İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/592 K.2024/149

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2022/592Karar2024/149Tarih7 Mart 2024Okuma11 dk · 2.121 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
7 Mart 2024
Esas no
2022/592 Esas
Karar no
2024/149
Dava
Davalı Banka, Ana Sözleşmede Değişiklik Yapılmasına İlişkin GENEL KURUL KARARI'nın Yoklukla Malul Olduğunun Tespiti Veya Davacı Yönünden Bağlayıcı Olmadığı (hükümsüzlük) Tespiti
Dava tarihi
12/09/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.121 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; terditli olarak açtıkları davada asli ilk taleplerinin ...

Bankası Anonim Şirketi'nin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurulunda kurucu intifa senetlerine ödenen temettülerle ilgili olarak esas sözleşmenin 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin alınan ''ödenmiş sermayenin 250 bin - İkiyüzellibin- Türk liralık bölümü ile sınırlı olarak temettü ödemesi yapılacağı'' yönündeki kararının ''yok hükmünde olduğu ve kesin geçersiz olduğunun tespitine '' karar verilmesini, ilk talep kabul edilmediği takdirde ...

Bankası Anonim Şirketi'nin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurulunda kurucu intifa senetlerine ödenen temettülerle ilgili olarak esas sözleşmemizin 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin alınan ''ödenmiş sermayenin 250 bin - ikiyüzellibin- Türk liralık bölümü ile sınırlı olarak temerrüt ödemesi yapılacağı'' yönündeki kararının butlanla sakat olduğu ve kesin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini, ikinci talep kabul edilmediği takdirde ...

Bankası Anonim Şirketi'nin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurulunda kurucu intifa senetlerine ödenen temettülerle ilgili olarak esas sözleşmenin 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin alınan ''ödenmiş sermayenin 250 bin - ikiyüzellibin- türk liralık bölümü ile sınırlı olarak temettü ödemesi yapılacağı'' yönündeki kararının kurucu hisse senedi sahiplerinden ayrı ayrı kabule ilişkin onayların alınmaması sebebiyle ''taraflarını bağlayıcı olmadığının tespitine '' karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacı tarafından son derece kötü niyetli şekilde ikame edilen işbu haksız dava kanun hilafına ve dürüstlük kuralına aykırı olup, kurucu intifa senedi sahipliği iddiası ile ilgili olan dava dilekçesi ve eklerindeki iddia ve taleplerinin hukuki bir karşılığı bulunmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davada asıl hedeflenen, yalnız daha önce başka mahkemeler nezdinde tek tek reddedilmiş olan haksız taleplerin bir başka kurucu intifa senedi sahipliği iddiasında bulunan tarafından da aynı gerekçeler ve fakat farklı ifadelerle yeninden mahkeme önüne getirilmesinden ibaret olduğunu,

davacıya benzer aslen kurucu sıfatını dahi haiz olmayan sadece kurucu intifa senetlerini sonradan elde ederek kurucu intifa senedi sahipliğini kötüye kullanmak isteyen bir takım kimselerce, müvekkili banka aleyhine daha önce de kar dağıtımına ilişkin ana sözleşme maddesinin ve bu maddeyi düzenleyen 1991 tarihli genel kurul kararının geçersizliği/butlanı/yokluğu ileri sürüldüğünü ve bu taleplerin davacının sahibi olduğu hakkın sınırlarının ve süre yönünden mahkemelerce haklı bir şekilde reddedilmiş olduğundan, bu kez davacının başka bir intifa senedi sahibi,

“bağlayıcı olmamak” gibi genel kurul kararları yönünden TTK’da mevcut bulunmayan sözde bir iddia ile kötü niyetli taleplerinin bir kez daha ileri sürmekte, müvekkili şirketten haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olup, davanın esasının bundan ibaret olduğunu, davacı tarafından, dava tarihinden 31 yılı aşkın süre önce ve bugün için dahi mevzuata uygun olarak alınan genel kurul kararı ile yapılan ana sözleşme değişikliğinin “yokluk/butlanının” veya hukuken bir karşılığı olmayan şekilde kendisi açısından “bağlayıcı olmadığının tespitinin” istenebilmesi söz konusu olamayacağı gibi, davanın salt süre yönünden dahi reddi gerektiğini, kaldı ki,

31 yılı aşkın süre önce alınmış hukuka uygun genel kurul kararı bakımından bugün huzurdaki haksız davayı ikame eden davacının ehliyet sahibi de olmadığını, şöyle ki, bilinildiği üzere kanun bir hususun tescilini öngördüğünü ve bu hususun tescil edildiğini, artık üçüncü kişiler o hususu bilmedikleri iddiasında bulunamayacaklarını, kaldı ki, ana sözleşme hükümlerinin herkes için bağlayıcı olduğundan kurucu intifa senedinin iktisap şekli, türü veya tarihinin de esasa bir etkisi bulunmadığını, tüm bu gerçeklere rağmen huzurdaki davanın açılmasının dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli bir girişim olduğunu,

davacının dava dilekçesinin içeriğinde yer vermiş olduğu tüm sözde tespitler, iddialar, beyan ve yorumlar tümüyle mesnetsiz, hukuka aykırı ve yanıltıcı olup, dilekçe içeriğindeki müvekkili banka aleyhine yönelik iddiaların tümüne itiraz ettiklerini, müvekkili banka ana sözleşmesinin tadil edilmiş mevcut 58inci maddesi geçerli ve yürürlükte bir ana sözleşme hükmü olarak tüm muhatapları yönünden bağlayıcı olduğunu, müvekkili bankanın kurucu intifa senedi nemalandırmaları ve hisse senedi kar payı dağıtımları ana sözleşmenin 58inci maddesine uygun olarak yapılmakta olduğunu,

1991 yılında müvekkili banka ana sözleşmesinin 58. maddesinde yapılan söz konusu değişiklik hem 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ve hem de 6102 sayılı türk ticaret kanunu hükümlerine hem de o dönemin ve de günümüzün yargı içtihatlarına uygun olduğunu, 1991 tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı kanun döneminde ne de halen yürürlükte bulunan 6102 sayılı kanun döneminde;

kurucu intifa senetlerine ödenecek karların ana sözleşme değişikliği yapılarak bir sermaye tutarı ile sınırlanamayacağı yönünde (değil emredici) hiç bir düzenleme bulunmadığını, buna göre emredici hiç bir kurala aykırı olmayan (döneminin mevzuatına da uygun olan) bir genel kurul kararının yokluk/butlanı veya bağlayıcı olmadığının tespitinin talep edilmesinin hukuken anlaşılabilir hiç bir yanı olmadığından,

bu iddiaların dinlenirliği ve kabul edilebilirliğinin hiç bir şekilde mümkün olmadığını, yani kuruluş sermayesinin, kurucu intifa senedi ihraç edildiğinin, bu senedin de kurucu tarafından edinilerek görece sözleşme oluşsa dahi, irade beyanlarının eşleştiği /tamamlandığı koşullardan 250.000 kez daha fazla olarak davacıyı nemalandırılmakta olduğunu, davacının alacak hakkının kısıtlanmadığını, 250.000 kat daha fazla kar payı elde ettiğini, müvekkili bankanın 1991 yılındaki ana sözleşme değişikliği ne o dönemde yürürlükte olan ne de günümüz mevzuatına aykırı olmadığı gibi kanun koyucu iradesine ve yargı içtihatlarına da uygun olduğunu,

huzurdaki davanın, davacı tarafından, dürüstlük kuralına aykırı olarak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ileri sürüldüğünden; bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davacı yanca kötü niyetli ve mesnetsiz olarak ve fakat iddialarına dayanak teşkil etmek gayesiyle ....’ün vasiyetinin müvekkili banka tarafından ihlal edildiği dahi ileri sürülmüş ise de bu iddiaların da hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, ister ... mülkiyetinde olsun ister üçüncü kişiler,

idari otorite denetiminde kamuya açık iş ve işlemlerini yürüten müvekkili banka nezdindeki tüm intifa ve pay senetleri türleri eşit muameleye tabi tutulmak suretiyle nemalandırılmakta olduğunu, müvekkili bankanın hem 5411 sayılı bankacılık kanunu hem de 6362 sayılı sermaye piyasası kanunu'na ve bu kanunlarla kurulu idari otoriteler denetiminde, iş ve işlemlerini kamu aydınlatma platformunda zaten ilan ederek yürütmekte olduğunu, davacının kurucu intifa senedi sahipleri ile müvekkili banka arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna ilişkin açıklamaların da gerçeği yansıtmadığını,

haksız olarak ikame edilen davanın öncelikle dilekçede usule ilişkin öne sürdükleri zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazları dahil olmak üzere haklı itiraz ve defileri kapsamında usulden reddine, süre ve ehliyete ilişkin itirazları başta olmak üzere işbu dilekçenin “63” numaralı paragrafında da beyan ettikleri haklı defi ve itirazları kapsamında işbu davanın usulden ve esastan reddine, davacının 31.05.1991 tarihli ana sözleşme değişikliğinin butlanına/yokluğuna ilişkin haksız taleplerinin usulden ve esastan reddine, hiç bir emredici hükme ve kanun düzenlemesine aykırı olmayan,

tam tersine tümüyle hukuka uygun olan 1991 yılında gerçekleştirilen ana sözleşme değişikliğinin "bağlayıcı olmadığının tespiti" talebinin usul ve ticaret hukuku kapsamında bir karşılığı bulunmadığından usulden ve esastan reddine, netice olarak dava konusu hiçbir hukuki karşılığı bulunmayan hukuka aykırı tüm taleplerin reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.nin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan işbu dava, davalı bankanın ana sözleşmede değişiklik yapılmasına ilişkin Genel Kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti veya davacı yönünden bağlayıcı olmadığı (hükümsüzlük) tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizce dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup;

a-Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle.

"TTK ve TTK düzenlemeleri, TTK tasarısı hükümleri ve TBMM'nde yapılan görüşmeler sırasında verilen Önerge neticesinde yasalaşan hüküm metni, değişiklik önergesine ilişkin gerekçe, eTTK ve TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde verilen Yargıtay kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim şirket arasında sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmenin hüküm ve sonuçlarının kurucu intifa senetlerinin çıkarıldığı dönemde geçerli olan ana sözleşme ile belirlendiği,

ana sözleşme hükümlerinde sonradan yapılacak değişiklikle şirket sermayesinin arttırılması durumunda ise, kurucu intifa senedinin çıkarıldığı dönemdeki sermaye üzerinden mi yoksa arttırılan sermaye üzerinden mi kar payı ödeneceğine karar verme yetkisinin şirket tüzel kişiliğinde olduğu, bu hususta alınan kararların kurucu intifa senedi sahiplerinin haklarının kaldırılması ve sınırlandırılması niteliğinde olmadığı" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.

b-Bilirkişiler ... , ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle; "eTTK ve TTK düzenlemeleri, TTK tasarısı hükümleri ve TBMM'nde yapılan görüşmeler sırasında verilen Önerge neticesinde yasalaşan hüküm metni, değişiklik önergesine ilişkin gerekçe, eTTK ve TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde verilen Yargıtay kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim şirket arasında sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmenin hüküm ve sonuçlarının kurucu intifa kurucu intifa senet sahiplerinin haklarının kaldırılması ve sınırlandırılması niteliğinde olmadığı yönündeki kanaatimizde herhangi bir değişiklik olmamış; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede;

Kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişki ortaksal değil, sözleşmesel nitelikte bir ilişkidir. Diğer bir deyişle, anonim ortaklıkta kurucu intifa senedi sahipliği ile pay sahipliği sıfatları tamamen farklı iki kurumdur.

Dolayısıyla sözleşmesel bir ilişkinin, kural olarak taraflardan birinin, tek yanlı beyanı ile ortadan kaldırılması mümkün olmadığı için, kurucu intifa senedi sahiplerinin onayı olmaksızın anonim ortaklığın ortaksal bir işlemi ile kurucu intifa senetlerini ortadan kaldırması, itfa etmesi veya sınırlaması mümkün değildir. Zira, kurucu intifa senedi sahipleri tamamıyla anonim ortaklığın dışında, anonim ortaklığa göre üçüncü kişi konumundadır.

TTK madde 502 atfıyla intifa senedi sahiplerine TTK madde 348 hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu maddeye göre intifa senedi sahiplerine yapılacak ödemeler, dağıtılabilir kardan kanunda öngörülen yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri olarak yapılabilir.

İntifa senedinin pay sahiplerinin kardan pay alma hakkını kısıtlaması söz konusu olabilir. Bu kısıtlama ikinci kâr payı dağıtımı için söz konusu olur çünkü intifa senedi sahiplerinin, sermayede payları olmadığı için ödenmiş sermayenin %5'i oranında pay sahiplerine ödenecek birinci kâr payı üzerinde hakları yoktur. Bu nedenle esas sözleşmede veya intifa senedi çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararında intifa senedi sahiplerinin ikinci dağıtımda hangi oranı alacakları belirlenmelidir. İntifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki sözleşmede bunların kârdan yararlanma oranı serbestçe kararlaştırılabilir.

İntifa senetleri; pay senetlerinden farklı olarak sahiplerine pay sahipliği hakları vermeyen, sadece net kara, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakkı tanıyan menkul kıymetlerdir. İntifa senedi sahipleri, sadece bu senetlere sahip olmaları nedeniyle ortaklık sıfatı kazanamaz ve intifa senedinin kendilerine tanıdığı haklar dışındaki pay sahipliği haklarından yararlanamazlar. İntifa senetlerinin çıkarılabileceği haller kanunda sınırlı sayıda sayılmakla beraber birleşme ve devralma ile halka arz işlemlerine yönelik özel düzenlemeler öngörülmüştür. Anonim şirketlerde intifa senedi çıkarılması gereken durumlarda pay sahiplerinin haklarının da gözetilerek detaylı düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davacı kurucu intifa senedi sahibi olduğpunu belirterek davalı banka aleyhine açtığı işbu davada, 31.05.1991 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda alınan kurucu intifa senetleri için temettü alacağına ilişkin ana sözleşmede yapılan (Ana Sözleşmenin 58. Maddesi ) değişikliğin yoklukla kesin hükümsüz olduğunun tespiti veya kabul edilmediğinde davacı yönünden bağlayıcı olmadığını tespitini talep ettiği tartışmazdır.

Mahkememizce, dosya kendilerine tevdii edilen bilirkişi heyeti tarafından alınan rapor raporda tespit edilen hususlar dikkate alınarak, özellikle yerleşik Yargıtay kararları bir bütün olarak değerlendirilerek, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim şirket arasında sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmenin hüküm ve sonuçlarının kurucu intifa kurucu intifa senet sahiplerinin haklarının kaldırılması ve sınırlandırılması niteliğinde olmadığı tespit edilmiş olmakla, davacının , davalı banka aleyhine açtığı davada.

31.05.1991 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda alınan kurucu intifa senetleri için temettü alacağına ilişkin ana sözleşmede yapılan (Ana Sözleşmenin 58. Maddesi ) değişikliğin yoklukla kesin hükümsüz olduğunun tespiti veya kabul edilmediğinde davacı yönünden bağlayıcı olmadığına ilişkin davanın, alınan kararın yasa , ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ispat edilemediğinden subuta ermeyen davanın REDDİNE karar vermek sonucuna varılmıştır

Ayrıca iptali istenilen Genel Kurul Kararı 1991 tarihli olup, aradan yaklaşık 20-25 yıl gibi bir süre geçtikten sonra açılmış işbu davanın, Türk Medeni Kanunu 2. Md. Düzenlenmiş olan İyi Niyet kuralları ile bağdaşmayacağı açık olup, bu yönü ile de hukuken bir hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, mahkememizce benimsenmiştir. Bu nedenlerle, davacının açtığı davanın, reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının , davalı banka aleyhine açtığı davada; 31.05.1991 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda alınan kurucu intifa senetleri için temettü alacağına ilişkin ana sözleşmede yapılan (Ana Sözleşmenin 58. Maddesi ) değişikliğin yoklukla kesin hükümsüz olduğunun tespiti veya kabul edilmediğinde davacı yönünden bağlayıcı olmadığına ilişkin davanın,

Alınan kararın yasa , ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ispat edilemediğinden subuta ermeyen davanın REDDİNE,

2-Alınması gereken 427,60 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNE'YE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

5-Davalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine YEROLMADIĞINA,

6- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,

7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,

Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

Başkan · ¸e-imzalıdır · Üye · ¸e-imzalıdır · Üye · ¸e-imzalıdır · Katip · ¸e-imzalıdır

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/592, K. 2024/149, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/592
Karar No
2024/149
Tarih
7 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/592 K.2024/124
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/592 K.2024/276
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/595 K.2024/216
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/596 K.2024/202
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/596 K.2024/180
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/598 K.2024/199

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.