KÜNYE
T.C. İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Esas no
- 2024/151 Esas
- Karar no
- 2024/492
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 11/03/2024
Karar Metni
1.108 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle.
01/12/2012 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... sayılı plakalı aracı ile seyir halinde iken sürücünün kusuru sonucu müvekkilin sevk ve idaresindeki... ile çarpış neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkiliö ... yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış herhangi bir netice elde edilemediğinden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu,... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... plaka sayılı araç ...
Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ... söz konusu trafik kazası nedeniyle, ...
Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp ABD. tarafından düzenlenmiş olan 16/12/2022 tarihli rapora göre %8.1 oranında malul kaldığını, davanın Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla.
50TL Sürekli iş göremezlik 25 TL Geçici iş görmezlik ,10 TL Sürekli Bakıcı gideri ,15 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle.
2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü doğrultusunda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacılar müvekkil şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış, başvuru neticesinde ... sayılı hasar dosyası açılmış ancak müvekkil şirket tarafından istenilen belgeler iletilmeden huzurda görülen dava açıldığını, müvekkil şirket tarafından istenilen evraklar,
tazminat hesabı için zaruri evraklardır. sürekli bakıcı gideri için %70 ve üzerinde kalıcı bir maluliyet gerektiğini ve geçici bakıcı gideri poliçe kapsamı dışında olduğunu, dava zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine, zorunlu arabuluculuk başvurusu ve müvekkil şirkete başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, müvekkil şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, 01.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının yaralanmasından kaynaklı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri yönünden zarara uğrayıp uğramadığı, uğramışsa bu zararlardan dolayı hak ettiği tazminat miktarı ve davalının bundan sorumlu olup olmadığından ibaret tazminat davasıdır.
Davalı taraf cevap dilekçesi ile birlikte süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Yine maddi tazminat isteminin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.
Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir.
Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).
TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.
Dava konusu yaralamalı trafik kazası 01/12/2012 tarihinde meydana gelmiş, görülmekte olan dava ise 11/03/2024 tarihinde açılmıştır.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1 maddesinde yer alan 2 yıllık kısa zamanaşımı süresi dolmuş olup somut olayda KTK'nın 109.maddesinde düzenlenmiş olan uzamış ceza zamanaşımı süresinin incelenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında somut olay içi öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup 8 yıllık uzun zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmektedir.
8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih 01/12/2020 tarihi olup pandemi dönemine ilişkin olarak 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında zamanaşımı süreleri durduğundan; zamanaşımının durduğu süreler dikkate alındığında dahi davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davalı tarafın zamanaşımı definin kabulüne karar verilerek davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalı Hakim · ¸e-imzalı
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/151, K. 2024/492, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama