KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2018
- Esas no
- 2017/145 Esas
- Karar no
- 2018/1015
- Dava
- İtirazın İptali (kefilin rücusuna dayalı
- Dava tarihi
- 13/02/2017
Karar Metni
878 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili, dava dışı...bankası'nın davalı kredi lehtarı şirketin ödenmeyen bakiye kredi borcunun muaccel hale gelmesi nedeniyle kefil olarak kendilerine de kat ihtarnamesi gönderildiğini, kredi veren banka tarafından 24/01/2017 tarihinde 19.581,96 TL borcun müvekkili şirket hesabından tahsil edildiğini, kendilerinin rücu hakkını kullanarak hem asıl borçluya hem de diğer kefile rücuen tahsil amaçlı başlatılan icra takibine yöneltilen itirazın iptalini ve takibinin devamını, %20 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili, rücu edilen miktarın kredi sözleşmesinde ki kefalet limitine aykırı olduğu müvekkili asıl borçlunun ödemekle yükümlü olduğu tutar yönünden kendisinin onayı alınmaksızın davacının ödeme yaptığını, davacının kefalet toplamı 295.000,00 TL iken 3 adet GKS kapsamında kefalet imzası bulunmayan sözleşmelerdeki borcun da ödenmiş olduğunu, bundan müvekkillilerinin sorumlu olmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuksal niteliği itibariyle, 6098 sayılı TBK'nın 596. maddesi uyarınca kefili ödemiş olduğu GKS borcu nedeniyle diğer kefil ile asıl borçluya rücu istemine ilişkindir.
Davacı kefili kredi veren dava dışı banka nezdinde davalı şirketin geciken ödemeleri nedeniyle 24/01/2017 tarihinde 19.581,96 TL mevduat rehin sözleşmesine binaen davalı kredi lehtarı şirketin kredi taksidinin ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı kredi lehtarı şirketin kredi borcunu belirlenen ödeme planınında ön görülen vadelerde ödemediği ihtilafsız olduğuna göre, temerrüde düşeceği ve müteselsil kefillerden her birine bankanın borcu tamamı için başvuracağı aşikardır. Bu nedenle davacının kefalet sorumluluğu kapsamında ödeme yapmasında herhangi bir sözleşme ya da yasaya aykırılık söz konusu değildir.
Davalı kredi lehtarı şirketin onayına gerek kalmaksızın kefalet sözleşmesinin 2.4 ve 2.5 maddeleri ile mevduat rehin sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi alacaklısı bankanın rehin takas ve mahsup hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla, kefilin ödeme yaparken asıl borçlunun onayını aramasına lüzum yoktur.
Diğer yandan davalı asıl borçluya kullandırılan kredi miktarının 610.000,00 TL olduğu, toplam kefalet limitinin ise tüm kefalet sözleşmeleri yani 3 adet GKS kapsamında kefalet limitinin 645.000,00 TL olduğu değerlendirildiğinde yapılan ödemeninde bu kefalet limiti kapsamına girdiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki kefalet sözleşmeleri bir bütün halinde tüm kredi ilişkisini kapsadığı için sözleşmeler yönünden ayrım yapılmasıda imkansızdır zira hiçbir sözleşmenin kefalet limiti tek başına kullandırılan kredinin teminatını karşılamaktan uzaktır. Sonuç olarak tüm GKS'leri kül halinde değerlendirmek zaruridir.
Bilirkişi raporunda davacı vekilin kendi kefaleti kapsamında ödemiş olduğu 19.581,96 TL'lik borcun tümünden davalıların sorumlu olacağı işaret edilmiş ise de, kredi borcunu ödeyen davacı, kefil olarak ödediği kısım nispetinde alacaklının haklarına halef olup, buna göre asıl borçludan yaptığı ödemenin tamamını, diğer kefilden ise payına düşen miktar için rücu hakkına sahiptir. (Yargıtay HGK 01/11/1995 T.
1995/12-746 E, 1995/906 K. Sayılı emsal içtihadı) Aksi kararlaştırılmadıkça kefillerin kendi iç ilişkide birbirlerine karşı sorumlulukları ödedikleri miktarın kefil sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak miktardır. Bu nedenle davacının kefaleten yaptığı ödemeden davalılardan kefil olan kefil Irmak Yağmur Kıral ½ payı ile sorumludur. (Yargıtay 13. HD 01/11/2010 tarihli 2010/7460 E, 2010/14452 K. emsal sayılı içtihadı.
Mahmut Bilgen, Öğreti ve Uygulamada Kefalet ve Yargılama Hukukuna İlişkin Uyuşmazlıklar, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017, s. 515 ) Bu nedenle rapordaki bu kısmına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. Dolayısıyla ödenen borç miktarı kefil sayısına bölünerek davalılardan kefil Irmak Yağmur Kıral'ın sorumluluğu mahkememizce basit matematik hesabı ile aşağıdaki gibi hükümde re'sen belirlenmiştir.
Asıl borçlu ise hiç şüphesiz yukarıda açıklandığı üzere borç miktarının tamamında sorumlu olacaktır.
Hal böyleyken yukarıda açıklanan nedenlere göre diğer kefil yönünden borcun yarısı asıl borçlu yönünden ise borcun tamamına hükmedilerek rücuen tahsil istemine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/145, K. 2018/1015, 17 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama