KÜNYE
T.C. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Karar tarihi
- 24 Mart 2022
- Esas no
- 2019/21
- Karar no
- 2022/143
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 25/07/2012
Karar Metni
1.667 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin davalı şirket nezdinde ve davalının işletmecisi olduğu gemilerde 15/08/2005-13/09/2009 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, haklı bir neden olmaksızın ve tazminatı ödenmeden iş akdinin feshedildiğini, davacının "..." pozisyonunda çalıştığını, seferlerin 6 ay ile 1 yıl sürdüğünü, gemilerin seferlerini tamamladıklarında verdikleri hizmet belgelerini ibraz ettiklerini, aylık net ücretinin 2.200 USD olduğunu, yemek ve yol parasının ücret unsurları olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatının buna göre hesaplanmasını, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediği gibi, fazla çalışma ücreti hafta tatili,
genel tatil ücretleri ile yıllık ücretli izin hakkının ödenmediğini, asgari geçim indirimin de işverenin uhdesinde kaldığını ve kendisine ödenmediğini belirterek ödenmeyen toplam 42.528,13 TL'nin en yüksek mevduat faizi, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Pasif husumet itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak da davacının 12/02/2006 tarihinde "... " gemisinden, 15/10/2006 tarihinde ise "... " gemisinden ilişiğinin kesilerek ayrıldığından bu iki iş sözleşmesine ilişkin talebinin zamaaşımına uğradığını, müvekkilinin faaliyetinin donatan şirketlere ait gemilerde çalışmak üzere Türk gemi adamları bulmak ve söz konusu gemi adamları ile donatan şirket ad ve hesabına sözleşme akdetmekten ibaret olduğunu, davacının ücretinin aylık 2.125 USD olduğunu savunarak davanın görev, yetki, husumet ve zamanaşımı ve diğer itirazları doğrultusunda reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... İş Mahkemesi'nin 2012/... E. 2013/... K.sayılı dosyası bozularak, ... Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/... E.numarasını almıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2015 tarih, 2015/... E. 2015/ ... K.sayılı kararları doğrultusunda dosya görevsizlikle mahkememize gelmiş olup, mahkememizde 2015/... E.numarasını almıştır.
Mahkememizden verilen 12/10/2015 tarih ve 2015/... Esas, 2015/... Karar sayılı kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 08/10/2018 tarih ve 2016/... Esas 2018/... Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 08/10/2018 tarih ve 2016/... Esas 2018/... Karar sayılı bozma ilamında.
Uyuşmazlığın yabancı bayraklı gemide iş akdiyle çalışan gemi adamının işçilik alacaklarının belirlenmesinde hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı noktasında toplandığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının işçilik alacakları Deniz İş Kanunu hükümleri doğrultusunda belirlenmiş ise de 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 1. maddesine göre denizlerde göllerde ve akarsularda Türk bayrağını taşıyan yüz veya daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akdi ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında bu kanunun uygulandığını,
Deniz İş Kanunu kapsamında olmanın ön koşulunun hizmet akdi ile çalışılan geminin Türk bayrağı taşıması olduğunu, Anılan Kanun'un 46. maddesine göre “Bu kanun (Deniz İş Kanunu) kapsamına giren gemi adamlarıyla bunların işveren veya işveren vekilleri arasında bu kanundan veya hizmet akdinden doğan davalar hakkında, 5521 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Davacının yabancı bayraklı gemide çalıştığı gözetildiğinde, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında işçilik alacaklarının belirlenmesinde, Deniz İş Kanunu'nun uygulanmasının doğru olmayıp davacının işçilik alacaklarının belirlenmesinde 6098 Sayılı TBK.’nun veya (818 sayılı Borçlar Kanunu) uygulanacağını, O halde mahkemece, 6098 Sayılı TBK.’nun veya (818 sayılı Borçlar Kanunu)hükümleri dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimene elverişli olacak şekilde rapor hazırlanması sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece,
açıklanan hususlar göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiği anlaşılmıştır.
Dava, davacının iş akdinin haklı bir sebep olmaksızın feshi nedeniyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline yöneliktir.
14/06/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ... sözleşmesine atıfta bulunulduğundan, dava konusu alacaklar hakkında ... (...) tarafından iletilen sözleşme ve maaş skalaların ve diğer belgelerin incelenmesinde; aylık ücretin 40 saat karşılığı normal çalışma (taban) ücretini ve 103 saat fazla mesai karşılığı %25 zamlı fazla mesai ücretini kapsadığı düzenlemesinin mevcut olduğunu, buna göre önceki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının haftada 48 saat çalışması kabul edildiğinde;
sözleşmedeki haftalık 44 saat ile farkın 4 saat olup 4 haftada 4 X4 =16 saat ve bunun dışında hafta tatillerinde çalışma karşılığı olmaksızın hak kazanılan bir ücret ile çalışma karşılığı hak kazanılan bir günlük ücret esası ile 1 hafta tatili için 8 saat+ 8 saat =16 saat x 4 hafta = 64 saat aylık toplamı 64 + 16= 80 saat olup, garanti edilmiş 103 saat fazla mesai ücretini aşmadığından davacının fazla mesai ile hafta tatili ücreti talep hakkı olamayacağı görüşüyle bir hesaplama yapılmayacağını, tanık beyanları doğrultusunda asgari donatım ile çalışan gemide davacının genel tatil günlerinde de çalıştığı kabul edildiğinde,
her bir genel tatil günü 8 saat esası ile genel tatillerde çalışma ücreti hesap edileceğini, davalının süresinde zamanaşımı defi nedeniyle 25.07.2012 sonrası dönem ile sınırlı olarak çalışılan genel tatil gün sayısının 2007'de 3, 2008'de 5 ve 2009'da 5 gün olup, karşılığının toplam 1.176,12 TL olduğunu, ... (...) sözleşmesinde her bir tam ay için 7 günlük yıllık izin düzenlendiğini, ancak aylık ücrete bunun karşılığı ücretin de eklendiğini, buna göre aylık ödeme toplamının yıllık izin ücretini de içerdiğinin görüldüğünü,
İş Kanunu ve Deniz İş Kanunundaki esaslara göre yıllık izin ücretinin aylık ücrete ilave edilerek her ay kısmen ödenmesi geçersiz ise de, davacının yasal açıdan yıllık izin ücreti hakkı olmadığından, nisbilik ilkesi gereği ... (...) sözleşmesindeki ölçütlerde buna hak kazanacağını, buna göre davacının iddiasının ücret düzeyi aslında çıplak aylık ücreti değil, çıplak ücret dışında yıllık izin karşılığı ve garanti edilmiş fazla mesai süreleri karşılığı ücretleri de kapsadığını, başka deyişle ... (...) sözleşmesinde de bu iki hakkın çıplak ücret dışında adeta ücret eki olarak aylık ödendiğinin görüldüğünü,
bu nedenle yukarıda genel tatil ücreti ... (...) tarafından iletilen skalalardaki saat ücreti üzerinden hesaplama yapılmış olup arz edilen nedenlerle yıllık izin ücreti hesaplanmayacağını, ... (...) sözleşmesinde aynı şekilde kıdem tazminatına da yer verildiğini ancak bunun da aylık ücrete ilave edilmediğinin görüldüğünü, sunulan ... (...) sözleşmesinde (sayfa 18 madde 3 7/c) kıdem tazminatı için “tavandan az olmamak üzere” ifadesi olduğundan tavan sınırı gözetilmeden, ... (...) skalasına göre (2008-2011 yılları) davacının aylık kazancının 1.857,00 Dolar olup fesih tarihi itibariyle kurun 1,5031 üzerinden karşılığının 2.791,26 TL olup,
bu SGK priminin de dikkate alınmaksızın (yabancı bayraklı gemide çalışanlar sigortalı değildir) sadece gelir ve damga vergisi dikkate alınarak brütleştirildiğinde 3.314 TL ve yemek karşılığı 18 TLX 30 gün= 540 TL ilavesi ile 3,854 TL/ay giydirilmiş brüt ücret esas alınarak davacının talep edebileceği kıdem tazminatı alacağının net 17.515,25 TL olduğunu beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının işleteni olduğu gemide çalıştığı ve davacı tarafından talep edilebilecek tazminat ve diğer ücretleri, Yargıtay bozma ilamının işaret ettiği şekilde, dosyada mevcut ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Bilirkişinin raporunda belirttiği şekilde, davacının iş akitlerinde atıfta bulunulan ITF Toplu Sözleşme evrakları dosyaya celp edilmiş olup, bu doğrultuda bilirkişi tarafından hesaplama yapılmıştır. Her ne kadar davalı vekilince, davacını iş sözleşmelerinde ITF Toplu Sözleşmesi değil TCC Sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak itiraz edilmişse de, dosyaya sunulan iş sözleşmeleri incelendiğinde açıkça ITF'e atıfta bulunulduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
Celp edilen toplu sözleşme hükümleri doğrultusunda, bilirkişi tarafından davacının aylık ücretine, yıllık izin ücretinin de dahil olduğu açıklandığından mahkemece de bu husus kabul edilerek davacının yıllık izin ücreti talebinin yerinde olmadığına karar verilmiştir. Aynı şekilde dosyaya celp edilen toplu sözleşmeye göre, davacının çalışmasının 103 saat fazla mesai ücretini aşmadığı anlaşıldığından bu talebi bakımından da mahkemece talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin 2015/325 Esas, 2015/393 Karar sayılı kararı ile davacı lehine ihbar tazminatına hükmedilmediği bu talebin reddolunduğu, davacı vekilince bu konuda temyiz isteminde bulunulmadığı dikkate alınarak İhbar tazminatı bakımından karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin AGI talebi bakımından, ücretinden Gelir Vergisi kesilen her işçinin 01.10.2008 tarihinden itibaren AGİ'den yararlanma hakkı bulunduğu, Gelir Vergisinden muafiyet konusunda Türk Bayraklı çalışanlar bakımından bir istisna söz konusu olup Türk Bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarına ödenen ücretlerden Gelir Vergisi kesilmediğinden Asgari Geçim İndirimi talep hakları yok ise de, dava konusu olayda davacının yabancı bayraklı gemilerde çalışması nedeniyle Gelir Vergisi muafiyeti kapsamında olmadığından kendisine ödenen ücretlerin Gelir Vergisine tabi olması nedeniyle AGİ talep hakkı olduğu görüşü bilirkişi tarafından açıklanmış olup, mahkemece bu kapsamda belirlenen bedel bakamından talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin Kıdem Tazminatı talebi bakımından; esasen TBK kıdem tazminatına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, davacı iş sözleşmesinde atıfta bulunulan ve dosyaya celp edilen toplu sözleşme 37/c maddesi gereğince davacının kıdem tazminatı talep edebileceği kabul edilerek bilirkişi tarafından hesap edilen tutar bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin genel tatil ücreti talebi bakımından; bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, dosya kapsamındaki tanık beyanları doğrultusunda davacının genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek bilirkişi tarafından yapılan hesaplamadan mahkememiz önceki kararı doğrultusunda davacı temyizi olmadığı gözetilerek 1/3 oranında yapılan hakkaniyet indirimi neticesinde belirlenen tutar bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkememizin önceki kararı ile kararın yalnızca davalı vekilince temyiz edildiği hususları ile dosya kapsamında Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporundaki tespitler bir arada değerlendirilerek aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸ e-imzalıdır Hakim ... · ¸ e-imzalıdır
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/21, K. 2022/143, 24 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama