KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Temmuz 2025
- Esas no
- 2025/551 Esas
- Karar no
- 2025/608
- Dava
- Zayi Belgesi Verilmesi
- Dava tarihi
- 25/07/2025
Karar Metni
817 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle. Müvekkili kurum, ... gelişmesine katkıda bulunmak ve başarılı öğrencilere yardım etme amacıyla ... yılında kurulmuş bir vakıf olup hâlen faaliyetine devam ettiğini, kamu yararına çalışan vakıf statüsüne sahip olduğu gibi tüm defter ve belgeleri de usulüne uygun tutulduğunu, ... adresinde faaliyet göstermekte iken 30/04/2024 tarihinde, hem ...
Üniversitesi kampüslerine daha yakın olduğu için hem de kurumun ihtiyaçlarına daha uygun olduğu için ...adresine taşınma esnasında bazı defterler kaybolmuş ancak bu defterler fiilen kullanılmadıkları için kayboldukları fark edilmediğini, kayıtlar dijital ortamda saklanmakta dolayısıyla fiziki defterlere fiilen ihtiyaç duyulmadığını, defterlerdeki kayıtların güncellenmesi için 20/07/2025 tarihinde defterler aranmış ancak hiçbir şekilde bulunamamış, böylece zayi oldukları anlaşıldığını, bilgiler dijital olarak hâlen yerinde kayıtlarda bir eksiklik söz konusu olmayıp yalnızca fiziki defterler kaybolduğunu, Yevmiye Defteri (...
27. Noterliği Yev. No: ..., ...) Defter-i Kebir (... 27. Noterliği Yev. No: ..., ..)Envanter Defteri (... 27. Noterliği Yev. No: ..., ...) kaybolmuş bulunan defterlerin defter zayi olduklarının tespitine karar verilmesini ve tarafımıza zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava; zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,TTK'nun 16/2 maddesi "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." hükmüne amirdir.
TTK 16/2 maddesi uyarınca talep eden kurum tacir sayılamayacağından ve çekişmesiz yargı işinin mahkememizde görülmesine dair yasal dayanak bulunmadığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle talebin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. (Aynı yönde; Ankara BAM, 21. HD., 13/03/2024 tarih, ...E.,...K. sayılı ilamı)
Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle, davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Katip ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/551, K. 2025/608, 29 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama