KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2026
- Esas no
- 2023/474 Esas
- Karar no
- 2026/103
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 18/07/2023
Karar Metni
1.746 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
21/05/2016 tarihinde sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç seyir halinde iken sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın arkadan çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, ... plaka sayılı araçtan poliçe kapsamında davalının sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle ... ... ...
Üniversitesi Hastanesi'nden 11.02.2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %16 oranında malul kaldığını, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, şimdilik 500 TL Sürekli iş göremezlik, 250 TL Geçici İş göremezlik, 250 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe kişi başı azami teminatının 290.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu tamamen yerine getirdiğini, davacının müvekkili şirkete başvurusundan sonra yapılan değerlendirme ile vekil Av. ...'e 9.500-TL tutarındaki tazminat miktarının 07.12.2018 tarihinde İBRANAME ile ödendiğini, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacının iki yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava açılmadığını, davanın reddinin gerektiğini,
davacının iddia edildiği gibi malul kaldığının sabit olmadığını, bu durumun tespite muhtaç olduğunu, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 12/02/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 29/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden kaynaklanan nihai maddi zararının 2.287,50 -TL olduğu tespit edilmektedir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Davacı vekilinin 28/07/2025 tarihli dilekçesi ile 250,00 TL tedavi gideri tazminatının 2.037,50 TL arttırdıklarını beyan ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava; davacı ve davalının sigortalısı arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının geçici ve sürekli maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve tedavi gideri alacağı istemlerinin yerinde olup olmadığı, davalının meydana gelen zarardan bakiye sorumluluğunun bulunup bulunmadığının varsa davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de,
“sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Yargılama esnasında davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak ; davalı vekiline uzlaşma sözleşmesini dosyaya sunmak üzere süre verilmesine karar verilmiş, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... E. Sayılı dosyasının sistem üzerinden varsa gerekçeli karar, istinaf ilamı ve kesinleşme şerhi ile birlikte dosyamız arasına gönderilmesi istenmiş, ayrıca davalı vekiline ödemeye ilişkin belgelerini dosyaya sunmak üzere süre verilmiş, ayrıca tahkim dosyasınde verilen karar celbedilmiş, dosyanın doktor bilirkişiye tevdi ile davacının belgeli- belgesiz tedavi gideri hususunda değerlendirme yapılmasının istenilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 30/06/2025 tarihli rapor ile " .. Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca Sayın Hakimliğin daha iyi bileceği gibi belgelenmeyen tedavi giderlerinin de hesaplanması gerekmektedir. Davacının yaralanmalarının niteliği göz önünde bulundurulduğunda, evinde pansumanları için 2.750,00 -TL, tedavisini sürdürdüğü hastanelere giderken takdiren 4.500,00 –TL YOL GİDERİ’ne katlanmak zorunda kaldığı, yaralanmasının niteliği gereği çift taraflı CANADİEN tipte koltuk değneğine ihtiyaç duyacağının tıbbbi gerçeklik olduğu, olay tarihinde ikisinin 1.900,00 -TL’ye temin edilebildiği, davacının dava konusu yaralanmaları nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan BELGESİZ TEDAVİ GİDERLERİ’nin toplamının 9.150,00 –TL olduğu hesaplanmıştır.
VII. KUSUR İNDİRİMİ
... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 06/06/2018 tarih ve ...-101.02/2018/ .../... sayılı raporunun sonuç bölümünde davacının içerisinde seyahat ettiği aracın sürücüsü ...'in %75 (yüzdeyetmişbeş) oranında kusurlu olduğu tespit ediliğinden bu ıranda kusur indirimi uygulanacaktır. VIII. DAVACININ SGK TARAFINDAN KARŞILANMAYAN TEDAVİ GİDERLERİNDEN KAYNAKLANAN NİHAİ MADDİ ZARARI: 9.150,00 x 0,25 = 2.287,50 -TL
IX. SONUÇ ve KANAAT
Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden kaynaklanan nihai maddi zararının 2.287,50 -TL olduğu tespit edilmektedir. Takdir bütünüyle Sayın Mahkemenindir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Davacının taleplerinden geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik talepleri bakımından yapılan değerlendirmede; davacının huzurdaki davadan önce .... Asliye Tcirate Mahkemesinin .... Sayılı dosyasında sürekli işgöremezlik ve geçici işgöremezlik talebinde bulunduğu, yargılama sırasında davacı tarafından sunulan dilekçe ile davalı ile sulh olunduğu ve davadan feragat edildiği bildirildiğinden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğinin gerekçeli karar içeriğinden anlaşıldığı ve ilgili mahkeme ilamının 18/02/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından aynı kazadan kaynaklı olarak geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri alacaklarının dosyamız davalısından tahsili istemi ile Sigorta Tahkim nezdinde başvuruda bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 21/09/2022 tarih ve K-2022/... sayılı kararı ile davacının bakıcı gideri isteminin kabulüne diğer istemlerinin reddine karar verildiği ve ilgili karara itiraz edilmesi üzerine itirazın itiraz hakem heyetince incelenerek itirazın kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada davacının dava dilekçesinde artan maluliyet yönünden bir talebinin ve iddiasının olmadığı, davacının geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik taleplerine ilişkin olarak daha önce .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında ve tahkim dosyası nezdinde başvuruda bulunduğu ve davacının istemleri incelenerek verilen kararların kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yine taraflar arasında bu alacak kalemlerine ilişkin olarak sulh protokolü imzalandığı görülmüştür. Taraflar arasındaki sulh protokolünün 28/11/2018 tarihinde imzalandığı ve huzurdaki davanın da 18/07/2023 tarihinde açıldığı dikkate alındığında 2 yıllık sürenin de geçtiği anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesinde artan maluliyetine ilişkin bir iddiası da yoktur.
Davacının dava dilekçesinde belirttiği maluliyet rapor tarihini 11/02/2022 olarak belirttiği, sigorta tahkim dosyası nezdindeki başvurusunun ise bu tarihten sonra 05/04/2022 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Davacının sürekli işgöremezlik ve geçici işgöremezlik alacak kalemleri için daha önce .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....
Sayılı dosyasında ve tahkim dosyası nezdinde başvuruda bulunduğu ve davacının istemleri incelenerek verilen kararların kesinleştiği anlaşıldığından davacının huzurdaki davada bu alacak kalemlerine ilşikin olarak talepte bulunmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden bu alacak kalemlerine yönelik istemlerinin kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının tedavi gideri alacağı yönünden yapılan değerlendirmede; bu alacak kalemi ile ilgili daha önce yapılan yargılamalarda talepte bulunulmadığı bu nedenle davacının bu alacak kalemine ilşikin isteminin esastan incelenmesi gerektiği kanaate varılmıştır. Her ne kadar taraflar arasında daha önce sulh protokolü imzalanmış ise de; protokol içeriğinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/...
E. Sayılı dosyasına konu tazminat istemlerine ilişkin olarak görüşme gerçekleştirildiği ve ödenecek bedelin belirlendiği anlaşıldığından bu ibraname ve sulh protokülünün tedavi gideri alacağını kapsamadığı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamında alınan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının belgesiz tedavi giderleri toplamının 9.150,00 –TL olduğu hesaplanmış, davacının içerisinde seyahat ettiği aracın sürücüsü ...'in %75 (yüzdeyetmişbeş) oranında kusurlu olduğu tespit ediliğinden bu oranda kusur indirimi uygulanarak davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden kaynaklanan nihai maddi zararının 9.150,00 x 0,25 = 2.287,50 -TL Olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi tarafından her ne kadar kusur oranında hesaplama yapılmış ise de; somut uyuşmazlıkta; davacı, trafik kazası sonucu oluşan zararlarını TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsinden talep edebileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Meydana gelen kazada davacının yolcu olduğu ve bir kusurunun olmadığı da sabittir.
Bu nedenle bilirkişinin kusur oranında indirim yaparak bulduğu tazminat bedeli mahkememizce uygun bulunmamıştır. Aynı gerekçe ile mahkememiz dosyasında kusur raporu aldırılmasına da ihtiyaç duyulmamıştır.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bedel artırım dilekçesinde 2.287,50-TL tedavi gideri alacağı isteminde bulunulduğu görüldüğünden ve mahkememizce talepten fazlasına karar vermek mümkün olmadığından taleple bağlı kalınarak davacının tedavi gideri alacağının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Faiz yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce yargılama sırasında davacı vekiline; tedavi gideri alacağının ödenmesi ve diğer alacaklarının ödenmesi için huzurdaki dava açılmadan evvel davalıya başvuru yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı hususunda beyanlarını dosyaya sunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 03/02/2026 tarihli dilekçe ile bu hususta beyanda bulunulmuş ve yargılama esnasında tedavi gideri alacağına yönelik olarak davalı sigorta şirketine başvurulduğu anlaşıldığından bu husustaki eksikliğin giderildiği ancak faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği değerlendirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/474, K. 2026/103, 18 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama