KÜNYE
T.C. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2019
- Esas no
- 2019/1271 Esas
- Karar no
- 2019/177 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 29/11/2019
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesin özetle.
Müvekkili ...'ın adı geçen firmadan okul öncesi eğitim kitapları sipariş ettiğini ve karşılığında 10.000,00-TL tutarında 2 adet senet verdiğini, senetler bağlamında firmaca müvekkiline kitaplar gönderilmediğini sadece 3.000,00 TL'ye tekabül eden kitaplar gönderildiğini, sezonluk iş yapan müvekkiline firma zamanında kitapları göndermediği gibi satış yapamayan müvekkilinin 17.000,000TL tutarındaki borcu da ödeyemediğini, çünkü davalı tarafça mal teslim edilmediğini, senedin gününün yaklaştığını, satın alınan ve fakat hiçbir haklı gerekçe olmaksızın teslim edilmeyen,
karşılığında senet verilen ürünlerin 17.000,00TL'lik kısmının müvekkiline gönderilmemiş olması ciddi mağduriyet yarattığını, zamanında teslim edilmeyen kitapları yüzünden müşteri kaybı da yaşayan müvekkili başka firmalara yeniden borçlanarak kitap getirttiğini, ve bir kısım satışı bu şekilde gerçekleştiridiğini, müvekkilinin zararının büyük olduğunu, bu anlamda da karşı firmadan zarar taleplerinin olduğunu, senetin bir ödeme vasıtası olduğundan kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla düzenlendiğinin kabulünün gerektiğini,
dolayısıyla senetle alakalı 17.000,00TL bağlamında borçlu olmadıklarının tespiti noktasında davalarının kabulüne karar verilerek öncelikle bahse konu senetlerle ilgili tedbiren icra takiben konu edilmemesi yönünde karar verilmesini, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava; yargılama konusu kambiyo senetleri nedeni ile 17.000 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; '' MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile "Dava şartı olarak arabuluculuk"
MADDE 18/A- (1) İlgili Kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir.
Menfi tespit davalarının gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek zorunlu arabuluculuk yasasının ve gerekse TTK'nun 5.maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada düşünüldüğünde, ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/1734 Es sayılı dosyasında "...
TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu, menfi tespit davalarının esas itibariyle bir miktar paranın ödemesine ilişkin olmaları da dikkate alındığında dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir.
Aksinin kabulü halinde hem kanun koyucunun amacına aykırı yorum yapılmış olacak hem de uygulamada büyük bir kargaşa yaşanacağından mahkemece taraflar arasındaki davanın zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur." denilmekle belirttiğimiz doğrultuda içtihat oluşturulmuştur. Aynı doğrultuda ... Bölge adliye Mahkemesi ...
Hukuk Dairesi'nin... es sayılı dosyasında da "... ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır." denilmekle aynı husus vurgulanmıştır.
Dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davacının dava dilekçesi içeriğinden arabuluculuk başvurusunda bulunmadığı anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen Madde 18/A nın 2 fıkrası uyarınca dava delikçesinin karşı tarafa tebliğine gerek görülmemiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; davanın 7155 sayılı Kanunun 26. Maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, davacının menfi tespit davası olduğu, belirtilen nedenlerle zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu, davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/1271, K. 2019/177, 6 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama