KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2026
- Esas no
- 2022/261 Esas
- Karar no
- 2026/63
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 16/12/2022
Karar Metni
3.483 kelime·17 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkiye'nin müzik sektöründe müzik yapımı, dağıtımı ve organizasyonu ile uzun süredir iştigal eden en büyük firmalarından olduğunu, Türkiye'deki müzik yapımcılarının meslek birliği ...'ın, dünya genelinde ise ...'da merkezi bulunan ...'nin (...) üyesi olduğunu, müvekkilinin FSEK md.80/B kapsamında dava konusu müzik albümlerinin fonogram yapımcısı haklarına sahip olan bağlantılı hak sahibi olduğunu, 2 numaralı davalının ise yine müvekkili ile aynı şekilde dava konusu eserlerin bağlantılı hak sahibi olup FSEK md.80/A kapsamında icracı sanatçı sıfatını haiz olduğunu,
1 numaralı davalı ...'in ise Türkiye'de adresi bulunan ve Türk vatandaşları olan ... ve ...'in sahibi olduğu bir paravan şirket olduğunu, bu nedenle ...'nde vergi cenneti olarak anılan ve paravan şirketlerin kolaylıkla kurulması ile ünlü, sağlam dayanak, kayıt ve belgeler olmadan internet üzerinden şirket kurmanın mümkün olduğu ... menşeili olduğunu, davalı ..., ...'de herhangi bir müzik faaliyetine sahip olmayıp tamamen Türk sanatçı ve yapımcılar tarafından ...'nde yapımı gerçekleşmiş müzik albümleri üzerinde hak iddia eden,
taciz amacıyla ... gibi dijital müzik platformları üzerindeki uyar-kaldır mekanizmalarından yararlanarak Türk müzik yapımcılarının müzik yayınlarını durdurarak onlara zarar verme amacı güden bir şirket olduğunu, davalı şirketin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kaydı bulunmamakta ve ayrıca kanuni olarak zorunlu olan "Yapımcı Belgesi" ve "Eser İşletme Belgesi" ne de sahip olmadığını, davalı şirketin Türkiye'de herhangi bir meslek birliğinde kaydı bulunmamakta ve tamamen Türk müzik sektörüne zarar verme amacıyla hareket etmekte olduğunu, " ... " isimli 11 adet şarkıdan oluşan "..." isimli albümün tüm haklarının,
usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, " ..." isimli albümün tüm haklarının, usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, "... " isimli 10 adet şarkıdan oluşan "..." isimli albümün tüm haklarının, usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, " ... "..." isimli albümüntüm haklarının, usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, anılı albümlere ilişkin icracı sanatçısı olan ...'den tüm mali hakların usule uygun şekilde devralındığını, davalı sanatçının müzik meslek birliği üyesi olup FSEK md.25 kapsamında dijital umuma iletim haklarına ilişkin lisans verme,
dijital yayınlara ilişkin izin verme ve dijital ortamda yayınlanan müzik eserlerinin gelirlerini tahsil etme yetkisini münhasıran müzik meslek birliğine devrettiğini, davalı ...'in, dava konusu müzik eserleri üzerinde hak sahibi olduğu iddiasıyla müvekkili şirketin müzik dağıtım faaliyetlerini durdurmaya çalışmakta, ayrıca ... gibi dijital platformlar nezdinde dava konusu müzik eserlerinin, ayrıca birçok Türkçe müzik albümünün hak sahibi olduğunu iddia etmekte olduğunu,
bu iddiasına yönelik müvekkili şirket ve başkaca birçok Türk yapım şirketinin davalı şirket aleyhine ihtiyati tedbir ve tecavüzün durdurulması talepleri ile dava ikame ettiğini, müzik eserleri üzerinde eser sahipleri ve icracı sanatçılarla birlikte fonogram yapımcılarının da hak sahibi olduğunu, FSEK md.8 kapsamında bir müzik eseri üzerinde, söz yazarı ve besteci eser sahibi haklarına sahip iken FSEK md.80 kapsamında müzik eserini seslendiren solist icracı sanatçı olarak ve eserin tespitini yapan yapımcı ise fonogram yapımcısı sıfatı ile bağlantılı hak sahibi olduğunu,
müvekkili şirketin dava konusu müzik albümlerinin ilk tespiti üzerinde hak sahibi olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılardan aldığı izinlerle birlikte tespitlerin üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu, FSEK'te yapılan 2001 değişikliği öncesinde yapımı gerçekleştirilen eserlerde de fonogram yapımcısının hak sahipliğinun bulunduğunu, davalı sanatçının üye olduğu müzik meslek birliğine dijital umuma iletim haklarına ilişkin münhasıran yetki verdiğini, dijital yayınlara ilişkin izinlerin, ... tarafından verilmekte ve gelirlerinin müzik meslek birliği tarafından tahsil edilmekte olduğunu,
müzik meslek birliğine verilen yetkiden daha sonraki tarihte davalı ...'ye verilecek her türlü yetkinin geçersiz olduğunu, davalı sanatçının kötü niyetli olarak kullanılamayacak müvekkiline ve müzik meslek birliklerine ait yetkileri davalı ...'ye vermeye çalışmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle listesi verilen dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK MD.
80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına müvekkili şirketin sahip olduğunun tespitine, davalıların açık beyan, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde müvekkilinden izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK MD. 69 kapsamında olası tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının, dava konusu eserler üzerinde, uluslararası sözleşme ve kanunda fonogram yapımcısı olarak kabul edilmesi için belirlenen ilk tespit ve FSEK 52 kapsamında yazılı izin şartlarını sağlamadığından, ilgili eserlerin fonogram yapımcısı olmadığı ve bu nedenle de herhangi bir bağlantılı hakka da sahip olamayacağını, davacının sahip olduğu eser işletme belgelerinin, hak ihdas niteliği taşımadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının bu eser işletme belgeleri dolayısıyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, bu hakların sadece kaset ve CD ile sınırlı olduğunu,
... tarafından davacıya yapılan devirlerin FSEK md 49 ve 52'de belirlenen şekil şartlarına uymadan, sanatçıdan yazılı muvafakat almadan yapılmış olan devirlerin FSEK 54. Madde gereğince geçersiz olduğunu, ... yazılarının resmi belge niteliği olmadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, davacının, ister FSEK 49, ister FSEK 80/B kapsamında hak sahibi olduğunu ancak FSEK md 52'de belirlenen şekil şartlarına uygun, iki tarafın imzalarını taşıyan sözleşmeler ile ispat edebileceğini, ancak dosya kapsamına böyle bir belge sunamadığını, dava konusu eserlerin,
2001 yılında FSEK’e eklenen 25. Madde “Dijital İletim Hakkı” ve 80. Madde “Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar”dan önce icra edildikleri, bu nedenle FSEK Md 51 ve 25 uyarınca sanatçının dijital haklar konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu, dava konusu eserleri vücuda getiren sanatçının FSEK Md. 52 kapsamında, şekil şartlarına uygun bir devir sözleşmesi ile benliğinde doğmuş dijital iletim haklarını müvekkili ...'ye devrettiğini ve müvekkilinin dava konusu eserler üzerindeki tek dijital hak sahibi olduğunu, davacının,
kanunun öngördüğü şekil şartlarına uymadan yaptığı birden çok kazandırıcı işlemin ve baştan sona kanuna aykırı şekilde kendine hak doğurma çabasının yorum yoluyla meşru kılınmasının, FSEK'in doğuşundaki ana ilke olan "Eser Sahibi Lehine Yorum İlkesi"ni yerle bir edeceğini, davacının sunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının mevcut dosyayla hiç bir ilgisi bulunmadığını, Meslek Birliklerinin, ancak kendisine devredilen hakları yönetebileceğini, dava konusu eserler yönünden ise dijital mecrada pazarlama hak ve yetkisinin bulunmadığını;
kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için meslek birliğinin dijital mecralardan telif toplama hak ve yetkisi olduğu düşünülecek olsa dahi, kanunen bunun Türkiye ile sınırlı tutulduğu, bir yabancı şirket olan müvekkilin, yabancı ülkelerde doğan mali hak gelirlerini tahsil etmesine kanunen bir engel olmadığını, eser sahibinden FSEK 52'ye uygun sözleşmelerle dijital hakları devir veya kullanma yetkisi almayan fonogram yapımcısının, sanatçının arkasından dolanarak meslek birlikleri vasıtasıyla kullanamayacağını, müvekkili şirket tarafından... eyaletinde, ... ve aralarında davacının da bulunduğu bir çok müzik yapım şirketine dava açılarak,
sahip olduğu dijital hakların izinsiz kullanılması nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep edildiğinu, bu nedenle davacının ... kanalının kapanmakla karşı karşıya kaldığını, davacının kaybettiği tüm davalara karşın son bir umutla bu davaları açtığını, kısacası, davacının davasının elle tutulur bir tarafı bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları dosya içerisine ibraz etmiştir.
Mahkememizin 22/04/2024 tarihli bilirkişi raporu ve ek raporunda; "...söz konusu eser işletme belgesinin iptali, süresi bitmesi ya da verilen kurum (Bakanlık) tarafından iptali gibi bir durumun tespiti olmadığı sürece eser işletmeyi icra yolu ile devir alan davalı tarafın söz konusu eser işletme ve buna bağlı olan albümler özelinde yapım (fonogram) hakkının sahibi olduğunu, bu hakkında herhangi bir şekilde sanatçıya geçmesi, ya da sanatçının bu hak üzerinde bir hak iddia ederek bu hakka yönelik bir anlaşma yapmasının doğru olmadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 30/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...albümlerin yapıldığı tarihler itibariyle eski FSEK 25'te düzenleme konusu yapılmayan yetkilerin 2011 tarih ve 4630 sayılı Yasa değişikliği ile FSEK 25'e eklenmesi, gerekse FSEK 51 hükmü çerçevesinde albümlerin tespit edilmesinden sonra mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi halinde genişletilen mali hak yetkisinin eser sahibinde kalacağı dikkate alındığında dijital kullanım haklarının davacıya devredilmemesi;
davacı her ne kadar fonogram yapımcısının haklarının tespit ile münhasıran doğacağını belirtmişse de FSEK 80/B hükmünde fonogram yapımcısının eser sahibinden mali hakları devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtildiğinden, Fonogram yapımcısının tespit ile doğan haklarının eser sahibinin verdiği yetkilerin sınırları kapsamında geçerli olacağı, davacının albümleri üzerindeki tespite ilişkin hakkı dijital iletim hakkını kapsamadığından bu hakkın eser sahibinde kalacağı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 12/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacı şirketin dava konusu “... ...”, “...”, “...”, “...” adlı albümler üzerinde, hem Eser İşletme Belgeleri hem de davacı icracı sanatçıdan aldığı muvafakatler dolayısıyla fonogram yapımcısı olarak hak sahibi olduğuna, davacı şirketin hak sahibi haline geldiği 1991, 1992 ve 1996 yıllarında dijital iletim
hakkının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer almadığına, söz konusu hakkın 2001 yılında Kanun’a dahil edilmiş olması nedeniyle, eserler üzerinde dijital alanlarda işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimi hakkının icracı sanatçı davalıya ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava, FSEK Md. 80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına sahipliğin tespiti istemi ile davacının haklarının ihlal edildiği iddiasıyla FSEK Md. 69 kapsamında tecavüz doğurduğu belirtilen davalı eylemlerinin önlenmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir.
Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler.
Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. Tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. Yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça belirtildiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır.
Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür.
Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır.
Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir.
Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274.
İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir.
Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir.
Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir.
Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240).
Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir.
Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
Dava konusu ve davalı taraf Sanatçı ...’in seslendirdiği 4 farklı albüm olan ... albümleri Kültür Bakanlığı'nın verdiği Eser işletme ile tescillenmiş ve yayınlanmıştır.
.. albümü’nün ilk tespiti ... tarafından yapılmıştır. Davacı bu eser işletme belgesini devir yolu ile satın almıştır.
Dosya içerisinde yer alan belgelerden davacı şirketin, “....” adlı albüm üzerinde 1992 yılında gerçekleşen devir dolayısıyla; “...” "..." ve “...” adlı albümler üzerinde sırasıyla 1991, 1992 ve 1996 yıllarında doğrudan fonogram yapımcısı sıfatına sahip olduğu tespit edilmiştir. Yine dosya içerisinde yer alan belgelerden, fonogram yapımcısı davacının, davalı sanatçıdan plak, kaset,compakt disk olarak kullanma hakkı için muvafakat aldığı tespit edilmiştir.
Fonogram haklarına sahipliğin tespiti talebi yönünden, dosyada bulunan eser işletme belgesi ve geçerli devir sözleşmelerine göre albümler üzerindeki hak sahipliğinin davacıda olduğu anlaşılmaktadır.
Fonogram yapımcısının, eser sahibi ve icracı sanatçının izni ile gerçekleşen icranın tespiti ile birlikte doğan mutlak hakları eser sahibi ve icracı sanatçıdan devir almadığı, aksine kendiliğinden ve aslen kazandığı,fonogram yapımcısının devir almadan aslen kazandığı bu hakları icracı sanatçının ayrı yazılı muvafakati bulunmaksızın üçüncü kişilere devredebileceği, bu nedenle somut olaydaki davacıya yapılan devirlerin de geçerli olduğu, devralanların devredenin icralar yönünden sahip olduğu haklara devir yoluyla sahip olabileceği, tüm nedenlerle davacının davaya konu albümler ve içerisindeki eserler yönünden dijital yolla umuma iletim hakkı dışında diğer fonogram yapımcısının haklarına sahip olacağı kanaatine varılmıştır.
FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir.
Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır.
Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davalı yanca verilen muvafakatlerin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ... K.)
Bu haliyle davacının davalı sanatçı tarafından dava konusu albümlerde icra edilen eserlerin dijital umuma iletimi hakkına sahip olmadığı mevcut FSEK hükümleri uyarınca anlaşılmaktadır. Buna karşın davacının, davalı sanatçı tarafından davaya konu icra edilen eserlerin fonogram yapımcısı haklarına haiz olduğu anlaşılmış, FSEK m. 80/1-B hükmü uyarınca bağlantılı hak sahibi olan davacının; söz konusu eserlerin ses kasedi ve CD’lerle sınırlı olarak -dijital umuma iletimi hakkı dışında- fonogramlar üzerinde hak sahipliği bulunduğundan bu noktada fonogram yapımcısının haklarına sahiplik yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tecavüzlerin önlenmesi talebi yönünden ise, her ne kadar davacı taraf dava konusu icraların dijital umuma iletimi hakkı sahibi değil ise de, davalıların dava konusu tespitleri dijital yolla umuma iletimini önleme imkanı sair münhasır bağlantılı hakları (FSEK m. 80/1B.3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkı) mevcuttur.
ÖÖyle ki digital yolla umuma iletim, umuma iletim hakkının özel bir görünüm şekli olduğundan; davacı tarafından dava konusu tespitlerin icracı sanatçından izin almadan dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığı gibi, bu eylemin davacıdan izin alınmadan davalılarca gerçekleştirilmesi de mevcut yasal düzenlemeler uyarınca mümkün değildir.
Dava konusu icra tespitinin dijital yolla umuma iletilmesi için,
-ya icracı sanatçının, icrasının daha önceden yapılan bu tespitinin dijital platformlarda yayınlanması için umuma iletim hakkını icrayı tespit eden fonogram yapımcısına devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi,
-ya da fonogram yapımcısının tespit ettiği bu icra üzerindeki umuma iletim hakkını icracı sanatçıya veya icracının izniyle (ya da ondan umuma iletim hakkını devralan) üçüncü kişiye devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi gerekmektedir. Somut dava dosyasında davacının bu yönde bir devir veya lisans verme hali bulunmamaktadır.
Nihayeten, dava konusu bu icraların davalı sanatçıdan FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değil ise de; icracı sanatçı ...'in dava konusu bahsi geçen eserlerin tespiti üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla davacının hak sahipliği de dikkate alındığında, yapılan tespitlerin,
FSEK m. 80/1B.3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına davacı sahip olduğundan; davacının hak sahibi olduğu tespitlerin, davacının izni olmadan gerek davalı şirket gerek diğer üçüncü kişilerce herhangi bir şekilde (digital yolla dahil) umuma iletilmesi de mümkün olmadığından;
davalıların eylemlerinin davacının fonogram yapımcısı sıfatından kaynaklanan bağlantılı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine karar verilmiş ve davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır · ¸
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/261, K. 2026/63, 25 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama