KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2025
- Esas no
- 2024/12 Esas
- Karar no
- 2025/535
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 05/01/2024
Karar Metni
1.819 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 28.11.2023 tarihinde: müvekkili tarafından trafik sigortalı olan ve davalılardan olay yerini terk eden sürücü idaresindeki ve "... ... ... Ltd.
Şti. nin” maliki olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu; ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini; kazada müvekkili şirkete trafik sigortalı ... plakalı aracı idare eden şahsın kusurlu olduğunu ve olay yerinden firar ettiğini, kaza sonrasında olay yerinden firar edilmesi nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sigortalı davalıya rücu hakkı olduğunu,
kaza neticesinde ... plakalı araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 107.567,00-TL müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini müvekkil şirket tarafından ilgilisine ödenen toplam 107.567,00 TL' nın sigortalıdan halefiyet ilkeleri uyarınca rücuen tahsili için davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü' nün ...E.
Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek; davalı şirketin itirazının iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına ve ayrıca davalı şirket aleyhine %20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı ...'ın kaza yapmış olduğu ... plakalı aracın Ak sigorta üzerinden kasko sigortalı olduğu halde hukuka aykırı olarak '' Kaza yerini terk '' gerekçesi ile kaskolu ... plakalı aracı hasar bedelini ödemeyerek hem de kazada ... plakalı araca verilen hasarın tazminini müvekkilinden istendiğini, davacı ... şirketinin uygulamasının tamamen usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, kaza yerini terk diye bir olayın gerçekleşmediğini, hasar bedelini ödememek için davacı şirket tarafından böyle bir sebep yaratıldığını,
davacı şirket müvekkili firmanın sahibi olduğu ... plakalı aracın hasarını da araç kendi firmaları üzerinden kasko sigortalı olduğu halde ödemediğini, bunun üzerine .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ...
Esas sayılı dava üzerine yapılan yargılamada müvekkili firmanın haklı bulunduğunu ve davanın kabulüne karar verildiğini belirterek; davanın reddine, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile karşı taraf vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi raporu alınmış ve kusur ile gerçek zarara ilişkin tespitler yapılmıştır.
Dava; Haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlık; 28.11.2023 tarihinde, davacı tarafından trafik sigortalı olan ve davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu; ... plakalı araçta hasar meydana geldiği; Kazada davacı şirkete trafik sigortalı ... plakalı aracı idare eden şahsın kusurlu olduğu ve olay yerinden firar ettiği; kaza sonrasında olay yerinden firar edilmesi nedenivle davacı ... sirketinin üçüncü kişilere ödediği bedeli kendi sigortacısı şirketten ve sürücüden rücu talebine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamına göre; 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
Rücu davasında esas olan; sigorta şirketinin ödediği bedelin değil gerçek zararın belirlenerek koşulları mümkünse tazminata hükmedilmesi olacaktır.
Kara yolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Anılan Kanun’un “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85 inci maddesi ise, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması hâlinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır.
Kanun koyucu “Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91 inci maddede, işletenlerin yukarda anılan 85 inci maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Gelinen aşamada zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ilgili hükümlere değinmeden önce genel olarak sigorta sözleşmelerinin anlam ve mahiyetine kısaca değinmek faydalı olacaktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401/1 inci maddesinde sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
Kanundaki bu tanımdan hareketle; sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kara yolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”.
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, kara yollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
Kara yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3. maddesinde de “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” düzenlemesi mevcuttur.
Yine, 2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hâlidir (md. B.4/3-f).
Bu düzenlemeye göre, tazminatı gerektiren olay, sürücünün belirlenen haller dışında olay yerini terk etmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir.
Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı)
Davacı ... ile davalı arasındaki ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişki olup sözleşme ayakta durduğu sürece hüküm ifade eder. Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi gereğince zarar gören üçüncü kişinin zararının ödeyen sigorta şirketi sözleşmenin tarafı olan sigortalıya karşı sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle poliçenin eki niteliğindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde belirtilen şartların varlığı halinde rücu edebilir. Buna göre; sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu hakkının sigortacı tarafından sigorta sözleşmesinin tarafı yani akidi olan sigortalıya karşı ileri sürebileceğinden davacı ..., söz konusu davayı ancak kendisi ile sözleşme yapan kişiye karşı açabilir.
Bu doğrultuda sürücüye husumet yöneltilemez.
Taraflar arasında 03.01.2022 tarihinde düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinde davalı şirketin sigortalı olarak sözleşmenin tarafı olduğu, dava konusu kaza tarihi itibarı ile davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisinin halen devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu talebini ancak sözleşmenin akidi olan davalı sigortalıya yöneltebileceği kabul edilmelidir, (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/7145 esas 2018/702 karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/25340 esas 2022/10157 karar sayılı ilamı)
Sigorta şirketinin sürücüye davayı yöneltebileceğinin kabulünden sonra somut uyuşmazlığa bakıldığında; olay sonrası kaza tespit tutanağının düzenlendiği, sürücü ...'ın imzasının bulunduğu, olay yerini terk ettiğine dair kaydın bulunmadığı, sürücünün ... olduğunun kendisine dava yöneltilmesi suretiyle bir şekilde kabul edildiği, başka bir sürücünün olduğuna ilişkin ispatın davacı ... tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın işleten konumunda bulunan şirket yönünden esastan, sürücü ... yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle husumetten reddine ve de koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/12, K. 2025/535, 8 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama