KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/429 Esas
- Karar no
- 2025/87
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/07/2024
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davalının davacı şirket aleyhine şahsen uydurduğu hiçbir sebep belirtmediği ilamsız icra takibi başlattığını, 06/08/2020 tarihinde icra icra dairesinin ödeme emri gönderdiğini, ödeme emrinde senet senet yoksa borcun sebebi belirtilmelidir hükmüne aykırı davranıldığını, ödeme emrinin ellerine ulaşmadığını, bu sebeple süresinde itiraz edilmediğinden takibin şeklen kesinleştiğini, davacı şirketin davalının şahsı ile hiçbir ticari mal ve hizmet alımına yönelik yahut para alım işlemi olmadığını, şirket hesabına gönderilen bir havale yahut bir ipotek ve teminat ödemesinin söz konusu olmadığını,
davalının uydurma ve yalan iddiaları ile alacaklı olduğunu iddia ederek 05/08/2020 tarihli asıl alacak ifadesi ile borcun sebebine ilişkin hiçbir usulüne uygun açıklama yapmadan icra takibi başlattığını, 05/08/2020 tarihli ödeme emrinin corona pandemi dönemine denk geldiğini, davacı şirketin kısıtlamaların başladığı zamanlarda 2024 yılına kadar faaliyetlerine fiili olarak ara verdiği bir döneme girdiğini, corona virüs pandemi döneminde haksız ve kötü niyetli başlatılan takip ve ödeme emrinin tebliğinin ellerine ulaşmadığını, ilk tebligatın şirketlerinin olduğu adrese değil yanlış bir adrese yapıldığını,
şirketin ticaret sicil adresine 22/08/2022 de TK 35.maddeye göre yapılan tebligatın tebligat kanununa aykırı olduğunu, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek dava sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ayrıca dosyasına gelecek olan paranın haksız davalı tarafa ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
davanın kabulü ile şirketin davalı tarafa borcu bulunmadığından menfi tespit taleplerinin kabulüne, takibin iptaline, dosya borç miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının tedbir talebinin Mahkememizin 02/08/2024 tarihli ara kararı ile %20 teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Taraflara usulüne uygun dava dilekçeleri tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP suretleri dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
Davaya esas ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ... İnş.San.Tic.Ltd.Şti. olduğu, 97.264,40-TL asıl alacak, 59.836,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 157.100,50-TL alacak için takip başlatıldığı, takibe dayanak senet, cari hesap alacağı, fatura vb. Kayıt belirtilmediği, davacı tarafından icra takibinden sonra işbu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan kontrolde dava dilekçesinde dava değeri olarak 90.000,00-TL olmasına rağmen menfi tespit davasına konu .... İcra Dairesi Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyasında toplam alacak miktarının 157.100,50-TL olarak belirtilmiş olduğu görülmekle bu kapsamda eksik harcın ikmali için mahkememizce 02.08.2024 tarihli tensip ara kararı oluşturularak davacı şirket yetkilisine tebliğe çıkartıldığı, davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
İşbu davada her ne kadar davacı tacir ise de davalının tacir olup olmadığının tespiti için yargılama esnasında davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine, ticaret sicil müdürlüğüne ve esnaf ve sanatkarlar odasına müzekkereler yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarında davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, vergi kaydının 1992 yılında kapatılmış olduğu, bu hali ile davalının tacir vasfının olmadığı, nispi ticari davadan yahut mutlak ticari davadan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla mahkememizin işbu davaya bakma görevinin olmadığı, görevin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/429, K. 2025/87, 27 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama