KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2023
- Esas no
- 2023/414 Esas
- Karar no
- 2023/555
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 15/04/2022
Karar Metni
1.113 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “... plakalı aracın müvekkil şirkete kasko sigorta poliçe ile sigortalı olduğunu, 14.07.2021 tarihinde davalı ... idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın ... plaka sayılı araca çarparak hasara sebebiyet verdiğini, ... plaka sayılı araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı aracın onarım bedelinin KDV dahil 33.209,37 TL olduğunu, hasar bedeli olarak 12.10.2021 tarihinde 12.558,36 TL, 25.10.2021
tarihinde 18.390,50 TL. olmak üzere toplam 30.948,86 TL hasar bedeli ödendiğini, davalı ... ın aracın işleteni olduğunu ve zarar sorumluluğunun bulunacağını, davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine
girişildiğini, davalı şirketin mülkiyetindeki araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğunu, borçlunun haksız itirazı ile davanın açılmak zorunda kalındığını beyanla; davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü ... E.Sayılı dosyasına hasız yapılan itirazın iptaline ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: faturalar ile talep edilen miktarın uyuşmadığını, araçta yapılan tamirat işlemlerinin belirlenmesi gerektiğini, davalı şirket aracının trafik sigortasından ödeme alınıp alınmadığının belirlenmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, talep olunan faiz tür ve oranlarının hukuka aykırı olduğunu, davacının yasal faiz talep edebileceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davanın; 32.729,26 TL alacağa ilişkin .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 17/02/2023 tarih 2022/258 E - 2023/142 EK sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen bu kararın davacı/davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği,
İstanbul BAM 8. HD nin 24/05/2023 tarih 2023/1113 E - 2023/854 K sayılı ilamı ile; "... davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir.
Bu durumda, her ne kadar davalı işleten tacir ve aracıda ticari araç ise de, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve aracında hususi araç olduğu, davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...." karar verilerek dosyayı mahkememize göndermiş ve işbu esasa kaydedilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve İstanbul BAM kaldırma kararı birlikte değerlendirildiğinde;
davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir.
Bu durumda, her ne kadar davalı işleten tacir ve aracıda ticari araç ise de, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve aracında hususi araç olduğu, davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imza Hakim .... · e-imza
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/414, K. 2023/555, 17 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama