KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/120 Esas
- Karar no
- 2024/242
- Dava
- Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli),Haksız Rekabet
- Dava tarihi
- 02/05/2023
Karar Metni
1.578 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)-Haksız Rekabet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin 1963 yılında İspanya'da kurulmuş, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... VE ... isimli toplam sekiz farklı marka grubu ve bu markalar altında faaliyet gösteren mağazaların sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... markasının Türk Patent tarafından ... sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altına alındığını, davalı şirketin yetkililerinin ve sorumlularının, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu,
Türkiye'de tescilli ve tanınmış ... markalarını kötü niyetli bir şekilde taklit etmek suretiyle üretilen ürünleri yurt dışına ihraç ederek müvekkili markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalı adına işlem gören ... sayılı ihracat beyannamesine göre, ... markasını taşıyan 58.800 adet parfüm ve 6700 adet deodorantın taklit olduğunun tespit edildiğini, ... Gümrük Müdürlüğünün ... sayılı ve ... numaralı kararla bu ürünlerin gümrük işlemlerinin durdurulduğunu, ...
3. Sulh Ceza Hakimliğinin ... değişik sayılı kararı ile ürünlere el konulduğunu belirterek ...
Gümrük Müdürlüğünce ...tarih ve ... nolu durdurma kararı ile gümrük işlemleri durdurulan ... markasını taşıyan ürünlerin müvekkili aleyhine yarattığı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet durumunun tespitine, önlnemesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, müvekkilinin markalarına iltibas yaratan tüm kullanımların önlenmesine, el konulan ürünlerin ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin;
basılı kağıtlar, faturalar, kartvizitler ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyalin ve benzeri vasıtaların hüküm kesinleştiğinde imhasına, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin kozmetik sektöründe yaptığı ihracatlarla ülke ekonomisine büyük katkı sağlamakta olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanının ihracat olduğunu, yurt dışında müşterilerinin talepleri ve izinleri doğrultusunda, müşterilerine ait tescilli markaların üretimini de yapmakta olduğunu, işbu dosyaya konu olan ürünlere ait "..." markası ve ambalajların müşteri ....
Şti. genel müdürü ... tarafından ...'da tescillendiğini, müvekkili şirketin müşterinin tescilli markasını, talep ve sipariş üzerine üretimini ve tedarikini yaparak yalnızca tescil sahibi müşteriye ihraç etmekte olduğunu, söz konusu ürünlerin farklı bir ülkeye ihracı veyahut ülke içinde satışı vs. söz konusu olmadığını, müvekkili şirkete ...
Gümrük Müdürlüğünce uygulanan idari yaptırımların hiçbirinin taraflarına tebliğ edilmediğini, bildirimde bulunulmadığını, tebliğ yapılmaması nedeniyle müvekkili şirketin kanun yollarına başvurma, hakkında başlatılan işlemlerden ve başvurabileceği kanuni yollardan haberdar olma haklarından mahrum bırakılldığını, usule ve hukuka uygun olmayan işlemler yapıldığını, ...
Gümrük Müdürlüğünce uygulanan idari yaptırımların tebliğ edilmemesinin müvekkili şirketin haksız muamele görmesine ve hak kaybına sebep olduğunu, yapılan işlemleri hukuka aykırı hale getirdiğini, davacının hukuka aykırı ve haksız davasının öncelikle ususlden reddine, eğer aksi kanaate varılır ise esastan reddine, davacının el koyma talebinin hukuki koşullar oluşmaması ve ölçüsüz olması nedeniyle reddine ve el koyma kararının kaldırılması için ivedilikle ...
Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılarak malların müvekkil şirkete teslim edilmesine, görevini kötüye kullanan ve ihmal eden gümrük memurlarına yönelik re'sen soruşturma başlatılmasına, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması, taleplerine ilişkindir.
Davacı kendisine ait "... " markasını davalının izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullandığını, anılan markanın sahte ürünlerinin davalı tarafından ihracata konu edildiğini , böylelikle marka hakkına tecavüzle birlikte haksız rekabetin şartlarının da oluştuğunu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamında tarafların bildirmiş olduğu deliller toplanmış, ... Gümrük Müdürlüğünün ... tarih ve ... nolu durdurma kararı ve ... 2. FSHCM'nin ... esas sayılı dosyasının örneği dosya kapsamına alınmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK Madde 29’da sayılmıştır. Marka hakkına tecavüz sayılan haller Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesine atıf yapılmak suretiyle 29. Maddesinde düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK madde 29’a göre, Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılması ve yine madde 29/b’ye göre Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.
Marka hakkı sahibinin markasına zarar vermeye yönelik tüm fiilleri engelleme hakkı vardır. Marka hakkına tecavüz de bunların başında gelir. Marka hakkına tecavüzün varlığı için Sınai Mülkiyet Kanun’ da belirtilen eylemlerden birinin gerçekleşmiş olması ve somut olayda bu eylemin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin bulunmaması gerekir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesinde ise;
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
6769 sayılı SMK’nın yukarıdaki ilgili maddeleri genel olarak, marka sahibinin tescilli markası ile iltibasa neden olacak işaretlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Madde metninde de belirtildiği üzere; tescilli marka ile aynı veya benzer olan bir işaretin tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerde kullanılarak halk tarafından karıştırılma ihtimaline yol açılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında “ilişkilendirme” olduğu ihtimali de “karıştırılma ihtimali” kavramına dahil sayılmıştır. Marka sahibi tescilli markası ile bağlantı kurulması ve veya karıştırılma olasılığı taşıyan markaların aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasını önleme yetki ve hakkına sahiptir.
Başkasına ait marka hakkının doğrudan ya da dolaylı ve iltibaslı kullanımı marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır. Somut olayda, tüm dosya kapsamı,... Gümrük Müdürlüğünün ... tarih ve ... nolu durdurma kararı, ...
2. FSHCM'nin ... esas sayılı dosya içeriği ve anılan dosyada yer alan bilirkişi raporu gözetilmekle, davacıya ait markanın sahte ürünlerinin davalı tarafından ihracata konu edildiği, ticari amaçla elde bulundurulduğu, davacı nezdinde tescilli "..." markasının ve şeklinin taklitlerinin davalı ürünlerinde kullanıldığı, markanın kullanış şekillerinin aynı olduğu, davalıya ait ürünlerde hem marka kullanımı hem de tasarım açısından herhangi bir ayırt edici yeniliğin bulunmadığı,
böylelikle davalının SMK m. 29 b hükmü kapsamında davacının ürünlerini taklit ettiği ve davacının marka hakkına tecavüz ettiği, böylelikle davacının marka hakkına tecavüz davası yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuştur. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere.
6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak,
marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad,
unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/120, K. 2024/242, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama