KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2026
- Esas no
- 2025/34
- Karar no
- 2026/1
- Dava
- Marka (Resmi Makamlarca Açılan Hükümsüzlük İstemli
- Dava tarihi
- 25/01/2018
Karar Metni
1.738 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Resmi Makamlarca Açılan Hükümsüzlük İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava Dilekçesi:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.
Türk Patent Enstitüsü nezdinde davalı şirket adına tescilli ...no’lu “ ...” ibareli marka 27.08.2015 tarihinden itibaren, Türk Patent Enstitüsü tarafından belirlenen ... sınıf hizmetler yönünden koruma altına alındığını, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun esasında müvekkili üniversite tarafından itiraza gerek kalmaksızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddi gerekirken, marka tescili gerçekleştirildiğini, ancak kanuni düzenleme çerçevesinde bu tescil işlemlerinin usulüne uygun olmadığını, davalı adına tescilli ve “...“ ibaresini taşıyan markaların hükümsüzlüğü ve terkinine karar verilmesi gerektiğini,
kamu tüzel kişilerinin ve kamu kurumlarının isimleri kanunen koruma altında olduğundan müvekkili ...’nin isminin de kanunen öncelikli koruma altında olduğunu, müvekkili üniversitenin kamu tüzel kişiliğini haiz bir vakif üniversitesi olduğunu,...Üniversitesi'nin, ...tarafından Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na ... tarih ve ... sayılı kanunla eklenen Ek Madde 38 uyarınca Kanunla kurulmuş olup, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi kamu tüzel kişiliğine sahip bir ... üniversitesi olduğunu, ...
Üniversiteleri'nin isimlerinin kamu kurumlarının isimleri niteliğinde olduğunu ve benzer korumaya sahip olduğunu, kamu tüzel kişilerine ait isimlerin özel hukuk tüzel kişileri tarafından kullanılması halk nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacak nitelikte olduğunu, 556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7/1. maddesinde sayılmış olan ret gerekçelerinden birinin de.
"Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar " olarak belirtildiğini, davalı şirketin markayı müvekkili Üniversite’nin faaliyet alanında kullanmasının da halk nezdinde ciddi bir yanılmaya sebep olacak nitelikte olduğunu, davalı şirketin eğitim öğretim faaliyetlerinin...Üniversitesi ile bağlantılı olduğunu, Üniversite’nin yönetiminde olduğunu, Üniversite’nin kalite ve standartlarını taşıyacağı gibi birçok yanılgıyı yaratacağını, kaldı ki, “...” ibaresi taşıyan birçok marka için müvekkili üniversite tarafından türk patent enstitüsü nezdinde tescil başvurusu yapıldığını,
müvekkili üniversitenin isim hakkının marka tescili yapılmamış olsa dahi kanuni düzenlemeler gereği koruma altında olduğunu, diğer yandan müvekkili üniversite tarafından yürütülen birçok sosyal etkinlik, eğitim ve projelerde “...” kelimesinin Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil edilmek üzere başvurusunun yapıldığını yada tescilinin tamamlandığını, ayrıca "..." markasını müvekkilinin tanınmış hale getirdiğini, davalı tarafın haksız şekilde müvekkili Üniversite’nin tanınmışlığından faydalandığını,
davalı şirket lehine “ ... “ ibaresi ile yapılan tescilin müvekkili üniversitenin tanınmış markasının lehine temin ettiği hakları kısıtlayıcı niteliği haiz bir tescil olduğunu, müvekkilinin 20 yıllık faaliyet süresinde fiili kullanımı sonucu markanın alanında maruf, meşhur ve tanınmış bir marka haline geldiğini ve böylece müvekkilinin markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının da aynı markayı tescil ettirmesinin markaya tecavüz oluşturduğunu, davalının markasının müvekkilinin sahip olduğu markanın tescil için engel oluşturduğunu beyanla, öncelikle davalı ...Ltd.
Şti. adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... no’lu “ ...”markasının, 3.şahıslara satılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı .... Ltd. Şti. adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... no’lu “ ...” markasının tescil edildiği tüm sınıflarda tescilinin hükümsüzlüğüne ve işbu kayıtların sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin eğitim sektöründe "Eğitim ve öğretim hizmetleri konusunda Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının izin verdiği her seviyede anaokulu ilköğretim okulu, lise, yüksek okul ve üniversite açabilir, işletebilir ve 17.04.2007 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işleri "yapmak üzere 10.09.2001 tarihinde kurulduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan "Özel Eğitim Kurumu Ruhsatnamesi" ni aldığını, ayrıca "..." domain ismiyle faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." markasını 27.08.2015 tarihinde 10 yıl geçerli olmak üzere 20.02.2018 tarihinde tescil ettirdiğini,
davacının marka başvurusunun ise 10.11.2015 tarihi olduğunu, 556 Sayılı KHK hükümleri içerisinde kamu kurumu niteliğindeki üniversitenin "..." adıyla tescil ettireceği markaya yönelik sağlanmış bir koruma hakkı mevcut olmadığını, 556 Sayılı KHK'nın mutlak red sebepleri olarak sıraladığı 7/1-h maddesinin de olaya uygulanma ihtimalinin olmadığını, davcının konuyu farklı mecralarda ve hususiyetlerde değerlendirerek yanlış bir algı oluşturma gayretinde olduğunu, dava konusu olan hususun "..." ismi ve tüzel kişiliği olmadığını,
müvekkili şirketin başvurusunun "..." ismiyle olup hiçbir şekilde "..."ni çağrıştırır kullanım ve başvurusu bulunmadığını, davacı yanın "..." adıyla yaptığı .... Sınıflardaki marka başvurusunun "eğitim ve öğretim hizmetleri" dışındaki hizmetlerde reddi sonrasında, bu markayı kendilerinden önce başvurarak tescil ettiren müvekkiline hükümsüzlük davası açtığını oysa dilekçelerinde "..." adı ihtilaf konusu gibi yorum ve tespitlerde bulunduğunu, davacının talep konusu yaptığı ...
Sırasındaki emtialar ile ...
Sınıfın 1.sırasındaki emtiaları üniversite tüzel kişiliği olarak yapmasında hiçbir engel olmadığını, bu gerçeğe rağmen müvekkilinin adına tescil edilen "...." markasıyla gerek yazım-gerek işitsel benzerlikle tescil isteğinin üniversite tüzel kişiliği dışında ticari amaç kapsamında olduğunu, taraf markaları incelendiğinde daha önce tescil başvurusu yapılan önceye dayalı kullanımı da olan müvekkili şirket markasının müvekkili lehine korumaya matuf olduğunu, davacının markasının 3 ay sonra yapılmış bir başvuru olduğunu, müvekkilinin markasıyla anlamsal-işitsel benzerliğinin olmadığını,
başvurusunu farklılaştıracak unsurları olmadığından kurum tarafından tescil başvurusunun reddedildiğini, davacının isteminin "..." ya da doğrudan bu kurumu hedefleyici şekil-ifade-gersel-isim olmadığını, tescil isteminin "..." ifadesi olduğunu beyanla hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Deliller:
- Dosyada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi heyeti oluşturularak raporları alınmıştır.
... 2. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası: dosya mahkememiz dosyası arasına getirtilmiş olup yapılan incelemede " YİDK'nın ... sayılı kararıyla redde mesnet olarak sadece davalı şirkete ait "..." ibareli, ...sınıf hizmetleri içeren ... sayılı markayı göstermek suretiyle davacının marka tescil başvurusunu ....sınıf haricinde kalan kalan hizmetler için reddedildiği" davacının YİDK kararına karşı iptal davası açtığı, açılan davanın reddine karar verilerek ve derecattan geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan 09.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...Davacının marka kullanımlarının 2002 yılından itibaren olduğu, davalının dava konusu marka kullanımının 2015 yılından itibaren olduğu, dava Konusu “...” hizmetlerinin davalının... kod numaralı "..." markasında tescil edilemediği, davacının “...” markasını “...” sınıflarında tescil altına aldığı, dava konusu... kod numaralı "..." markasında kullanımın her iki tarafında esas kullanımlarının "..." alanı olduğu, dolayısı ile davacının diğer emtialar yönü ile iptal taleplerine ilişkin şartların oluşmadığı, dava konusu “...” emtiasının ...kod numaralı "..." markasında yer almaması sebebi ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen ilk karar: Mahkememiz ... karar tarihli ... Esas- ...Karar sayılı kararı ile. "Tüm dosya kapsamı, TPMK kayıtları ve sunulan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının bilgi eğitim şeklinde kırmızı beyaz marka kullanımlarının 2002 yılından itibaren olduğu, ancak öncesinde de bilgi eğitim vakfından kaynaklı tam logo halini almasa da, marka kullanımlarına rastlandığı görülmüştür.
Davalının dava konusu marka kullanımının 2015 yılından itibaren devam ettiği, dava konusu “..." davalının ... kod numaralı ... markasında tescil edilemediği, davacının ise “...” markasını “..." sınıflarında tescil altına aldığı, dava konusu ... sayılı ... markasındaki kullanımın her iki tarafında esas kullanımlarının “...” alanı olduğu, dolayısı ile davacının diğer emtialar yönü ile yukarıda anılan SMK hükümleri uyarınca aynı veya benzer mal / hizmetlerde kullanılım durumu olmadığından iptal taleplerine ilişkin şartların oluşmadığı,
dava konusu “...” emtiasının ...kod numaralı ... markasında yer almaması sebebi ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine" şeklindeki gerekçeleri ile davanın Reddine dair hüküm kurulmuştur."
İstinaf ilamı: Mahkememizin 2018/35 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin 16/01/2025 Tarih, ... Esas- ...Karar sayılı ilamı ile.
"Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde,kök raporda, davacı adına davalı marka tescil başvurusundan önce tescil edilen markaları ile davacının web sitesinde yer alan faaliyetleri ekşi sözlükte paylaşımlar, davacı üniversite tarafından basımı yapılan kitaplar, Davacının marka kullanıma alanına ilişkin tespitler, gazete haberlerinin yer aldığı davacı vekillerinin rapora itiraz ettiği, ancak mahkemece ek rapor alınmadığı gibi davacı itirazlarının da gerekçeli kararda karşılanmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK353/1-a-6 kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına,
davacının tescilli marka kayıtlarının getirtilerek, tescilsiz kullanımlarının, önceye dayalı hak sahipliği değerlendirilerek, davacı itirazlarını giderecek şekilde ek rapor yada yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi" kanaatine varılarak mahkememiz 25/11/2020 tarih, ... Esas-...Karar Sayılı Kararı bozularak mahkememiz yukarıda yazılı dosyasına kayıtlanmıştır.
İstinaf ilamı sonrası yapılan işlemler: İstinaf ilamı doğrultusunda dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
Bilirkişi Ek Raporu: 24/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; "Davacının marka kullanımlarının 2002 yılından itibaren olduğu, davalının dava konusu marka kullanımının 2015 yılından itibaren olduğu, dava Konusu “...” hizmetlerinin davalının ... kod numaralı bilgi eğitim markasında tescil edilemediği, davacının “...” markasını “...” sınıflarında tescil altına aldığı, dava konusu... kod numaralı ... markasında kullanımın her iki tarafında esas kullanımlarının “...” alanı olduğu, dolayısı ile davacının diğer emtialar yönü ile iptal taleplerine ilişkin şartların oluşmadığı, dava konusu “...” emtiasının ... kod numaralı ... markasında yer almaması sebebi ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dava ve uyuşmazlık; Davalı adına ... no ile tescilli ‘"...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Davacı taraf TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı " ..." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğunu, davacının kamu tüzel kişiliğine haiz olduğunu, "..." ibaresini taşıyan markalar için davacının tescil başvurularının bulunduğunu, "..." markasının davacı tarafça tanınmış hale getirildiğini, belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı ise şirketin 2001 yılında kurulduğunu, davalının markasının "..." şeklinde olduğunu, davacının ise bilinen ve tanınan markası ile isminin "..." olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe:Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında, TPMK kayıtları ve sunulan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; istinaf öncesi ve sonrasında alınan bilirkişi raporunda " davacının bilgi eğitim şeklinde kırmızı beyaz marka kullanımlarının 2002 yılından itibaren olduğu, ancak öncesinde de bilgi eğitim vakfından kaynaklı tam logo halini almasa da, marka kullanımlarına rastlandığı görülmüştür.
Davalının dava konusu marka kullanımının 2015 yılından itibaren devam ettiği, dava konusu “..." davalının ...kod numaralı ... markasında tescil edilemediği, davacının ise “...” markasını “...” sınıflarında tescil altına aldığı, dava konusu ...sayılı ... markasındaki kullanımın her iki tarafında esas kullanımlarının “...” alanı olduğu, dolayısı ile davacının diğer emtialar yönü ile yukarıda anılan SMK hükümleri uyarınca aynı veya benzer mal / hizmetlerde kullanılım durumu olmadığından iptal taleplerine ilişkin şartların oluşmadığı,
dava konusu “...” emtiasının... kod numaralı "..." markasında yer almaması sebebi ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı" kanaatinin bildirildiği, davacı markasının ... şeklinde olduğu ve bu markanın ...Sınıflarda tescilli olduğu, "..." ibareli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın...
Sınıflarda tescilli olduğu, bu markanın tescil başvurusu sırasında TPMK tarafından yapılan benzerlik incelemesi yönünden davalı adına tecsilli... tescil numaralı "..." ibareli marka göz önüne alınarak kısmen red kararı verildiği, bu karar karşı açılan davanında red edilerek kesinleştiği anlaşılmakla davalı adına tescilli markanın eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında yer almadığı, davacının marka kullanımlarını 2002 yılından it5ibaren kullandığı tespit edilmiş ise de bu kullanımların "..." ve " ..." şeklinde olduğu, dava konusu markanın ise "..." ibareli markaya ilişkin olduğu,
"... " ibaresi üstünde davacının önceye dayalı hak sahipliğinin bulunmadığı, bu hususun yukarıda belirtilen ... 2.FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyasında da tescil başvuru sırasında da gözetildiği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/34, K. 2026/1, 13 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama