KÜNYE
T.C. İstanbul 17. Asliye Ticaretmahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2025
- Esas no
- 2014/678 Esas
- Karar no
- 2025/218
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 28/01/2009
Karar Metni
1.556 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait olup Türkiye limanları ile İtalya “nın Treste limanı arasında ... taşımacılığı yapan ... gemisi 02.02.2008 tarihinde Pendik limanından İtalya'nın Trieste limanına seyir halinde iken 06.02.2008 tarihinde Adriyatik denizinde içinde bulunan müvekkili şirketlere ait ... plakalı dorseleri ile dorselerde bulunan yükler, gemide bulunan muhtelif şirketlere ait çekici ve dorseler ile birlikte gemide çıkan yangın sonucu tamamen yandığını ve zayi olduğunu,
olay sonrasında gemi mürettebatı ve araç sürücüleri gemiyi terk etmeye muvaffak olduğunu ve gemiden yapılan çağrı üzerine o bölgede bulunan ve seyir halinde olan ... ... adlı Yunanistan bandıralı feribot tarafından kurtarıldığını, gerek Venedik Limanı Sahil Güvenlik Birimi tarafından toplanan belgeler ve gerekse geminin çekilerek getirildiği Treste Liman makamlarının derlediği belgeler ve bilgiler gemide yanan müvekkiline araç ve yüklerin zayiinden tamamen gemi ve gemi sahibinin sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, yangın gemideki yangın söndürme sistemlerinin çalışmaması,
devreye girmemesi ve gemi adamlarının bilgisizliğinden meydana geldiği sonucunu ortaya çıkardığını, bu durumda gemi armatörünün gemiyi sefere kalkışta, sefere hazır hale getiremediği ve bu şekilde geminin taşıdığı yükler ile birlikte tahrip olmasına neden olduğu bununda gemi armatörünün ağır kusurundan doğduğu,
bu kusur ve sorumluluğun gemi mürettabatı ile yolcuların ve kamyon sürücülerinin hayatlarının riske atılmasına ve yaralanmalara sebebiyet vermiş olmasıyla da bu ihmal ve kusur daha da ağırlaştığını, müvekkili şirkete ait araçlar kasko sigortalı olduğundan, araçların yanması nedeni ile doğan zarar kasko şirketinden tahsil edilmiş olduğundan işbu dava ile yangın sonucunda gemide bulunan araçların yanması nedeni ile müvekkili şirketin araçlarının çalışmamış olmasından doğan günlük 100 Euro hesabı ile 10 aylık 30.000 x 2 = 60.000 Euro Navlun ve kar kaybı,
4.000 Euro araçlarda bulunan yakıt ve ekipmanlar (2 Araç için ) olmak üzere toplam yük hariç davalıdan tahsili istenilen 64.000 Euro bir kaybı/ zararı bulunduğunu beyanla davanın haklılığının tespiti ile bu deniz sergüzeşti sonucu doğan zararlarının davalıdan tahsili ile dava tarihinden itibaren alacağımıza ticari faiz uygulanmasına ve mahkeme masrafları ile avukatlık ücretlerinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili ... ... İşletmeleri A.
Ş.'ne ait “...” isimli ... gemisi, Pendik (İstanbul-Türkiye) / Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde Pendik Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangın 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili donatanın, davacı şirkete ait araç dahil tüm araçların yükleri ile birlikte yanmasından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu,
Venedik Sahil Koruma tarafından teknik bir inceleme yapılmaksızın düzenlenmiş raporun dikkate alınması ve bu rapora dayanılarak bir sonuca varılması mümkün olmadığını, yangın pompalarının çalışmamasının sebebi, bu pompaların sefer başlangıcında arızalı olması olmadığını, bu nedenle de geminin başlangıçta elverişsiz olduğundan söz edilemeyeceğini, geminin yangın söndürme sisteminin çalışmadığı,
dolayısıyla geminin başlangıçta elverişsiz olduğu iddiasının tamamen asılsız olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda müvekkili şirketin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanacağını, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2. maddesi uyarınca iddia edilen 64.000.- Euro zarar dahil dâhil gemide bulunan tüm yük ve araçların yanarak zayi olmasından kaynaklanan tazminat alacaklarının tamamı sınırlamaya tabi olduğunu,
Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcu 3.907.800.- Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı ÖÇH / Special Drawing Rights - SDR) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırı, 1 SDR = 1.8761 YTL (06.02.2008 tarihli kur), 3.907.800.= SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu beyanla davanın reddine,
TTK 1062/2 deki savunmalarının kabul görmemesi halinde ( kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; davalının maliki/donatanı olduğu ... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı şirkete ait ... plakalı araçların zayii olması nedeniyle, araç bedellerinin kasko sigortacısından tahsil edildiği tarihe kadar davacının araçları işletememesinden kaynaklanan kar kaybı zararı, tahsil edilemeyen navlun ücreti ile söz konusu araçlarda bulunan yakıt ve ekipman bedelinin davalı donatandan tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacı taraf, geminin yangına karşı koyma da teknik donanımı ile gemi adamlarının Ulusal ve Uluslararası kuralları gereğince alması gereken eğitim ve yeterlilikleri açısından denize, yola ve yüke elverişli olmadığından bahisle, davalı donatanın zarardan sorumlu olması gerektiğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise, donatanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından doğan zarardan sorumsuz olduğunu, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanmak için geminin teknik ve idari bakımdan sahip olması gereken tüm belgelerinin mevcut olduğu, gemi adamlarınında gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduklarından donatanın sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.
Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) ... Ticaret Mahkemesinin ... Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bu aşamadan sonra ...Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu,
gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği,
bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih ... sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan,
kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Böylelikle, bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son Bozma İlamı ile, eldeki dosyaya konu olan ... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararların tahsili için davalı donatan hakkında açılan iş bu davanın anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2- Peşin alınan 1.814,40 TL harçtan, karar harcı olan 615,40 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 1.199,00 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi gereğince tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/04/2025
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/678, K. 2025/218, 11 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama