KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/334 Esas
- Karar no
- 2024/148
- Dava
- İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/02/2023
Karar Metni
1.174 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ...' ün davalının halasının eşi olduğunu, davalının halası ...ten işlerinin bozulması sebebiyle borç istemesi üzerine kendisine 11.08.2014 tarihinde 5 adet senet düzenlemek suretiyle 30.03.2015 vade tarihli 12.000 USD, 30.04.2015 vade tarihli 13.000 USD, 30.05.2015 vade tarihli 13.000 EUR, 30.06.2015 vade tarihli 14.980 EUR ve 31.10.2015 vade tarihli 4.660 EUR olmak üzere toplam 25.000 USD ve 44.640 EURO borç verildiğini, davalının bu borcu ödemeyerek halasını ve müvekkili davacıyı oyaladığını,
aradan çok uzun zaman geçmesi ve davalının aldığı borcu ödememesi üzerine davacının eşi ...kendi aralarındaki bir alacak ilişkisi nedeniyle senetleri müvekkile ciro etttiğini, davalı tüm etrafa borcu ödemeyeceğini, uğraştıracağını açıkça söylediğini, davalının akrabalık ilişkisi sebebiyle devamlı oyalaması ve bekletmesi sebebi ile,
senetlerin kambiyo senedine ilişkin takip yapılabilme kabiliyeti yasal sürenin geçmiş olması nedeniyle müvekkili tarafından icra takibi yapılmış fakat borçlunun takibe itirazı ve itiraz süreci sonrasında takibin durduğunu, borçlu olan davalının takibe itirazı ile takibin devamı için dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı bilerek ve kasten icra dosyasına itiraz etmiş olup müvekkilin zararına sebebiyet verdiğini, takip borçlunun haksız itirazı üzerine durduğunu, bu sebeple %25 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle itirazın iptali davası niteliği gereği arabuluculuk şartına tabi olup, arabuluculuk şartı yerine getirilmeden dava açılmış olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, belirtilen senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmayıp müvekkilinin davacı yana böyle bir borcu bulunmadığı, davanın esastan da reddedilmesi gerektiği, davacı yanın müvekkiline karşı kötü niyetli icra takibi başlatarak haksız bir şekilde bu bedeli müvekkilinden tahsil etmeye çalışmakta olup, kötü niyetli olduğu;
bu nedenlerle öncelikle arabuluculuk şartı yerine getirilmemiş olduğundan davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, aksi kanaatin hasıl olması halinde imzanın müvekkile ait olmaması ve de davacı yana müvekkilin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle esastan reddine, davacı yanın kötü niyeti göz önüne alınarak icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibene itirazın iptaline ilişkindir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/02/2023 tarih ve 2023/36 Esas - 2023/40 Karar sayılı ilamı ile dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiği, dosyanın mahkememize tevzi edilerek işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
Tarafların gerçek kişi tacir kaydı olup olmadığı ile ilgili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, müzekkere cevapları incelendiğinde tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Tarafların hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir(esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir(esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, davalı faaliyetinin esnaf faaliyet sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından;
Davacı ... için ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevabı incelendiğinde, mükellefler grubunda yer almadığı;
Davalı ... için ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevabı incelendiğinde, son 3 yıla ait G.M.S.İ. beyannamesi bulunmadığı bildirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz.
Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınır.
Somut olayda, uyuşmazlığın dayanağı, Türk Borçlar Kanununun 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü kapsamında kalan alacağa ilişkin 11.08.2014 tarihinde düzenlenen 5 adet senede istinaden ilamsız takip sebebi ile açılan itirazın iptali davasından ibaret olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de değildir.
Somut olayda dosyada yer alan belgelere ve yapılan araştırmalara göre tarafların gerçek kişi tacir kaydının olmadığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı, bir alacağın kambiyo senedine bağlanmasının o alacağı ticari iş haline getirmeyeceği, davacnın istemin Türk Borçlar Kanununun 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü kapsamında kaldığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmakla mahkememizin karşı görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, verilecek görevsizlik kararı ile mahkememiz ve ....
Asliye Hukuk Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan, merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/334, K. 2024/148, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama