KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2025
- Esas no
- 2024/755 Esas
- Karar no
- 2025/732
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/07/2023
Karar Metni
1.436 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davaya ilişkin dava dosyasının İstanbul ... Tüketici Mahkemesi'nin... Esas ...karar sayılı 07/11/2024 tarihli Görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi olunduğu, Mahkememizin ... esas sayılı numarasına kaydının yapıldığı Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette sigortalı bulunan davalıya ait ... plakalı aracın 04.01.2022 tarihinde olay yerini terk eden sürücü sevk ve idaresinde iken ...plakalı araca çarptığını, kaza neticesinde tutulan tutanak ve Bakırköy ...'nin ...soruşturma sayılı dosyasına göre de ... plakalı aracın ağır kusurlu olduğunun sabit olduğunu, kaza sebebiyle ... plakalı araç malikine 50.000,00-TL tazminat ödendiğini, Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları B.4/f hükmüne göre sigortacının sigorta ettirene rücu edebileceğini, ödenen bedelin tahsili için Gaziosmanpaşa ...
Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç kiralama işini yaptığını, dava konusu aracın kiralama hizmeti kapsamında ...'a kiraya verildiği sürede hasar meydana geldiğini, hem müvekkilinin tacir olması, hem de davacının Trafik Poliçesi ve Trafik Sigortası Genel Şartlarına dayaması nedeniyle, davanın Tüketici Mahkemelerinde görülmesinin mümkün olmadığını, ayrıca açılan davada müvekkilinin muhtemel sorumluluğunda dava dışı ...'un sorumluluğu da gündeme gelecek olup davanın ...'a ve ceza dosyasında sorumluluğu tespit edilecek olan diğer kişilere ihbar edilmesini talep ettiklerini,
ayrıca yaşanılan kazada olay yerini terk etme ya da kazanın meydana gelmesinde sigortalının tam kusurlu olma hallerinin sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu hakkı vermediğini, asli kusur ya da tam kusur ile ağır kusur kavramlarının birbirlerinden faklı kavramlar olduğunu, davalıya ait araçtaki sürücünün ağır kusurlu olduğunun söylenemeyeceğini, ayrıca kusur oranları ve hasar miktarları ile faiz ve masraflara da itiraz ettiklerini, davacının tazminata mahkum edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Bu nedenlerden dolayı; davanın reddini, davanın ihbarını, savcılık dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
DELİLLER
Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır. Gaziosmanpaşa ... Dairesinini ... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır. BAKIRKÖY/ METRİS ...Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazılan yazıya cevap verildiği, davalı tanığı ...'nin dinlenildiğine ilişkin tutağın mahkememize gönderildiği ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi uyarınca ödenen sigorta tazminatının rücuna dair başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir.
Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davalının maliki olduğu ... plakalı araç davacı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalıdır. 04/01/2022 tarihinde sigortalı aracın ... plakalı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında, davacı sigorta şirketi ...plakalı araçta meydana gelen zararı tazmin etmiştir.
Davacı, sigortalı ...plakalı aracın olay yerini terk etmesi sebebiyle genel şartlar uyarınca kazanın poliçe kapsamı dışında olduğunu iddia ederek ödediği tazminatı davalıya rücu etmek için icra takibi başlatmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık rücu koşullarının oluşup oluşmadığı ve davalının husumeti ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı, araç kiralama işi yaptığını kaza anında aracın kiralanması sebebiyle kendi kontrolünde olmadığını ve uzun süreli kiralama sebebiyle husumetinin bulunmadığı savunmuştur. Dava konusu rücu talebi taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine dayandığından, davalının sorumluluğu sözleşmesel bir sorumluluk olup, aracın kiralanması ve kazayı kimin yaptığının davalının davacıya karşı sorumluluğuna bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının husumet itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Kaza sonrası davacı tarafından 18/04/2022 tarihinde ödeme yapılmış ve icra takibi 16/02/2023 tarihinde başlatılmıştır. Ödeme ile takip tarihi dikkate alınarak davacının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya mahkememize tevzi edilmeden önce görevsiz mahkeme tarafından yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, 50.000 TL ödemenin kaza ve hasarla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosya içindeki evrakların ve kazaya ilişkin yürütülen ceza dosyasının incelenmesinde sigortalı aracın dava dışı ... tarafından kiralandığı, kaza esnasında aracın ...kontrolünde olduğu anlaşılmıştır.
Bakırköy ... ASCM’nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı sürücü ...’nin taksirle yaralama suçunu işlediğinin sabit olduğu ve kazada tam kusurlu olduğuna hükmedildiği görülmüştür. ...’nin emniyette alınan ifadesinde olay anında 120-130 km/h hızla makas atarak seyrettiğini, kazayı fark etmediğini belirttiği; kaza anında araçta bulunan ...’un da kazayı fark etmediğini beyan ettiği görülmüştür. İfadelerden, aracın lastiğinin patlaması üzerine emniyet şeridinde durdukları ve çekici çağırdıkları, aracı bariyerlere çarptıklarını ifade ettikleri anlaşılmıştır.
Meydana gelen kazanın teminat kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kasko Genel Şartları A.5.10 maddesi “Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” şeklindedir. Mevzuat hükmünden anlaşılacağı üzere her olay yerini terk rücu sebebi oluşturmaz.
Sürücünün bilgi ve beyan yükümlülüğünü ihlal edecek şekilde, kasti bir şekilde olay yerini terk etmesi halinde rücu şartları oluşmaktadır. Bu hususta sürücünün kasten, kaza tespit tutanağı tutulmasını engellemek veya doğru bilgi elde edilmesini engellemek için olay yerini terk ettiğini ispat yükü de sigorta şirketi üzerindedir.
İstanbul BAM 9. HD’nin 2022/1792 Esas ve 2025/790 Karar sayılı içtihadında “Davalı aracın hasarın farkına varmak sureti ile olay yerini bilerek terk ettiğine ilişkin veya bilerek kaçtığına ilişkin herhangi bir açıklama tutanakta bulunmamaktadır. Sigortalı aracın gişeden normal çıkış yaparak yoluna devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki mevcut belgeler kapsamında aracın verdiği zarar nedeni ile bilerek olay mahallini terk ettiği sonucuna varılamayacağından somut olay yönünden Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4. maddesi f bendi kapsamında rücu koşulu oluşmadığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamış istinaf talebi yerinde görülerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde olay yeri terkin kazayı bilmesine rağmen kasten gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile ceza dosyasının incelenmesinde, sigortalı araç sürücüsü ...’nin ve araçta bulunan ...’un kazayı fark etmediklerine ilişkin ifadeleri, aracın hasarı sonrası emniyet şeridinde durmaları ve çekici çağırmaları, tutanakta ve olay yeri kamera izleme tutanağında kasıtlı olarak kaçtıklarına ilişkin bir bilgi bulunmaması ve sürücünün suçu taksirle işlediğinin sabit olduğu gözetilerek olay yerinin kasten terk edilmediği kanaatine varılmıştır.
Davacı sigorta şirketinin sunduğu delillerle, sürücünün olay yerini kasten terk ettiği ve rücu şartlarının oluştuğu ispatlanamamıştır. Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmiş, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/755, K. 2025/732, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama