KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/686 Esas
- Karar no
- 2024/828
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/11/2024
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle, “...” adlı animasyon yapımın senaristi, yönetmeni ve yapımcısı olduğunu, davalılarla 22.07.2023 tarihli Ortak Yapım Sözleşmesi’ni imzaladıklarını, sözleşmeye göre, fikri ve sınai hakların davacıya ait olduğu “...”a ilişkin olarak filmin yapım ve prodüksiyon hizmetlerinin davalılar tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, buna ilişkin davacının ilk ödeme kısmı olan 8.000,00 USD’yi 03.08.2023 tarihinde gönderdiğini, aşamalarda davalıların işi yapıp teslim edeceklerine dair sürekli söz verme ve oyalamalarına rağmen işi teslim etmediklerini,
aksine davalı şirket tarafından davacıya ihtarname keşide edilerek davacının edimlerini yerine getirmediği yönünde iddialarda bulunulduğunu, oysa sözleşme imzalandıktan sonra ve ilk ödeme yapıldıktan sonra dahi davalı tarafın pre-prodüksiyona dair hiçbir şey yapmadığını, bu sebeple sözleşme gereği 60.000,00 USD cezai şart ile 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacı davasını fikri mülkiyet hakkı kendisinde olduğu iddia edilen ... adlı filmin ortak yapım sözleşmesine dayandırmaktadır.
Bilindiği üzere 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1. maddesinde bu kanunun amacı “Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanunun 1/B maddesinde ise a) Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, (b) Eser sahibi: Eseri meydana getiren kişiyi tarif ettiği belirtilmiştir.
Kanunun 5. maddesinde de “Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.” şeklinde tarif edilmiştir.
Kanunun 8/3. Maddesinde “Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.” denilmiştir.
Kanunun 9/2 maddesinde “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini istiyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır.” hükmünü havidir.
Kanunun 13/1. maddesi ile “Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür.” düzenlemesi getirilmiştir.
Kanunun 18/1. Maddesinde “Mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir.” Hükmü mevcuttur.
Görüldüğü üzere, davacı ile davalılar arasındaki iddia edilen 22.07.2023 tarihli sözleşme, 5846 sayılı yasa içerisinde düzenlenen bir hukuki ilişkiler manzumesidir. Aynı kanunun 78. Maddesinde ise “Bu Kanunun düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun miktarına ve Kanunda gösterilen cezaya bakılmaksızın, görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleridir.” denilmektedir. O halde bu ilişkilere dair kurulmuş mahkemeler Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğuna göre, eldeki davaya bakma görevi de bu mahkemeye aittir.
Aksi halde, TTK 4. Maddesinde belirtildiği gibi, anılan sözleşme ticaret kanununda düzenlenen bir müessese olmadığından mutlak ticari davaya vücut veremez. Bununla beraber, davalılardan biri tüzel kişi tacir olmakla beraber, davacı gerçek kişi kendisinin bir tacir olduğunu ve sözleşmenin ticari işletmesine müteallik olduğunu da ileri sürmediğine göre, nispi ticari davaya dahi vücut veremez. Eğer ki eldeki davanın FSHK mahkemesi görev alanına girmediği kabul edilse bile, TTK 4 ve HMK 2. Maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerekir.
Ne var ki yukarıda 5846 sayılı kanun maddeleri ile izah edildiği üzere, eldeki davada Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi görevli olduğundan mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/686, K. 2024/828, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama