KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/60 Esas
- Karar no
- 2025/33
- Dava
- Marka hakkına tecavüzün önlenmesi&tazminat
- Dava tarihi
- 18/03/2024
Karar Metni
2.301 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan marka hakkına tecavüzün önlenmesi&tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı şirket ile ... arasında kurulan bayilik sözleşmesi ile davacı şirketin ... markasının bayisi ve Türkiye' deki tek distribütörü olduğunu, somut olayda davalı ... tarafından kurulan ... isimli kulüp ile bu kullanıcı isimli ... hesabı üzerinden ... marka araçların yetkili ve sözleşmeli servisi gibi lanse edilerek paylaşımlarda bulunulduğunu, bu markanın görsellerine ve yine araç görsellerine paylaşımlarında yer verildiğini, ilgili kişi tarafından ... markası ile ... logosu doğrudan kullanılmak suretiyle tekstil ve tasarım işine girişildiğini,
... logolu kıyafetler satılarak bu kıyafetlerden büyük bir gelir elde edildiğinin tespit edildiğini, davalının gerek ... sayfası üzerinden, gerekse ilgili ...
URL' li bu sayfayı kullanmak suretiyle gerçekleştirmiş oldukları etkinlikler ile, gerekse yine ... logosunu hiçbir izin olmaksızın kullandığı ürünlerin satışları ile haksız menfaat ve kazanç sağladıklarını, davalı tarafından ... markasının logosunu taşıyan tekstil ürünleri "..." hesabından satıldığını, "..." isimli ... hesabı üzerinden de haksız şekilde ... markası üzerinden paylaşımlarda bulunularak söz konusu marka adı altında çalışıldığının imajı oluşturulduğunu, tedbiren işbu ... sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesini, ...
Cumhuriyet Başsavcılığı ...Soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve tecavüzün men'ine, davalının haksız eylemleri nedeniyle davacının uğradığı yoksun kalınan kar başta olmak üzere uğramış olduğu zararlara binaen 100- TL maddi tazminatın (hmk m.107 kapsamında artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla) faizi ile beraber davalıdan tazminine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı yan yasal sürede cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili ön inceleme oturumuna katılmış ve davacının huzurdaki davayı açmaya yetkili olmadığından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakları davacı yana ait olduğu iddia edilen '' ...'' ibareli markanın ve logonun davalı yanca hukuka aykırı şekilde kullanıldığı iddiası kapsamında marka ve isim hakkına yönelik olarak tecavüzün, tedbir yoluyla önlenmesi alan adı ve sosyal medya hesabına erişimin engellenmesi marka hakkına tecavüzün tespit ve men-i, şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili hükmün ilanı kapsamında açıldığına ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı açılan davaya cevap vermemiş, ön inceleme oturumunda uyuşmazlık tespiti yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 29/05/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; " ...
Dosya münderecatında ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 22 Kasım 2022 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinin gizlenmiş olduğu, domain servers bilgilerinde ... yazdığı, web sitesinde raporun 18. Sayfasında yer alan şekil'de kullanım olduğu, web sitesi ana sayfada ... , 3 Ekim 2022 tarihinden itibaren Türkiye'de resmen faaliyetlerine başladığını, değerli araç sahiplerini ve ... markasına ilgi duyan tüm dostları aynı aile çatısı altında buluşturmayı hedefleyen bir oluşum olduğunun belirtildiğini, ...
Resmi Temsilcisi yazdığı, mevcut durumda .../ürünler linki kontrol edildiğinde sayfa bulunamadığı, ... linki 31 Ekim 2023 tarihli web archive kaydında ürünler menüsünün olduğu ve ...ürünler linkine bağlantı verildiği, ancak mevcut durumda web sitesinde ürünler menüsünün olmadığı, davacının dava dilekçesi EK'inde sunmuş olduğu ekran görüntüleri kontrol edildiğinde .../ürünler linkinde ... ibareli ürün/ürünler olduğu, Dava dilekçesinde belirtilen ve görevlendirme kapsamında olan "..." linki kontrol edildiğinde @... hesabının olduğu, hesapta, raporun 18. Sayfasında belirtilen şekli'nde kullanımı olduğu, Temmuz 2021 tarihinde oluşturulduğu,
hesap açıklamasında ..... - ... bilgilerinin olduğu, davacı şirket adına tescilli “...” ibareli markaların tespiti için türk patent ve marka bülteni nezdinde araştırma yapıldığında, davacı şirket tarafından 11.05.2015 tarihinde, ... ve ... numaralı “... ” ibareli marka başvuruları gerçekleştirildiği ve markaların feragat ile sonuçlandığı, markaların davacı adına tescilli olmadığının tespit edildiği, davacı ... adına tescilli “...” ibareli herhangi bir markaya rastlanılmadığı, dosya kapsamına sunulu hizmet sözleşmesi değerlendirildiğinde ise;
davacının ... (...) firması ile 2015 yılında bayilik hizmet sözleşmesi bulunduğu ancak sözleşme içeriği incelendiğinde, davacı şirketin Türkiye'de münhasır lisans hakkı sahibi olduğu ve marka hakkı sahibi ...
Limited adına Türkiye'de tescilli olan ... marklarının kullanımı husussunda inhisari lisans sureti ile marka hakkı sahibi olduğu ve markaların tescili hak sahibi olan aston martın lagonda limited adına 3. kişilerin marka hakkı ihlalinden doğan fiil ve eylemlerine karşı dava yoluna başvurma hakkı bulunduğuna ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı aksine anılan sözleşmenin 12.1 numaralı tanıtım maddesinde, davacı şirketin münhasır olmayan bir marka kullanım hakkına sahip olduğu tespit edildiği,
bilirkişilerin raporlarının teknik kısmında ...alan adlı web sitesi içeriğinde ve "... hesabında tespit edilen raporun 19. sayfasında yer alan şekilde kullanımların ve davacının dava dilekçesi EK'inde sunmuş olduğu ...ürünler linkli yer alan ekran görüntüleri kontrol edildiğinde ... ibareli ürün/ürünler olduğu ve anılan kullanımlarının Türkiye'de tescilli hak sahibi olan ancak dava dışı ... lagonda limited adına tescilli markalara tecavüz teşkil edebileceği..." şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu' nun ...
(Birleşen...) soruşturma numaralı dosyasında bilirkişi...tarafından sunulan raporda özetle; " ... “...” ibareli markanın TPMK nezdinde ... numarası ile “...” adına ... emtia sınıflarında tescilli olduğunu, ... numarası ile “...” , ... numarası ile “... " marka başvurularının yapıldığı ancak daha sonra feragat edildiğini, müşteki şirket adına tescilli “ ...” ibareli markaya rastlanılmadığını, Müştekiler tarafından iddialarını ispata yönelik olarak çeşitli ekran alıntıları sunulduğunu,İki adet ekran alıntısından... ibareli tabela bulunan bir işletme önünde ... markalı olduğu düşünülen otomobiller paylaşılmış,
diğer sayfada “...” ibaresi ile #... ve #... unsurlu bazı hesap adları paylaşılmış olduğunu, Ancak sayfaların içeriğinden paylaşımların hangi sosyal medya hesabından yapıldıkları anlaşılamadığını, Şikayet dilekçesi ekinde sunulan diğer bir ekran alıntısında ise; ekran alıntısının “...” kullanıcı adlı ... hesabından alındığı, sayfa başlığında “...” ile birlikte marka logosunun kullanıldığını,. Ana sayfada ... sayfasına ait link verilerek ...
Markalı otomobillerin fotoğrafları paylaşıldığını, Tüm bu ekran alıntılarında şüphelinin “...” markası adı altında mal veya hizmet ürettiğine ilişkin bir veriye rastlanılmadığını, şüphelilerin “...” markası altında 6769 sk. m30/1 kapsamında mal veya hizmet ürettiklerine ilişkin bir bulguya rastlanılmamıştır.
Diğer yandan yine dosya kapsamı itibariyle müşteki şirketin marka sahibi “...” den marka kullanımına ilişkin lisans aldığını veya bu markanın ihlali halinde dava açma veya şikayette bulunma hakkı edindiğini gösterir bir bir belgeye rastlanılmadığını, müşteki şirketin marka hakkına iktibas ya da iltibas yoluyla gerçekleştirilmiş tecavüz bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 11.07.2023 tarihli ve ... Soruşturma No ...Karar sayılı KYOK kararı ile; bilirkişi raporunda açıklanan sebeplerle, tüm dosya kapsamı, şikayet dilekçesi, şüpheli ifadesi birlikte değerlendirildiğinde soyut iddia dışında şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığının anlaşıldığı, ... hakkında atılı suçlardan KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA karar verildiği anlaşılmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumundan ... ibareli markaya ait marka tescil dosyaları celp edilmiştir. Markanın ... tabiyetindeki şirkete ait olduğu ve markanın ....sınıf dahil olmak üzere ... Sınıf için farklı tarihlerde seri marka ve şekil markası olarak tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tahkikat aşamasında araştırılacak başka bir husus kalmadığından gerek soruşturma gerekse mahkememizce alınan raporlar denetime uygun olduğundan 12.11.2024 tarihli celsede sözlü yargılama ile ilgili ara karar oluşturulmuş ve taraflara da ihtarat yapılmıştır.
Davacı vekili duruşma gününün 4.2.2025 tarihi olmasına rağmen ıslah dilekçemizin sunulması başlığı altında uyap sisteminden 3.2.2025 tarihinde saat: 22.57 de dilekçe göndermiştir.
Dilekçeye ekli bir harç makbuzu bulunmadığı gibi dilekçe başlığında ıslah dilekçemizin sunulması şeklinde kaleme alındığı, sonuç kısmında ise davalarının kabulüne, bu talepleri yerinde görülmezse davalarını tam ıslah ettiklerini bildirir , dava dilekçesini sunmak üzere süre verilmesini talep ettikleri yönünde dilekçenin kaleme alındığı anlaşılmıştır. HMK ‘nun ıslaha ilişkin amir hükümleri, yüksek yargı uygulamalarına göre davacı yanın usulüne uygun olarak ıslah dilekçesi sunmadığı, ara karardan dönme isteminin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gözetilerek sözlü yargılamadan dönülmesi isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının dava açarken sunduğu dava dilekçesi ekindeki bayilik sözleşmesinin hiçbir maddesinde davacının münsasır lisans lisans sahibi olduğu yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.
6769 sayılı yasanın " Lisans" başlıklı Madde 24 e göre " (1) Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir. (2) Lisans, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisari değildir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir.
İnhisari lisans sözleşmelerinde lisans veren, başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz. (3) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. (4) Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri alır. Lisans alan, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadır.
Aksi takdirde marka sahibi, tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir." hükümlerine amirdir.
Yine "Lisans alanın dava açması ve şartları" başlıklı Madde 158-"(1) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.(2) İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister.
Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir." hükümlerine amirdir.
Yüksek mahkeme ilamlarına göre de; inhisari lisans hakkı sahibi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabileceği düzenlenmiş olup, tersine söylemle basit lisans sahibinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibi adına dava ikame edemeyeceği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına sunulu hizmet sözleşmesi değerlendirildiğinde, davacının ... firması ile 2015 yılında bayilik hizmet sözleşmesi bulunduğu görülmektedir.
Ancak sözleşme içeriği incelendiğinde, davacı şirketin Türkiye'de münhasır lisans hakkı sahibi olduğu ve marka hakkı sahibi ... adına Türkiye'de tescilli olan ... marklarının kullanımı hususunda inhisari lisans sureti ile marka hakkı sahibi olduğu ve markaların tescili hak sahibi olan ... adına 3. Kişilerin marka hakkı ihlalinden doğan fiil ve eylemlerine karşı dava yoluna başvurma hakkı bulunduğuna ilişkin açık bir sözleşme düzenlemesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim anılan sözleşmenin 12.1 numaralı tanıtım Maddesinde, davacı şirketin münhasır olmayan bir marka kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Zira 6769 sayılı , SMK’nun 158/2. maddesi uyarınca inhisari olmayan sözleme ile lisans alanın, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden istemesi, hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması halinde, lisans hakkı sahibinin yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatinin gerektirdiği ölçüde dava açabileceğinin düzenlendiği, davacının asıl marka sahibine dava tarihinden önce dava açılması için bildirim yaptığına dair bir açıklamada bulunmadığı, bu konuda dosyaya bir delil ve belge de sunmadığı,
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere, distribütörlük sözleşmesinin, sağlayıcı ile distribütör arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde bir sözleşme olduğu, bu sözleşmeyle sağlayıcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere distribütöre bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık distribütör de sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklendiği,
Sözleşmenin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimlerin ve yükümlülüklerin bu sözleşmenin tarafları arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmeyeceği, bu nedenle distribütörün bu hakkını üçüncü kişilere karşı ileri sürmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacının davalıya karşı markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat davası açamayacağı anlaşılmıştır.
Öte yandan 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun "Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları”başlıklı 7. Maddesinde marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait olduğu düzenlenmiştir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” başlıklı 29. Maddesinde Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda davacı marka hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla hem tedbir talep etmiş hemde tazminat talep etmektedir.
Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur (YHGK 27.1.2016,13/684-106).
Dolayısıyla bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukukunu ilgilendiren yönü (usul hukuku bakımından önemi) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir.
Huzurdaki davada ise Türk Patent ve Marka Kurumundan ... ibareli markaya ait marka tescil dosyaları celp edilmiştir. Markanın dava dışı ...tabiyetindeki şirkete ait olduğu anlaşılmıştır. Davacının ise dava dilekçesi ekinde sunduğu hizmet sözleşmesi incelendiğinde; ... mena limited (ammena) firması ile 2015 yılında bayilik hizmet sözleşmesi bulunduğu ancak sözleşme içeriği incelendiğinde,
davacı şirketin Türkiye'de münhasır lisans hakkı sahibi olduğu ve marka hakkı sahibi ... lagonda limited adına Türkiye'de tescilli olan ... marklarının kullanımı hususunda inhisari lisans sureti ile marka hakkı sahibi olduğu ve markaların tescili hak sahibi olan aston martın lagonda limited adına 3. kişilerin marka hakkı ihlalinden doğan fiil ve eylemlerine karşı dava yoluna başvurma hakkı bulunduğuna ilişkin davacıya bir hak verdiğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği,
aksine anılan sözleşmenin 12.1 numaralı tanıtım maddesinde, davacı şirketin münhasır olmayan bir marka kullanım hakkına sahip olduğu , dolayısıyla davacının dava açarken davacıdan izin aldığına dair belge sunmadığı, markanın gerçek hak sahibi olmadığından dolayı huzurdaki davada marka hakkının ihlal edildiği iddiasıyla önleme ve tazminat davası açamayacağı dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Katip ... · e-imza Hakim ... · e-imza
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/60, K. 2025/33, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama