KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/173
- Karar no
- 2024/72
- Dava
- MENFİ TESPİT (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/03/2023
Karar Metni
1.091 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhinde ... 26. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, takibe konu (üç adet) senette bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilin imzası ile senette bulunan imzalar arasında benzerlik bulunmadığını belirterek, hak kaybı oluşmaması adına İİK md. 73 gereğince paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, yargılama sonunda da müvekkilinin ... 26. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan takip nedeniyle davalı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Davalı vekili 10.07.2023 tarihli beyan dilekçesinde. Davacı ...'ın, müvekkilinin daha önce ticari ilişkilerde bulunduğu ...'ın eski eşi olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyasındaki ifade tutanaklarından da görüleceği üzere; ..., eski eşi davacı ... adına işletmeler açtığını, davacının kendisine verdiği genel vekaletname ile çek, senet ve benzeri birçok evrakın altına imza attığını belirttiklerini, yine ...
İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade de, icra takibine konu olan 30.06.2013 vadeli 6000 TL, 30.07.2013 vadeli 5000 TL ve 30.08.2013 vadeli 5000 TL senetlerin ...Ltd.
Şti. yetkilisi ... tarafından ciro edilerek 2012 yılında tarafına verildiğini belirttiğini, müvekkilinin tamamen ticari ilişkilerine ve alışverişlerine dayalı olarak gerçekleştirmiş olduğu işlemler söz konusu olup, bahse konu senetlerin altındaki imzanın gerçek olup olmadığını bilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin daha önce birçok kez ticari ilişkilerde bulunduğu ..., ... ve ... adına düzenlenen ve ... tarafından da ciro edilen senetleri önceki ticari ilişkilere dayanarak ve güvenerek teslim alıp ciro ettiğini, davacı tarafından ...'a verilen bir genel vekaletname söz konusu olup,
...'ında işbu vekaletname kapsamında ticari faaliyetlerini yürüttüğünü (Emsal. Yargıtay HGK 2014/19-806 Esas ve 2016/298 Kararı), müvekkilinin bu hususu bilmesi mümkün olmadığı gibi ... ve ... arasındaki çekişme yüzünden mağdur edilmesinin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; icra takibine konu çekteki imzanın sahte olduğu iddiasına dayalı olarak, borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır.
2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
Davalının ... 26. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 07/05/2014 tarihinde, davacı aleyhine, 06.01.2013 tarihli, 5.000,00.-TL, 5.000,00.-TL ve 6.000,00.-TL bedelli üç adet bonoya dayanarak, 19.917,09.-TL toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 28/05/20014 tarihinde tebliğ edildiği, davacının da 08/03/2023 tarihinde huzurdaki Menfi Tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır. Davalı vekilinin verdiği beyan dilekçesinde de iddiaların reddedildiği görülmektedir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davalının dava ve icra takibine konu senetlerdeki imzaların davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Mahkememizce alınan 08.09.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre "...Borçlusu "...-...", alacaklısı "... LTD. ŞTİ" olan; 06.01.2013 düzenleme, 30.06.2013 (okunur) ödeme tarihli, "6.000-AltıbinTL", 06.01.2013 düzenleme, 30.07.2013 ödeme tarihli, "5.000-BeşbinTL" ve 06.01.2013 düzenleme, 30.08.2013 ödeme tarihli, "5.000-BeşbinTL" tutarlı toplam 3 adet senette "...-...", adına atılmış imzalar ile ...’a ait mevcut mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu borçlu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...’ın eli ürünü olmadığı ..." yönünde görüş bildirilmiştir.
Esasen imza örnekleri ile senetteki imzalar da çıplak gözle karşılaştırıldığında imzaların davacıya ait olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle başka bir rapora ihtiyaç ve gerek duyulmamıştır. Zira, 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği yeni bir rapor almanın dava ve usul ekonomisine aykırı olacağı düşünülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava ve icra takibine konu senetteki imzaların davacıya ait olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP
HAKİM
TASHİH ŞERHİ
Gerekçeli kararın yazımı sırasında hüküm kısmında bazı maddi hataların olduğu fark edilmekle hüküm re'sen ele alındı;
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir.
Her ne kadar gerekçeli kararın hüküm kısmında;
''Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı."
Şeklinde hüküm kurulmuş ise de dava değerinin kesinlik sınırının altında olduğu, maddi hata yapıldığı anlaşılmakla hüküm kısmından;
''Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı." kısmının
"Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341/2 hükmü gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı." şeklinde hükmün TASHİHİNE karar verildi.30/01/2024
KATİP
HAKİM
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/173, K. 2024/72, 29 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama