KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Ağustos 2025
- Esas no
- 2025/618 Esas
- Karar no
- 2025/545
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/08/2025
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 25/08/2023 tarihinde, ...
A.Ş'ne ait ... nolu elektrik aydınlatma direğinden sarkan kabloya, müvekkili kuruma ait ... plakalı ambulansın çarpması sonucu, ambulansın üst kısımları hasar gördüğünü ve maddi hasarın meydana geldiğini, davalı şirketten olan taleplerinin bu süreçle değerlendirilmesi için müvekkili kurum ile anlaşmalı olan ... tarafından düzenlenen değer kaybı eksper raporunda belirtilen 25.000,00TL. reel değer kaybı tespit edildiğini ve 1.177,58-TL eksper ücreti ödendiğini,
kayıtlarda davalının %100 kusurlu olması nedeniyle kusuru nispetinde tespit edilen 25.000,00-TL değer kaybı ve 1.177,58-TL eksper ücreti olmak üzere başkaca talepte bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 25.177,58-TL'nin tahsili amacıyla işbu davayı açmak mecburiyeti hasıl olduğunu,
25/08/2023 tarihli trafik kazası nedeniyle müvekkiline ait ... plakalı ambulans aracındaki 25.000,00 TL değer kaybı ve bu değer kaybını tespit için eksper firmasına 1.117,58-TL eksper ücreti olarak ödenen bedelinin (ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) de dahil olmak üzere toplamda 26.117,58-TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, 25/08/2023 tarihinde elektrik aydınlatma direğinden sarkan kabloya ... plakalı ambulansın çarpması sonucu ambulansın üst kısımları hasar gördüğü ve maddi hasarın meydana geldiği iddiasına dayalı değer kaybının tazmini istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 37. maddesine göre, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz".
Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur. Bu sebeple Davanın esasına geçilmeden evvel, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK'nın19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu ve uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, davacı taraf bakanlık olup tacir sayılamayacağı, davalının tacir kaydı bulunuyorsa da davacının tacir olduğundan söz edilemeyeceği, bu itibarla nisbi ticari davanın varlığından da söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf tüzel kişi tacir ise de, davacının tacir olmadığı, davanın haksız eylemden kaynaklanan değer kaybı istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı, davalı tarafın tacir olmaması karşısında söz konusu uyuşmazlığa asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağına dair özel bir düzenleme de bulunmadığı anlaşıldığından asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmış ve Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/618, K. 2025/545, 26 Ağustos 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama