyeler hakkında yüze karşı veya gıyapta ya da basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla hakaret, tahkir edici sözler sarf etmek, genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak;
c) Basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla ... yararlarını zedeleyici beyanlarda bulunmak; kendi kontrolündeki hesapta, ... yararlarını zedeleyici, olumsuz, tahkir edici beyanlarda ve hakarette bulunulmasına müsaade etmek veya aracılık etmek;
d) Kasıtlı eylem ve söylemleriyle ...’ın çalışmasına, amaçlarını gerçekleştirmesine engel olmak,
e) Üyenin beyanı ya da ...’a sunduğu bildirimlerde kasten yanıltıcı bilgilere yer vermek ve/veya yanıltıcı beyanlarda bulunmak ve dolayısıyla bundan haksız kazanç elde etmek.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir.
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Ancak belirtmek gerekir ki, ifade özgürlüğü sınırsız değildir. İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur.
Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebeplerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davacının dava konusu açıklamalarında ...
Yönetim Kurulu Başkanı ... hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşıp aşmadığını tespit ederken Mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.
Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu ifadeler cevap dilekçesi ve ekli görsellerden de görüleceği üzere;
Davacının davaya konu sosyal medya paylaşımında aynen şu ifadeleri kullanmaktadır:
''...'ı temsil eden kişi yalan söyleyebilir mi? İftira atabilir mi? Belgesiz konuşabilir mi? 125 milyon kayıp diyebiliyorsan belgesi nerede? Kurum senin elinde hemen gereğini yapıp savcılığa vermiyorsan suç işliyorsun. Çamur at izi kalsın diyerek algı oluşturuyorsun aklın sıra o küçücük aklınla!(bu algıları geçmişte kimlerin kullandığını herkes biliyor) Bizim yönetimde olduğumuz dönemde 125 milyon değil, 125 kuruş eksik olsun, bir daha müzik yapmayacağım sazımı elime alıp sazımı kirletmeyeceğim. Birazcık onurun varsa belgelerini ortaya koy. Daha önceki iftiralarında tam 3 kez Üye toplantısında, biz devraldığımızda kasa tamtakırdı diyerek YALAN söylemişsin, ...'ı kayyuma bıraktığımızda 100 milyon civarı para bıraktık kasada!
Şu an dağıtımını yaptığınız paraların %90 ından fazlasının sözleşmesini biz yaptık, bu dağıtımda sizin döneminizin %10 dan fazla katkısı yoktur.
Bi de kasa tamtakırdı diyerek YALAN SÖYLÜYORSUN!!
Yiğitsen, onurun varsa ... üyelerine özel, ister açık, ister kapalı bir bilgilendirme...........
...
YALANCIDAN BAŞKAN OLMAZ HELE İNSAN HİÇ OL(a)MAZ..!'' şeklindedir.
Davalının cevap dilekçesi ile belirttiği davacının sosyal medya hesabı paylaşımında , davacının ... yönündeki eleştirilerin anayasal eleştiri sınırları içerisinde yer aldığı, kişilik haklarını zedeleyici bir niteliğinin bulunmadığı, davacının yapmış olduğu paylaşımlarda ... faaliyetleri ve ... Y.K başkanı yönünden görevi kötüye kullandığı, usulsüz faaliyetler ve eylemlerin olduğu yönünde bir takım eleştiri mahiyeti taşıyan ifadelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda da ifade edildiği üzere davacı paylaşımlarının, davalının iddia ettiği gibi hakaret, tehdit ve halkı kin ve düşmanlığına sevk etmediği, kaldı ki davalının suç olduğunu iddia ettiği paylaşımların suç vasfı taşıyıp taşımadığı, bu konuda yürütülecek soruşturma ve devamında yürütülecek ceza kovuşturması ile mümkün olduğu,
Haysiyet kurullarının Üye Disiplin Yönergesinde öngörülen yaptırımları uygularken, disiplin cezası verirken Fikir ve Sanat Eseri sahipleri ile komşu hak sahipleri meslek birlikleri ve federasyonları hakkındaki tüzüğe, ... tüzüğüne ve en önemlisi hakkaniyete uygun hareket etmekle yükümlü oldukları, öte yandan yönerge kapsamında disiplin cezasının uygulanabilmesi için suçsuzluk karinesinin gözetilmesi gereklidir.
Mahkemelerce verilmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın haysiyet kurulu tarafından disiplin cezası verilemeyeceğinden, idari bir yapı niteliğindeki haysiyet kurulunun izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirme yapabilecek ise de Türk Ceza Kanunu kapsamındaki fiillerin işlendiğinin tespitinin ancak usulüne uygun yapılan bir soruşturma sonucunda soruşturma makamlarınca iddianame hazırlanarak, mahkemece kabul kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilecek karar kapsamına göre değerlendirilmesi gerektiği yüksek yargı kararları ile işaret edildiğinden,
haysiyet kurulunun soyut gerekçelerle davacı hakkında verdiği yaptırım kararının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Hülasa, iş bu dava dosyasına konu yaptırım kararına esas paylaşımların eleştiri mahiyetinde olması, davalının iddia ettiği gibi hakaret, tehdit ve halkı kin ve düşmanlığı sevk edecek ifadeler olmadığı, davacının suç vasfı taşıdığı nitelendirilen ifadeleri yönünden herhangi bir soruşturma olduğu yönünde sunulu bir delil de bulunmadığı nitekim 14/11/2023 tarihli duruşmanın 5 numaralı ara kararında " Taraf vekillerine dilekçeler faslında iddia ettikleri, tehdit ve hakaret vs diğer suç vasfı teşkil edebilecek uyuşmazlık konularına ilişkin devam eden soruşturma ve ceza dosyalarına ilişkin bilgileri sunmak üzere 2 hafta mehil verilmesine,
bilgi verildiğinde mahkeme ve CBS nezdinde müzekkere yazılarak dosyaların istenilmesine, davacı ile davalı vekiline ihtarı yapıldı" açıkça yazılıp taraflara ihtar edilmesine rağmen davalı yanca, davacı yanca yapılan paylaşımlara ilişkin mahkeme ve CBS dosyası ibraz edilmediği gibi yargılamanın devam eden sürecinde de bu yönde bilgi sunulmadığı, davacının paylaşımlarının ...'ün ... adına yürüttüğü faaliyetler ve yine bu faaliyetlere ilişkin bir takım usulsüzlükler olduğu yönünde getirilen eleştiri kapsamında olduğu,
anılı sebeplerle yukarıda ayrıntısı ile gerekçelendirildiği üzere yaptırım kararının yerinde olmadığı kaldı ki bir an için davalı yanın iddia ettiği gibi bahse konu söylemlerin hak mahrumiyeti kararını gerektirecek mahiyette olması durumunda dahi somut davada davacının önceki yaptırım kararı nazara alınarak, üyelikten çıkarmaya ilişkin yaptırım kararı verilmiş olup, yukarıda ayrıntısı ile ele alındığı üzere davacı ile ilgili asıl dava dosyası yönünden verilen karar yerinde olmadığından,
iş bu davaya konu eylemlerin hak mahrumiyeti kapsamında olduğu değerlendirilse bile üyelikten çıkarmaya yönelik yaptırım kararı her halükarda yerinde olmayıp anılı sebeplerle iş dava dosyası yönünden ... haysiyet kurulu tarafından verilen 25/10/2022 tarih 2.4/3308 sayılı yaptırım kararının iptaline, ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2024/45 ESAS SAYILI DOSYASI
Yapılan incelemede; davacı hakkında Üye disiplin Yönergesinin 7/b maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı "Hak mahrumiyeti" yaptırımı uygulanmasına karar verilmiştir.
Birleşen dava dosyası yönünden dosya kapsamına sunulan 05/08/2024 havale tarihli davalı beyan dilekçesi ekinde karara esas teşkil eden tutanaklar tek tek incelenmiş, verilen kararının iptali için koşulların oluşup oluşmadığı hukuki değerlendirme kapsamında bir mesele olup, bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı hakkında verilen hak mahrumiyeti kararının gerekçe maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
MADDE 7. Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asıl üyeler, karar tarihinden itibaren 4 yıl süresince seçme ve seçilme hakkından mahrum kalır. Yararlanan üyeler açısından ise, bu husus şahsi dosyasına işlenerek asıl üyelik niteliğine hak kazanması durumunda, asıl üyeliği 4 yıl süresince askıya alınır.
Hak Mahrumiyeti cezası alan ve cezası kesinleşen üyeler Genel Kurullara katılamazlar.
a) Son 4 yıl içinde birden fazla kınama cezası almak,
b) ... çalışanları veya diğer üyeler hakkında yüze karşı veya gıyapta ya da basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla hakaret, tahkir edici sözler sarf etmek, genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak;
c) Basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla ... yararlarını zedeleyici beyanlarda bulunmak; kendi kontrolündeki hesapta, ... yararlarını zedeleyici, olumsuz, tahkir edici beyanlarda ve hakarette bulunulmasına müsaade etmek veya aracılık etmek;
d) Kasıtlı eylem ve söylemleriyle ...’ın çalışmasına, amaçlarını gerçekleştirmesine engel olmak,
e) Üyenin beyanı ya da ...’a sunduğu bildirimlerde kasten yanıltıcı bilgilere yer vermek ve/veya yanıltıcı beyanlarda bulunmak ve dolayısıyla bundan haksız kazanç elde etmek.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir.
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Ancak belirtmek gerekir ki, ifade özgürlüğü sınırsız değildir. İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur.
Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebeplerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davacının dava konusu açıklamalarında ...
Yönetim Kurulu Başkanı ... hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşıp aşmadığını tespit ederken Mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.
Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
Davacının davaya konu yaptırım kararı uygulanmasına sebebiyet veren söylemleri bizatihi davalı meslek birliğinin yaptırım karar tutanağında aşağıdaki gibi geçmektedir.
"Yapılan inceleme neticesinde; 17. Olağan Genel Kurul Toplantısı'na ilişkin video kayıtlarından, ...'ın Genel Kurulu izleyen üyelere laf attığı ve hakarette bulunduğu, aleyhte söz aldığı konuşmalarda Yönetim Kurulu hakkında ispatı olmayan ithamlarda bulunarak Genel Kurulu tahrik edici ifadelerde bulunduğu, gündemle bağlı kalmayarak; “gazetelerinde bizi hain ilan edenler”, “bizi devlet düşmanı ilan edenler”, “hakkımızda ihbar dilekçeleri verenler”, “hiçbir güç tarafından susmadık susturulamadık”, “hakları kendi saltanatları için kullanıyorlar” gibi sözlerle ... yönetimi hakkında asılsız iddialarda bulunduğu ve Genel Kurulu politize ederek hazirunu galeyana getirmeye çalıştığı tespit edildi." şeklindedir.
Davalı meslek birliğinin yaptırım kararı tutanağı incelendiğinde, tutanakta hangi söylemin hakaret ve tahrik edici söylemler olduğuna yönelik bir açıklama olmadığı, karara esas teşkil eden söylemlerin neler olduğu ve bu söylemler ile disiplin yönergesi arasında bağlantının nasıl kurulduğu yönünde açıklama olmadığı, kararın soyut içerikte olduğu,
davalının asılsız iddia olarak nitelendirdiği “gazetelerinde bizi hain ilan edenler”, “bizi devlet düşmanı ilan edenler”, “hakkımızda ihbar dilekçeleri verenler”, “hiçbir güç tarafından susmadık susturulamadık”, “hakları kendi saltanatları için kullanıyorlar” gibi söylemlerin eleştiri ve düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu, davalının suç olduğunu iddia ettiği paylaşımların suç vasfı taşıyıp taşımadığı, bu konuda yürütülecek soruşturma ve devamında yürütülecek ceza kovuşturması ile mümkün olduğu,
Haysiyet kurullarının Üye Disiplin Yönergesinde öngörülen yaptırımları uygularken, disiplin cezası verirken Fikir ve Sanat Eseri sahipleri ile komşu hak sahipleri meslek birlikleri ve federasyonları hakkındaki tüzüğe, ... tüzüğüne ve en önemlisi hakkaniyete uygun hareket etmekle yükümlü oldukları, öte yandan yönerge kapsamında disiplin cezasının uygulanabilmesi için suçsuzluk karinesinin gözetilmesi gereklidir.
Mahkemelerce verilmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın haysiyet kurulu tarafından disiplin cezası verilemeyeceğinden, idari bir yapı niteliğindeki haysiyet kurulunun izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirme yapabilecek ise de Türk Ceza Kanunu kapsamındaki fiillerin işlendiğinin tespitinin ancak usulüne uygun yapılan bir soruşturma sonucunda soruşturma makamlarınca iddianame hazırlanarak, mahkemece kabul kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilecek karar kapsamına göre değerlendirilmesi gerektiği yüksek yargı kararları ile işaret edildiğinden,
haysiyet kurulunun soyut gerekçelerle davacı hakkında verdiği yaptırım kararının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Hülasa, dava dosyasına konu yaptırım kararına konu söylemlerin eleştiri mahiyetinde olması, davalının iddia ettiği gibi hakaret, tehdit ve tahrik edecek mahiyette ifadeler olmadığı, davacının suç vasfı taşıdığı nitelendirilen ifadeleri yönünden herhangi bir soruşturma ve kovuşturma olduğu yönünde sunulu bir delil de bulunmadığı anılı sebeplerle yukarıda ayrıntısı ile gerekçelendirildiği üzere yaptırım kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla anılı sebeplerle iş dava dosyası yönünden ... haysiyet kurulu tarafından verilen 11/01/2024 tarih ve 2.4/0135 sayılı yaptırım kararının iptaline, ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/201, K. 2025/55, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama