KÜNYE
T.C. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2021
- Esas no
- 2019/423 Esas
- Karar no
- 2021/395
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 24/12/2019
Karar Metni
1.807 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Görev yönünden beyanda bulunarak müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı ticaret şirketinin uğramış olduğu zararın karşılanması sonucunda onun yerini almasından kaynaklandığını, her iki ticari şirketin işletmesini ilgilendiren husus olması, kiracılık ilişkisinden ve sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle davanın mahkememizde görülmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı ...
Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından ... nolu faturalar kapsamında Romanya'dan Gebze'de yer alan fabrikaya gerçekleştirilen taşıma esnasında hasara uğrayan emtianın zarar görmesinden kaynaklı ortaya çıkan zararın müvekkili sigorta şirketi tarafından ödendiğini, yapılan ödeme sonrasında rücuen tahsili amacıyla ....
İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itirazda bulunulduğunu, davalı tarafından itiraz edilmiş ise de söz konusu itiraz taraflarına tebliğ edilmemiş ancak itirazdan 28/08/2019 tarihinde haberdar olduklarını, bu nedenle itirazın iptali davası için süre tebliğ ile başlayacağı açık olmakla dava açılması için bir yıllık sürenin henüz geçmediğini, takibe konu alacağın sigorta sözleşmesinden kaynaklı dava olması nedeniyle zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, ancak ...
Arabuluculuk Bürosu'nun 2019/... Büro ve 2019/... sayılı dosya ile arabuluculuk görüşmeleri 27/09/2019 tarihinde olumsuz sonuçlandığını, davalının icra müdürlüğü dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili firmanın yıllardır taşımacılık ve lojistik hizmeti vermekte olan köklü ve tecrübeli bir firma olduğunu, Türkiye'de yerel ve uluslararası taşımacılık alanlarında da faaliyet gösteren müvekkilinin, ürünlerini taşıdığı dava dışı ... San. ve Tic.
A.Ş.'nin nakliye işlemi sırasında oluşan zarardan davacı tarafça sorumlu tutulmuş ve bu nedenle işbu davanın ikame edildiğini, ancak müvekkili şirketin oluşan zararda herhangi bir kusuru bulunmaması nedeniyle davanın öncelikle usulden nihai olarak da esastan reddedilmesi gerektiğini, Usule ilişkin beyanda bulunarak davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, Ticaret Sicil Gazetesinden anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davanın ikame edildiği tarihteki ticari merkezinin ... olduğunu, bu nedenle ...
Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacı tarafından sigortasına ödemiş olduğu bedele binaen rücu etmesi gereken tarafın müvekkili olmadığını, davacı tarafından nakliyat ekspertiz raporu kapsamında oluştuğunu iddia ettiği hasarların müvekkili şirketin fiilen taşımayı gerçekleştirmediği bir nakliye işlemi sırasında gerçekleşmiş olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu nakliyede sadece aracı konumunda olduğunu, bu kapsamda husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
esasa ilişkin beyanda bulunarak davacı sigorta şirketinin müvekkili şirkete hiçbir ihtar ve benzeri bir bildirimde bulunmaksızın dava dışı üçüncü kişi ... San. ve Tic.
A Ş. 'nin mallarının zarar gördüğünü ve bu zararın davacı tarafça karşılandığını ileri sürdüğünü, bununla birlikte gerçekten bir zararın bulunup bulunmadığını, zarar mevcut ise kimin kusurundan kaynaklandığı ve zarar tutarının ne olduğunun belli olmadığını, davacı tarafça müvekkiline 10/07/2017 tarihli iki adet yazı gönderildiğini, hiçbir dayanak ve belge ibraz etmeksizin kendilerine ödeme yapılmasının talep edildiğini, bu yazıda, icra takibinde, arabuluculuk başvurusunda ve nihai olarak davada da alacağının dayanağını oluşturan hiçbir somut delil sunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle. Gerek 31.03.2017 tarihli gerekse 11.04.2017 tarihli taşımalarda dava konusu hasarın davalının sorumluluk süresi içinde ve sorumlu olduğu bir sebeple meydana gelmediğini, 31.03.2017 tarihli ilk taşımaya ilişkin hasar miktarının 1659,77 TL (419,06 Euro x 3,96070 TL/Eur).
11.04.2017 tarihli ikinci taşımaya ilişkin hasar miktarının 3461,97 TL (888,62 Euro x 3,89590 TL/Eur) olduğu; buna göre her 2 taşıma için toplam hasar miktarı: 1659,77 TL + 3461,97 TL -5121,74 TL olacağını, dosyada davacı sigorta şirketinin zararı tazmin ettiğine dair belge ve/veya dekont tarafımızca tespit edilememiş olunması sebeiyle halefıyet için arana ikinci şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin teyit edilemediğini, buna bağlı olarak,
söz konusu hususun ispatı ihtimalinde huzurdaki davada TTK m. 1472 uyarınca davacı sigortacının halefıyet hakkının doğduğu ve dolayısıyla, aktif husumet ehliyetine sahip olduğu söylenebilecekken, aksi halde ise davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varmak gerekeceğini, dosya münderecatından hareketle, davalı ...
A.Ş.'nin taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetinin mevcudiyetini tespit mümkün olmadığı; dolayısıyla davalının huzurdaki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten kaynaklandığının ispat edilememiş olunması gerekçesi ile, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı tespitimizden bağımsız olarak ayrıca davaya konu zarar sebebiyle işbu navlun sözleşmesinin taşıyanının da sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş olup, dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan alınan bilirkişi raporu karara esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.
6100 sayılı HMK'ya göre dava şartlarından biri olan tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı öncelikli olarak irdelendiğinde; dava halefiyete müsteniden açılmıştır. Davacı sigorta şirketinin halef sıfatını kazanabilmesi için bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve dava dışı sigortalının talepte bulunabileceği zararın ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir.
Dava halefiyete müsteniden açılmıştır. Dolayısıyla davacı sigorta şirketinin halef sıfatını ve buna bağlı olarak aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve dava dışı sigortalının talepte bulunabileceği zararın ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir.
Bu bağlamda ilk koşul bakımından yapılan değerlendirmede, dosya içeriğinde yer alan poliçe örnekleri ile de sabit olduğu gibi davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına 07.04.2017 tarihinde tanzim edilen ... no.lu Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi ve 18.04.2017 tarihinde tanzim edilen ... no.lu Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi ile nakliyat rizikolarına karşı sigorta sözleşmenin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, dosyada davacı sigorta şirketinin zararı tazmin ettiğine dair belge ve/veya dekont sunulmamıştır. Ancak davacı taraf bilirkişi raporuna beyanda bulunurken ödeme dekontunu dosyaya ibraz etmiştir. Şu halde huzurdaki davada TTK m. 1472 uyarınca davacı sigortacının halefıyet hakkının doğduğu ve buna bağlı olarak, aktif husumet ehliyetine sahip olduğu anlaşılmıştır.
Davalının pasif husumet ehliyetine sahip olup olmadığını tespit, esasında dava konusu taşıma sebebiyle taşıyan sıfatını haiz olup olmadığına bağlıdır.
Bu bağlamda genel olarak ifade etmek gerekirse; bir tarafın (taşıyan) deniz yolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunduğu; diğer tarafın (taşıtan) ise ücret (navlun) ödeme borcu altına girdiği sözleşme olan navlun sözleşmesinde, taşıma taahhüdünü üzerine alan kişi taşıyandır ve taşıyanın sıfatını tayinde dikkate alınan en önemli belge ise konşimentodur.
Nitekim TTK m. 1238 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır. Bu bağlamda dosyada mevcut konişmentolar incelendiğinde konişmentonun davalı ... AŞ. tarafından veya onun adına imzalandığını söylemek mümkün değildir. Zira söz konusu konişmentolarda davalı alıcı/gönderilen olarak görülmektedir. Dolayısıyla davalı ...
A.Ş.'nin konşimentodan hareketle taşıyan sıfatını haiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak konişmento da taşıyan sıfatını tespite yönelik yegane belge değildir. O halde davalı ... A.Ş.'nin taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetinin varlığını konişmento dışında tespit etmek gerekecektir. Bu bağlamda taşıyan sıfatı varsa taraflar arasındaki mail yazışmaları ve/veya taşıtan tarafından düzenlenmiş navlun faturası ile de tespit edilebilmektedir.
Ancak dosyada bu manada dava dışı sigortalı ile davalı ... A.Ş. arasında bir mail yazışması ve/veya işbu davalı tarafından tanzim edilmiş bir navlun faturasına da rastlanmamaktadır. Şu halde bu kapsamda, dosya münderecatından hareketle, davalı ... A.Ş.'nin taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetinin mevcudiyetini tespit mümkün olmadığı; dolayısıyla davalının huzurdaki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı tesbit olunmuştur.
Navlun yolu ile yapılan taşımalarda hasar ihbarı TTK 1184. ve 1185. hükümlere tabidir. Buna göre TTK. m. 1184'te tarafların talebi ile resmi makamlarca İncelenmesi; 1185'te ise bu şekilde bir inceleme yapılmamış ve yükte de ziya veya hasar varsa; haricen belli olan (gözle görülen) hasarların en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında; ziya veya hasar haricen belli değilse bu yöndeki bildirimin yük gönderilene teslim edildiği tarihten itibaren aralıksız olarak hesap edilecek üç gün içinde yazılı yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan navlun yolu ile yapılan taşımalarda hasar ihbarı 1184 ve 1185 hükümlerine tabi olacaktır.
Buna göre TTK m. 1184'te tarafların talebi ile resmi makamlarca incelenmesi; m. 1185'te ise bu şekilde bir inceleme yapılmamış ve yükte de zıya veya hasar varsa; haricen belli olan (gözle görülen) hasarların en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında; ziya veya hasar haricen belli değilse bu yöndeki bildirimin yük gönderilene teslim edildiği tarihten itibaren aralıksız olarak hesap edilecek üç gün içinde yazılı yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Bu bilgilerden hareketle huzurdaki uyuşmazlığı değerlendirecek olursa, dosya içeriğinde taşıyana yapılmış bir ihbara rastlanılmamıştır. Ayrıca tahliye limanında düzenlenen bir hasar tutanağıda mevcut değildir. Tarafların katılımıyla düzenlenen bir incelemeninde olmadığı ekspertiz raporundan anlaşılmaktadır.
Şu halde bu noktada, ihbarın 3 günlük süre içinde yapılmamış olunmasının sonuçlarına değinmek gerekir. Konu TTK m. 1185/4 hükmünde açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. Buna göre; "Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim etliği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." İşbu hüküm uyarınca davacı taraf, hasarın deniz yolu ile taşıma sırasında meydana geldiğini ispatlamadıkça, bu zarar sebebiyle davalı taşıyanı sorumlu tutmak mümkün değildir.
Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, usul ve yasaya uygun alınmış bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı itibariyle, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten kaynaklandığının ispat edilememiş olunması gerekçesi ile davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ayrıca davaya konu zarar sebebiyle işbu navlun sözleşmesinin taşıyanının da sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı, dosyada mevcut belgelerden, tarafları aynı olmak üzere, 2 ayrı taşıma için düzenlenen 2 ayrı hasar için dava açılmış olduğu,
gerek 31.03.2017 tarihli gerekse 11.04.2017 tarihli taşımalarda dava konusu hasarın davalının sorumluluk süresi içinde ve sorumlu olduğu bir sebeple meydana gelmediği, dosyada davacı sigorta şirketinin zararı tazmin ettiğine dair dekontun sonradan sunulmuş olması nedeniyle, huzurdaki davada TTK m. 1472 uyarınca davacı sigortacının halefiyet hakkının doğduğu ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, ancak dosya münderecatından hareketle, davalı ...
A.Ş.'nin taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetinin mevcudiyetini tespit mümkün olmadığı; dolayısıyla davalının huzurdaki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten kaynaklandığının ispat edilememiş olunması gerekçesi ile, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ayrıca davaya konu zarar sebebiyle işbu navlun sözleşmesinin taşıyanının da sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davaya konu icra takibini kötüniyetli olarak açtığına dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/423, K. 2021/395, 7 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama