KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2026
- Esas no
- 2025/99 Esas
- Karar no
- 2026/85
- Dava
- Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli
- Dava tarihi
- 14/05/2025
Karar Metni
965 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ...Tic. Ltd.
Şti’nin uzun yıllardır sektörde faaliyet gösterdiğini, marka bilinirliği sağladığını, tüketici güvenini oluşturduğunu, üretim, satış, reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetleriyle markasının itibarını güçlendirdiğini, kendi markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiğini, marka hakkını korumak için gerekli yasal işlemleri yaptığını, marka değerini ve tanınırlığını artırmak için etkin reklam ve pazarlama stratejileri geliştirdiğini, sektördeki faaliyetlerini hukuka uygun yürüttüğünü, ürünlerinin kalite standartlarını sağladığını, müşterilerine güvenli ve tescilli ürün temin ettiğini,
markasının haksız rekabet ve izinsiz kullanım karşısında korunması gerektiğini, davalıların 03.09.2023 tarihinde “...” adıyla aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyette bulunarak davacının tescilli markasını izinsiz kullandığını, internet ve sosyal medya üzerinden markayı taklit ederek tüketicilerde karışıklık ve yanıltıcı çağrışımlar yarattığını, ticari itibarını zedelediğini, marka değerini düşürdüğünü, haksız kazanç sağladığını, tüketicilerin marka ile ürün arasında yanlış bağ kurmasına yol açtığını, davacının hukuka uygun yürüttüğü faaliyetlerini engellediğini, sektördeki rekabeti bozduğunu,
ekonomik zarar ve itibari kayıplara yol açtığını, markasının korunması için hukuki tedbirlerin alınmasının zorunlu olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin yasal dayanaklara uygun olduğunu, marka haklarının ihlali nedeniyle tazminat talebinde bulunduğunu, telafisi güç zararların oluştuğunu, tespit ve önlem taleplerinin bulunduğunu, tüm bu eylemler ve ihlaller karşısında hakkının korunmasını, ihlalin durdurulmasını, marka değerinin ve itibarının korunmasını, ekonomik zararların giderilmesini ve hukuki haklarının sağlanmasını talep ettiğini, davalı tarafın davranışlarının hukuka aykırı olduğunu, marka hakkını ihlal ettiğini,
tüketiciyi yanıltmayı amaçladığını, haksız rekabet oluşturduğunu, ticari itibarını zedelediğini, marka bilinirliğini düşürdüğünü, ekonomik ve itibar kaybı yarattığını, markayı taklit ederek ve izinsiz kullanarak tüketicileri yanıltmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, tüm bu gerekçelerle hakkın tespitini, ihlalin önlenmesini, maddi ve manevi zararların tazminini, marka haklarının korunmasını, hukuki ve ihtiyati tedbirlerin uygulanmasını talep ettiğini beyan etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlgili yerlere müzekkere yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır. Dosya kapsamı itibari ile bilirkişi kök ve ek raporu alınmış, taraflara tebliğ edilerek beyan ve itirazları dosyaya alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalığın; Marka hakkına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve davalı tarafın marka adının hükümsüz kılınmasına ilişkin açıldığı görüldü.
Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; tarafların aynı sektörde (takı/bijuteri) faaliyet gösterdiği, her iki tarafın da benzer ürün gruplarına yönelik toptan satış yaptığı, incelenen web siteleri ve sosyal medya hesaplarının, her iki tarafın da aktif şekilde ticari faaliyet yürüttüğü, Marka ve logoların karşılaştırılmasında, her iki markada da “...” kelimesinin ortak olarak yer aldığı, ayrıca “...” ile “...” ifadelerinin fonetik olarak benzerlik gösterdiği, bu durumun, özellikle takı sektöründe tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini artırdığı,
logolarda tipografik farklılıklar bulunsa da, markaların esas ayırt edici unsurunun yazı bazlı olması nedeniyle görsel farklılıkların karıştırılmayı önlemeye yeterli olmadığı ve yine davalı yan he kadar zayıf marka savunmasında bulunmuş ise de, ... ibaresinin sık kullanılan bir isim yahut soy isim olmasının zayıf marka kabulü için yeterli olmadığı, ... ibaresinin taraf markalarının tescilli olduğu aynı zamanda fiili faaliyetin olduğu sektörü tanımlamadığı gibi bir bağlantı da olmadığı bu hususun alınan ek rapor ile de tevsik edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda yukarıda açıklanan açıklamalar kapsamında davacının eski tarihli markası ile açıkça iltibas teşkil eden ve aynı mal ve hizmet sınıfında tescilli Davalı yan adına tescilli ... sayılı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü ile; sicilden terkinine, Kararın kesinleşmesi ile kararın infazı için TPMK'ya kararın bir suretinin gönderilmesine,
davalının bu ibare ile aynı sektörde faaliyet göstererek gerek tescilli marka adı gerek alan adı ve sosyal medya hesabı gerekse de iş yerinde bu ibareleri kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz eylemlerini gerçekleştirdiği hususunun alınan raporlar ile tartışmaya açık olmayacak şekilde saptanmış olması sebepleri ile marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar davalı yanca husule gelen eylemler hasebiyle marka hakkına tecavüzün yanında aynı zamanda eylemlerin haksız rekabet kapsamında olduğunu iddia ederek haksız rekabetin tespitini de dava etmiş ise de, güncel tarihli verilen yüksek mahkeme kararları gereği marka hakkına tecavüz kapsamında telakki edilen eylemlerin kümülatif korumanın mümkün olmaması sebebi ile aynı zamanda haksız rekabet kapsamında da korunması mümkün olmadığından bu yöndeki talebin reddi yönünde aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/99, K. 2026/85, 8 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama