KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/123 Esas
- Karar no
- 2024/871
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/02/2022
Karar Metni
2.456 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, söz konusu ticari iş ilişkisi kapsamına taraflar arasında 13/12/2019 tarihli sözleşme tanzim edildiğini, davalı bir kısım ödemeleri müvekkile elden yaptığını, tahsil edilemeyen ve kalan meblağa istinaden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, ancak davalı tarafından söz konusu takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, arabulucuya başvurulmuş ise de davalı yan katılım sağlamadığından dolayı anlaşmaya varılamadığını beyanla davalı tarafından yapılan kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere irca inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş oldukları anlaşıldı.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirket ile davacının aralarında yapmış oldukları 13/12/2019 tarihli sözleşme ile müvekkil ...ve Hizmetleri A.Ş.
Tv yönetim binasına ait, iç mimari projelerinin oluşturulması ve şantiye kontrollük hizmeti verilmesi işlerini üstelenen yüklenici ... isimli şirket olduğunu, müvekkil şirketin kurulum aşamasında ... isimli tüzel kişi ile anlaşma yapıldığını, 13/12/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını, işbu dava ise şahıs tarafından açıldığını, usulen yanlış açılan davada husumet itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da;
davacı, yüklendiği işi tam ve eksiksiz teslim ettiği takdirde sözleşmede yer alan ücrete hak kazanmakta olduğunu, oysaki davacı yüklendiği işi tam ve eksiksiz teslim etmediğini, sözleşmede geçen ana başlıklar altında belirtilen işlerin bir kısmını yaptığını, kalan kısımların işlerini yarım bırakarak işin tamamını yapmadığını, davalı müvekkil sözleşmede belirtilen maddeleri harfiyen yerine getirdiğini, ödemelerini yaptığını ancak davacı işi yarım bıraktığını, davacının işleri tam yapmadığından ve gecikmesinde dolayı yapılacak işlere bağlantılı olarak bazı işlerin yapılması gerekliliği zorunluluğu da ortaya çıktığını,
davacı işleri süresinde yapamayıp yarım bırakarak sözleşmede belirtilen 40 günlük süre zarfında taahhüt ettiği işleri tamamlayamadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği 2.580.000-TL ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, toplamda müvekkilce 1.110.000-TL banka yolu ile ödeme yapıldığını, kalan miktarlarda davacının fatura kesmek istememesi sebebi ile elden imza karşılığında nakil olarak 2.436.500-TL ödendiğini toplam nakit ödenen miktar 3.886.500-TL olduğunu, davacının imzalı ödeme tutanakları ile bu durum sabit olduğunu, ayrıca davacının bankadan ödenen miktar da eklendiği takdirde toplamda 5.016.500-TL ödeme yapıldığını,
bu miktar sözleşmenin neredeyse iki katı olduğunu, müvekkilin sözleşmeye uygun davrandığını, ancak davacı vaadettiği işleri zamanın yapmadığını, edimlerini yerine getirmediğinde bahisle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili sair mevzuat delile dayanmışlardır. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... ... borçlu ...Ve Hizmetleri Anonim Şirketi olduğu, 559.310,54 TL asıl alacak, 158.043,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 717.353,88 TL alacak için 07/12/2021 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA
ben mimarım, dava konusu projelere davacı tarafından şantiye şefi olarak görevlendirildim, inşaatın başından sonuna kadar şantiyedeydim, biz binanın inşaat kısmının tamamını, mekanik, inşaat, elektrik ve mobilya dahil olmak üzere anahtar teslimi tarafımızdan yerine getirilmiştir, başlangıçta ödemelerde bir sıkıntı olmamasına rağmen ilerleyen aşamada davalıdan alacaklarımızı alamadık, hiç ödeme gelmedi, taşeron ödemeleri de benim üzerimden geçiyordu ancak onlara da ödeme yapamadık, davacı ödeme alamayınca bize de ödeme yapılmamıştır, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA
ben elektrik işleri yaparım, davacı dava konusu işi aldıktan sonra elektrik işlerini taşeron olarak bize verdi, ... bey ödeme aldıkça bize de ödemelerimizi yaptı, bu aşamada biz gerekli işleri yaptık, belli bir süre sonra davacı davalıdan ödeme alamadığı için bizde ödeme alamadık, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA
ben davalı şirket sahibi olan ...'ın kardeşiyim, aynı zamanda davalı şirkette finans sorumlusu olarak çalışmaktayım, davacı ile toplam yaklaşık 2.500.000-TL değerinde iş yapılması kapsamında sözleşme akdedildiğini biliyorum, karşı şirket işleri 40 günde bitireceğini beyan etmiş idi ancak 40 gün içerisinde işleri bitirmemiştir, davalı şirket sözleşme tutarının çok üzerinde davacıya ödemeler yapmıştır, ödemelerin bir kısmı bankadan yapıldı, ancak fatura düzenlenmediği için bazı ödemeler elden yapılmak durumunda kalındı, bu durumda karşı tarafın isteği üzerine yapılmıştır, davacı KDV ödememek için böyle bir talepte bulunmuştur,
benim bilgime göre davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu yoktur, sözleşme tutarının çok üstünde yani 5.000.000-TL civarında ödeme yapılmıştır, davacı taraf 40 gün içerisinde bitirmesi gereken işi 6 aya yakın bir sürede eksik bir biçimde tamamladılar kalan işler için başka bir firma ile anlaşarak yarım kalan işleri yaptırdık, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA
ben davalı şirkette muhasebeden sorumlu olarak çalışmaktayım, davacı ile davalı arasında bir sözleşme akdedildiğini ve bu sözleşmeye istinaden işlemler yapılmaya başlandığını biliyorum, bu sözleşme gereği davacı ...'a ücretler ödendiğini biliyorum, sözleşmenin 2.500.000-TL olduğunu ancak davacı ...'a sözleşme tutarının çok üzerinde ödeme yapıldığını biliyorum, yapılan ödemeler elden yapılmıştır, ben elden ödeme yaptım bizzat, sözleşme gereği 40 günde bitmesi gereken işler bitirilmemiştir, işlerin 3/1'i bile tamamlanmış değildidavacı taraf sürekli miktarı artırdığı için ödemeleri yapıyorduk şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre; 01/03/2024 tarihinde mahallinde keşif yapılarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;
Bilirkişiler heyetinden alınan 07/06/2024 havale tarihli raporlarında: ''...Davacı tarafından yapılan işte, sözleşmeye aykırılık ve eksiklik bulunmadığı,
Sözleşmede bedelinin 2.580.000 TL olduğu, davacı tarafa davalı tarafından 5.016.500,00 TL ödeme yapıldığı, davalı vekili tarafından dosyaya sonradan sunulan tek sayfada dört ödemenin yer aldığı makbuzda ilave olarak 269.000 TL ödeme görüldüğü, davacı tarafın sorumluluklarının projelendirme, takip, organizasyon ve uygun tedarikçilerin yönlendirilmesi olarak özetlenebileceği, dosyaya sunulan proformalar, elden alınan ödeme makbuzlarındaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, tedarikçilerin yönlendirilmesine ilave olarak tedarikçilerin ödemelerinin de sözleşme bedeline haricen davacı tarafa yapıldığı, bu durumun, sözleşme bedelinin çok üzerinde bir bedelin davacı tarafa ödenmiş olmasının gerekçesi olduğu,
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan fatura içeriklerinin davacı ile imzalanan 2.580.000 TL bedelle sözleşme kapsamında kabul edilemeyeceğinden davacı sorumluluğunda olmadığı,
Sözleşmede belirlenen tarihlerde ve yukarıda listelelen ödemelerin davacı tarafa yapıldığı, kalan 625.000 TL bakiyenin iş sonunda yapılmasının kararlaştırıldığı, dosyaya sunulan ... ile yapılan yazışmalardan da 24.01.2020 tarihi itibarı ile bu 625.000 TL tutarındaki ödemenin henüz yapılmamış olduğunun anlaşıldığı, ancak Ekim 2020 dönemine kadar davalı tarafından açıklaması bulunmayan ve 625.000 TL aşan ödeme dekont ve makbuzlarının dosyada bulunduğu, bu sebeple davacı tarafın alacak iddiasının ana sözleşmeye mi ilave işlere mi dayandığı,
ilave işe ilişkin ise hangi ilave işe ait ve ne miktarda ödemenin yapılmadığı hususunun, dosya kapsamında anlaşılmadığı, Dosyaya sunulan proformalar, ilave iş ödemeleri, makbuz ve dekontlar tek tek incelendiğinde de tutarlı bir sonuca ulaşılamadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ilave iş listesinde davalı tarafın onayı bulunmadığı,
Tarafların açıklama bulunmayan ve genel ifadesi yazılı olan ödeme dekont ve makbuzlarının gerekçesine ilişkin açıklamada bulunmaları, davacı tarafın davada talep ettiği bedel ile, iş tesliminde ödenecek bedelin uyuşmadığı, davacı tarafın davada talep ettiği 559.310,54 TL nin dayanaklarını, gerekçelerini, ana sözleşmeye mi ilave işe mi tedarikçilere yapılan ödemelere mi ait olduğunu detaylı bir biçimde açıklaması halinde, tekrar değerlendirmede bulunulabileceği..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe İİK.67.maddeye dayalı itirazın iptali davasıdır.
Davalı işveren ...ve Hizmetleri A.Ş. ile davacı yüklenici ... arasında 13.12.2019 tarihinde imzalanan sözleşmede yüklenicinin sorumlulukları; iç mekan tasarımının yapılması, 3 boyutlu görsellerin oluşturulması, yapılan tasarıma göre detay çizimlerin yapılması, malzeme seçimi ve satın alma konusunda yönlendirme, kontrollük hizmeti verilmesi, betonarme imalatı sırasında şaft boşluğu detaylarının bildirilmesi, iç mekanda kurgu ve konseptlerin belirlenmesi ve tasarlanması, uygulama projelerinin oluşturulması, 3 boyutlu yeterli sayıda görsellerin hazırlanması,
malzeme seçimlerinin yapılması ve satın alma konusunda en uygun fiyatlı tedarikçinin bulunması için yönlendirme yapılması, imalatları kontrolü, hataları azaltmak, proje yönetimi kapsamında şantiye sorumlusu olarak 4 gün boyunca 2 adet personel istihdam edilmesi, taşeronlar arası gerekli organizasyonun sağlanması, işlerin organize edilmesi olarak tanımlanmıştır.
Sözleşmeye göre şantiye personelinin yüklenici tarafından sigortalanacağını, projenin yönetim süreci için 40 gün süre ile anlaşıldığını, 2.580.000,00 TL bedel karşılığı anlaşıldığını, proje peşin ödemesi olarak 160.000,00 TL, ön avans ödemesi olarak 270.000,00 TL, mekanik ve iklimlendirme bedeli ödemesi olarak 19.12.2019 tarihinde 400.000,00 TL, avans bedeli olarak 26.12.2019 tarihinde 175.000,00 TL, avans bedeli olarak 07.01.2020 tarihinde 350.000,00 TL, avans bedeli olarak 14.01.2020 tarihinde 300.000,00 TL, avans bedeli olarak 23.01.2020 tarihinde 300.000,00 TL, kalan bedelin ise iş bitiminde ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davacı yan, davalı şirket tarafından davacıya bir kısım ödemelerin elden yapıldığı, tahsil edilemeyen ve kalan meblağa istinaden ise davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, ancak davalı tarafından söz konusu takibe itiraz edildiğinden bahisle eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalı yanın ise; davacının işi yarım bıraktığını, sözleşmede belirlenen 40 günlük sürede işin tamamlanmadığını, bu nedenle davalının zarara uğradığından bahisle davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Somut olayda; taraflar arasındaki çekişme konularının; sözleşmenin hukuki niteliği, davacının işi zamanında ve sözleşmede belirtilen niteliklere uygun olarak tamamlayıp tamamlamadığı, davalıdan bakiye bir alacağının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Eser Sözleşmesi, iş sahibinin istek ve talimatları çerçevesinde bir eserin, bedeli karşılığında yüklenici tarafından meydana getirilmesini sağlamaktadır. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK.) çerçevesinde iş görme sözleşmesidir ve TBK. m. 470. Hükmünde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eseri meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir.” şeklinde tanımlanmış olup, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Davacı yüklenicinin eser sözleşmesi ile üstlendiği edimi gereği gibi ifa ettiğinin kabul edilebilmesi için, sonuç taahhüdünün yerine getirilmiş olması gerekmektedir.
Mahkememizce dosya mali müşavir, mimar ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilerek rapor alınmış olup, mahkememize sunulan 07/06/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "...Davalı şirket davacı tarafça düzenlenen bir adet fatura ile davacı tarafa banka aracılığıyla yapmış olduğu ödemeleri ticari defterlerine kaydetmiş olup, bu kayıtlar neticesinde davacı taraftan 460.045,68 TL alacaklı göründüğü,
davacı tarafın 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin yükümlülüklerinin yasal süreleri içerisinde yerine getirilmiş olduğu görülmüş olup, 2021 yılında taraflar arasında her hangi bir işlem gerçekleşmemiş olduğunu beyanla 2021 yılına ait ticari defterlerini sunmadığı,
davalı şirkete düzenlenen fatura yönüyle tarafların ticari defterleri arasında uyum bulunmasına rağmen, davalı şirketçe davacı tarafa yapılan toplam 530.000,00 TL tutarındaki banka havalelerinin davacı tarafın ticari defterlerine kaydedilmemiş olması nedeniyle, ticari defter kayıtlarına göre davacı taraf davalı şirketten 69.954,32 TL alacaklı göründüğü...
Somut olayda ticari defterlerine delil olarak dayanan davalı tarafça “….davacı ile 31.12.2019 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre yapılan işler karşılığında her şey dahil 2.580.000,00 TL ödeneceği konusunda anlaştıkları, davacıya banka yolu ile toplamda 1.110.000,00 TL ödeme yapıldığı, kalan miktarlar da davacının fatura kesmek istememesi sebebi ile elden imza karşılığında nakit olarak 2.436.500,00 TL ödendiği,
bankadan ödenen tutar da eklendiği taktirde toplamda 5.016.500,00 TL ödeme yapılmış olup, bu miktarın sözleşme bedelinin neredeyse iki katı kadar olduğu…” yönünde yasal prosedür ve basiretli tacir ilkesiyle bağdaşmayacak beyanlarda bulunulmuşken, yaptığını iddia ettiği işlerle ilgili olarak 669.954,32 TL tutarındaki kısım haricinde hiç fatura düzenlememiş olan davacı taraf da benzer şekilde “yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ekte sözleşme ve ekleri, ödeme belgeleri,
fatura ve ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde …davalının bakiye 559.310,014 TL borcu olduğunun açık ve net olarak ortaya çıkacağını” iddia etmiş ve davalı taraftan mali mevzuata aykırı bir şekilde elden imza karşılığında nakit olarak tahsil edip, ticari defterlerine kaydetmediği tutarlara ilişkin belgeleri delil olarak dosyaya sunmuştur.
Bu durumda, taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkilerini miktar ve mahiyet itibarıyla tam ve eksiksiz bir şekilde ortaya koymadığı açık olan her iki tarafa ait ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde tutulmuş olduğunun iddia edilebilmesinin mümkün olmadığı...
Diğer taraftan HMK 222.
Maddesinin 3. Fıkrası “…ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir…” hükümlerini içermektedir ki, dava konusu ihtilafta taraflar bizzat kendi beyan ve yazılı delilleriyle, ticari defterlerinde görülen borç alacak durumunun gerçeği yansıtmadığını açık bir şekilde ortaya koymuşlardır.
Bu itibarla, TTK 64. Madde kapsamında usulüne uygun tutulduğundan bahsedilemeyecek olup, TTK 222/3 gereğince içerdiği kayıtların taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tüm boyutlarıyla yansıtmaktan uzak olduğu hususu bizzat kendi beyan ve yazılı delilleriyle kabul edilmiş olan her iki tarafa ait ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu maddi gerçeği yansıtmayan ticari defterlerin uyuşmazlık konusu ihtilafın çözümüne hiçbir katkıda bulunamayacağı, davacı tarafından işin sözleşemeye uygun ve eksiksiz olarak tamamlandığı,
ancak taraflarca sunulan fatura ve proformalara ve makbuzlarda bulunan açıklamalara göre davalı yanın davacıya sözleşme bedelinin üzerinde ödeme yapmış olduğu, bu nedenle davacı tarafın alacak iddiasının ana sözleşmeye mi yoksa ilave işlere ilişkin mi olduğu hususunda dosya kapsamında yeterli verinin bulunmadığı, dosyaya sunulan proformalar, ilave iş ödemeleri, makbuz ve dekontlar tek tek incelendiğinde de tutarlı bir sonuca ulaşılamadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ilave iş listesinde davalı tarafın onayı bulunmadığı..." hususları mütala edilmiştir.
Öte yandan bilirkişi heyeti raporundaki teknik inceleme ve tespitlere göre ise davacı yanın sözleşmesel yükümlülüklerini sözleşmede belirtilen süre içerisinde yerine getirdiğinin tespit edildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamında göre; taraflar arasında hukuki niteliği eser sözleşmesi olan davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu bir sözleşme akdedildiği, davacı yanın sözleşmesel yükümlülüklerini sözleşmede belirtilen süre içerisinde yerine getirdiği ancak alacak kaydına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; tarafların ticari defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkilerini miktar ve mahiyet itibarıyla tam ve eksiksiz bir şekilde ortaya koymadığı,
her iki tarafa ait ticari ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulmadığı, her iki tarafa ait ticari defterlerin de sahipleri lehine delil niteliği taşımadıkları, tarafların sunmuş oldukları diğer proformalar, ilave iş ödemeleri, faturalar, makbuz ve dekontların incelenmesi sonucunda da tutarlı bir sonuca ulaşılamadığı, davacı tarafın talep etmiş olduğu davaya konu tutarın ana sözleşmeye mi, ilave işlere ilişkin mi olduğu, yoksa tedarikçilere yapılan ödemelere mi ait olduğu hususlarında kanaat oluşturacak yeterli delil ve belgenin bulunmadığı,
ilave işlere ait olduğunun kabulü halinde ise davacı yan tarafından dosyaya sunulan ilave iş listesinde davalı tarafın onayının bulunmadığı, davacı yanın bilirkişi raporundaki tespit ve belirlemelere raporun tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde bir açıklama getirmediği, alacak talebinin davanın davacı tarafça kanıtlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine, davacı yanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/123, K. 2024/871, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama