KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2018
- Esas no
- 2017/100 Esas
- Karar no
- 2018/575
- Dava
- Borçtan Kurtulma Davası
- Dava tarihi
- 01/02/2017
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...' a,... 29.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından, 26.01.2017 tarihinde kıymet takdiri tebliğ edildiğini ve müvekkilinin takipten bu kıymet takdiri tebliği ile haberi olduğunu, ödeme emrinin muhtara tebliğ edildiğini ve ödeme emrinin tebliğinden müvekkilinin haberinin olmadığını, aynı gün...
29.İcra Müdürlüğü'ne beyanlarını sunduklarını ve takibin müvekkili yönünden durdurulmasını istediklerini, takibe dayanak belge olan senet incelendiğinde; borçlunun ... ... Ltd.
Şirketi olduğunun açıkça senet metninde belli olduğunu, ancak davalının ödeme emrinde ve takip talebinde borçlu olarak müvekkilini gösterdiğini, her ne kadar takip talebinde ...'ın borçlu olarak gösterilmiş ise de; senet borçlusu olmadığını, icra dosyasından müvekkilinin gayrimenkulünün kıymet takdirinin yapıldığını beliterek, sonuç olarak; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına , davalının kötü niyetli olması nedeni ile % 20 den az olmamak üzere haksız icra tazminatının davalıdan tahsiline, masraf ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının menfi tespit davasını yasal süresi içerisinde açmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddine, davacının dava dilekçesinde de yer alan ikamet adresine yapılan tebligat ile yasal süresinde yapılmayan itiraz sonucu takibin kesinleştiğini, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, davacının kendisinin müvekkiline senedi ciro ettiğini, senedin arkası incelendiğinde davacının T.C. kimlik numarası ve imzasının bulunduğuun tespit edileceğini, davacı tarafın, senedi bizzat imzalayarak kabul ve taahhüt ettiğini, sırf bu tutumun dahi davacı yanın,
aleyhine ikame olunan icra takibine kötü niyetle ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla dava açtığının göstergesi olduğunu, burada müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu, karşı tarafın bunu bilerek ve isteyerek yaptığını, en önemli unsur olan kasıt unsurunun mevcut olduğunu, davalının haksız olduğu bir durumda haklıymış gibi kendini hukuki sorumluluktan kurtarmaya çalışmasının hukuk ve adalet ile örtüşmediğini, bu yönde bir kabulün müvekkilini hem mağdur edeceğini, hem de haklarının gasp edilmesine sebep olacağını, davacı aynı şekilde hazırladığı bir çok senetle piyasayı dolandırmaya çalıştığını,
davacının iddialarını kabul etmediklerini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötü niyetle açılan bu davada, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
... 29. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; davalı ... tarafından davacı ... ve dava dışı ... aleyhine davaya konu 15.000,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı görülmüştür.
Takibe dayanak yapılan dava konusu senet aslı dosya ibraz edilmiş olup, tetkik edildiğinde; tanzim tarihi 17/12/2012, vade tarihi 30/07/2013, keşidecisinin ..., lehtarı ... .... Şti olduğu, ... ... Ltd. Şti adına davacı ... tarafından cirolanarak davalıya teslim edildiği görülmüştür.
... Ticaret Sicil Müdürlüğünü yazılan müzekkere cevabında; lehtar ... ... Şti'nin 10/07/2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. Maddesi gereğince kaydının resen silindiği, 21/07/2007 tarihinden 10 yıl süreyle şirket yetkilisinin ... olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davaya konu bonoya istinaden keşideci ... ile davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmış ise de dosyaya ibraz edilen senet incelendiğinde; davacı ...'ın senet borçlusu olmadığı, senedi, lehtar şirketin yetkilisi olarak davalıya ciroladığı, akabinde şirketin Ticaret Sicil'den kaydı silinmesi nedeniyle davalıya husumet yöneltilerek takip başlatıldığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı tarafça alacak miktarının % 20’sinden az olmamak üzere tazminata da hükmedilmesi talep edilmiş ise de, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca alacaklının (davacının) tazminatla sorumlu tutulabilmesi için takibinde haksız ve kötü niyetli olması gerekir. Ancak davacının (alacaklının) takipte haksız olmasının yanında, kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığından (kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından), davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/100, K. 2018/575, 16 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama