KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2020
- Esas no
- 2016/716 Esas
- Karar no
- 2020/237
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/11/2015
Karar Metni
911 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin çatı cephe kaplama işini yüklenici sıfatıyla üstlendiğini ve sözleşmeye uygun tamamlanarak davalıya işi teslim ettiğini, teslim tarihinden uzun zaman geçmesine rağmen davalı firmanın borcunu ödemediğini, müvekkilinin borçlu firmaya noterden ihtarname çekilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle aleyhine başlatılan takibe vaki olmuş itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, davacının işi tamamlamadığını, işin eksin bırakılması nedeniyle müvekkilinin sözleşmeye göre kusur oranında tenzilat yapma hakkı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki olmuş itirazın iptali istemine ilişkindir.
Eldeki davaya dayanak teşkil eden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ilgili merciinden celp edilerek incelenmekle; davacının davalı hakkında 10.573,43 USD asıl alacak, 370,07 USD olmak üzere toplam 10.943,50 USD bakiye alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalı borçlu yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu itirazı ile davacı alacakının taahhütlerini yerine getirmediğini, kısmi olarak ayıplı ifa söz konusu olduğunu, geçici kabulün taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak yapılmadığını beyanla takibi durdurmuştur.
Davacı yan çatı cephe kaplama işi kapsamında işin tamamlanıp teslim edilmesine rağmen sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini, davalı yan ise sözleşmenin 8. maddesi uyarınca geçici ve kesin kabul için kendilerinin davet edilmediğini, yani gerekli prosedürlerin uygulanmadığını, ayrıca işin natamam bir şekilde bırakıldığını dava konusu ücretin istenemeyeceğini belirtmiştir. Yine davacı taraf replik layihasında, işin eksiksiz olarak teslim edildiğini yineleyerek, davalının 10/11/2015 günlü mutabakat içerikli e-mailde de takip konusu 10.573,43 USD asıl alacağı ikrar ettiğini ileri sürmüştür.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, davacı yüklenici tarafından varlığı ihtilafsız çatı kaplama işine dair eser sözleşmesi kapsamında, işin eksiksiz bir şekilde sözleşmede belirtilen kriterlere uygun olarak teslim edilip edilmediği, taraflar arasındaki e-mail yazışma içeriklerinin ve ticari defter kayıtlarının eldeki davanın sonucuna etkisi bağlamında işin yapıldığına karine olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
SMM bilirkişisi marifetiyle taraf defterleri öncelikle incelenmiş olup, her iki tarafın da ilgili yıllara ait ticari defterlerini usulüne uygun olarak tuttukları, HMK'nın 222. maddesi anlamında lehe ve aleyhe delil olma özelliğini taşıdığı tespit edilmiştir. Yapılan muhasip incelemesi sonucunda, davacı defterlerinde davalı ile olan sözleşmesel münasebetine binaen 10.573,43 USD alacak kaydedildiği, davalı defterlerinde de takip tarihi itibariyle 10.573,43 USD davacı lehine borç kaydedildiği görülmüştür.
Davalı şirket temsilcisi tarafından sadır olmuş e-mail yazışmalarında da mutabakatname metninde 10.573,43 USD bakiye borç bulunduğu davalı tarafın kabulündedir. Her ne kadar mahkememizce aldırılan heyet kök ve ek raporlarında ayıp ihbarı olmadığı ileri sürülmüşse de öncelikli olarak eseri tamam bir şekilde teslim ettiğini davacı ispatlamalıdır. Sözleşmenin 8. maddesinde ise, işin kabulü ile geçici ve kesin kabule ilişkin prosedür öngörülmüştür.
Esasında davacı taraf bu maddede düzenlenen prosedürü yerine getirdiğini salt sözleşme hükümleri ve diğer deliller bağlamında ispatlayamamaktadır. Ne var ki, yukarıda da işaret edildiği üzere davalı defterlerinde bakiye bedel kadar borcu davacı lehine alacak kaydettiği görüldüğünden bu durum hizmetin alındığına karine teşkil edecektir.
Gerçekten de yerleşmiş yüksek mahkeme içtihatlarına göre, davalı borçlunun davacı tarafından düzenlenen faturaları ya da belirtilen miktar alacağı ticari defterlerine kaydetmesi anılan hizmetleri aldığına karine teşkil eder. Mal ya da hizmetin alınmadığının ispat yükü bu durumda davalı tarafa geçmekle, davalı ancak bu hususu yazılı delillerle ispat edebilir.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/511 Esas, 2018/6434 Karar Sayılı, 10/12/2018 tarihli emsal içtihadı) Dolayısıyla, bu noktadan sonra sözleşmenin 8. maddesinde zikredilen prosedürün yerine getirilmediğinin ileri sürülmesi ya da ayıplı teslim savunmasında bulunulması temelsiz kalmaktadır.
Zira, tacir sıfatını haiz davalı yan süresinde herhangi bir ayıp ihbarı yaptığını ispat edemediği gibi aluid ifa yönünden de eksik kısım nispetinde herhangi bir reklamasyon faturası tanzim ederek karşı tarafa tebliğ etmiş değildir.
Kaldı ki, aleyhe delil teşkil eden ve delil başlangıcı niteliğindeki mutabakat name içerikli mail içeriği de alacak miktarını doğrulamaktadır. Davalı yan bu mail içeriğine de karşı çıkmamıştır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta bakiye bedele ve temerrüt tarihine nazaran sözleşme ile kararlaştırılan oran üzerinden işlemiş temerrüt faizine hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/716, K. 2020/237, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama