KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2020
- Esas no
- 2018/918 Esas
- Karar no
- 2020/598
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/10/2018
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında tanzim olunan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca ödenmemiş ve hesabı kat edilmiş kredi borcu nedeniyle davalı asıl borçlu ve kefiller hakkında başlatılan takibe vaki olmuş itirazın iptali ile takibin devamına, asgari %20 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar davaya yanıt vermemiş olup, takibe itirazlarında borcun tamamına yasal süresi içerisinde itirazda bulundukları görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, GKS'den kaynaklanan nakdi ve gayri nakdi kredi borcunun tahsili için başlatıla takibe vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Kural olarak kefillerin gayri nakdi alacak ...leri yönünden depo edilmesi şeklinde sorumluluğuna gidilebilmesi için GKS'de buna dair açık madde hükmü bulunması zorunludur.
(İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2018/1559 Esas, 2020/413 Karar 16/04/2020 tarih, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi 2020/55 esas 2020/209 karar, 22/10/2020 tarihli emsal kararları) kural olarak kefil asıl borçlunun bankaya karşı tüm yükümlülüklerini değil fakat asıl bankanın teminat mektup bedelinin ya da gayri nakdi çek bedelinin tazmini halinde bu bedeli ödemeyi borçlanmaktadır.
Henüz tazmin edilmeyen depo bedelinin depo edilmesinin borçlusu kefil değil lehine teminat verilen esas kredi borçlusudur.
(Reisoğlu Seza: Türk Kefalet Hukuku, Ankara 2013, s.219) Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarihli 2017/11-36 esas 2020/290 karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere; kefil olunan gayri nakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefiller hakkında da uygulanacağının genel muğlak bir ifade ile kabul edilmesinin kefilin de gayri nakdi teminat bedelini depo etme mükellefiyeti altına soktuğunu ileri sürmenin yasa koyucunun kefilleri koruma amacı ile çeliştiğine,
zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubu bedelinin ayrı bir garanti sözleşmesi ile tekeffül etmedikçe iradesinin dar yorumlanması gerektiğine, dolayısıyla müteselsil kefillerin imzaladığı sözleşmede açıkça gayri nakdi nitelikteki da mer'i teminat mektupları yönünden sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmiştir.
Bu nedenle somut olayda sözleşme metninde açık bir hüküm bulunmadığından gayri nakdi alacak ...leri açısından davalı kefiller ... ve ... yönünden davanın reddi gerekmiştir.
Diğer davalı kefil ... açısından ise, sözleşme tarihi itibariyle evli olduğu tespit edilmekle, asıl borçlu şirketin ortağı ya da yöneticisi olduğu anlaşılamadığından, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 584. maddesi gereğince usulüne uygun eş rızası bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın hem nakdi hem de gayri nakdi krediler yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Ticari nakdi kredi yönünden gerek sözleşme hükümleri gerekse de kat ihtarnamesi ve temerrüt durumları dikkate alınarak ana paraya akdi faiz işletilerek bunların toplamları üzerinden yeniden işlemiş temerrüt faizi hesaplanmıştır. Kredi kartı hesabından da aynı şekilde ve esaslara göre hesaplama yapılmıştır. Raporun bu kısmı mahkememizce hukuka uygun ve denetime elverişli görülmüştür. Bu nedenle hükme esas alınmıştır.
Sözleşmenin "Müşterinin Temerrüdü" başlıklı VI. bendinde kararlaştırılan faiz oranına göre temerrüt faizlerinin hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Sözleşme ticari kredi olduğundan TTK'nın 8. maddesi uyarınca faiz oranları serbestçe belirlenecektir. Yani TBK'nın 88 ve 120. maddesindeki kısıtlamalar söz konusu olmayacaktır.
Hal böyleyken asıl borçlu şirket yetkili temsilcileri olan ... ve ...'dan nakdi borçlar yönünden aşağıdaki şekilde gayri nakdi borçlar yönünden ise sadece asıl borçlu şirket sorumlu tutularak aşağıdaki gibi davanın kısmen kabulü gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/918, K. 2020/598, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama